menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ulus devlet paradigması ve kürd sorununda kalıcı çözüm

8 0
08.12.2025

Kırk yıldan fazla süren çatışma ve güvensizlik ortamı ile yoğun şiddet içerikli bir tarzla kendini ifade eden PKK yapılanması sembolik adımlarla da olsa silahsızlanmada somut bir aşamaya, kritik bir sürece girdi. Kürd sorunu ile ilgili özellikle son çeyrek asırda mühim oranda matbuat oluştu. Meseleye sığ bir açıdan bakıp sorunları güvenlik ve kriminal zeminde okuyan kesimler açısından sorun sadece güvenlik açığı ve sosyal mağduriyetler yumağı idi. Gelinen noktada toplumun ezici kesiminde bir çözüm beklentisi olmakla beraber, yaşanan travmaların oluşturduğu yakın ve uzak hafızayı silmek yaşanan acıları bir çırpıda yok saymak meseleyi hafife almak olur.20. Yüzyılda Ulus, seküler devlet yapılanmasının pratik bir sonucu olarak dindar mütedeyyin kimlikler ile devletin kurucu unsurlarından olmalarına rağmen kürdler kimlik ve kültürel bir baskı iklimi yaşadılar. Askerî darbeler ile daha da tahkim edilen resmi ideoloji, uyguladığı yöntemler ile70 li yıllardan sonra var olan istismar zemini daha da güçlendirdi. Diyarbakır cezaevi bilinen en bariz örnektir. Sol, seküler silahlı kürd milliyetçiliğinin, kurucularının da defaaten yazılı ve sözlü ikrarı ile teyyid ettikleri gibi, Kemalizm bazı yönleriyle taklid edildi. “Kürd Kemalizmi“ Güneydoğuda cebren taban bulup yer yer kitlesel boyutlara ulaştı. Seküler şiddet eksenli mücadele tarzı, Marksist ve Leninist bir jargondan beslenmesine rağmen, DHKPC ve diğer sol silahlı örgütler gibi liberal, kapitalist Avrupa’dan koşulsuz destek aldı. Avrupa’da etkili bir diaspora oluştu... PKK da ayrım yapmadan kendi siyasi çizgisini red eden ve özellikle meseleye İslami bir çözüm perspektifinden bakan kişi ve kurumlara yönelik itibarsızlaştırma, öldürme, adam kaçırma, işkence ve katliamlara varan yöntemler uyguladı. Bu şiddet terör sarmalı bir kaç yıl öncesine kadar devam etti. Özellikle son 23 yılda inkar ve asimilasyon politikası red edilip meselenin bir güvenlik ve iktisadi, sosyal mağduriyet sorunu tanımlamasından çıkarılıp, devrim niteliğinde adımlar atılmasına rağmen şiddet ve terör eylemleri zirve noktaya tırmandırıldı.6-8 Ekim olayları öncesi ve söz konusu tarihlerde sergilenen ve şehirlerde gasp, talan, yıkım ve en zalimane yöntemlerle sergilenen cinayetleri toplumun hafızasından kısa sürede silmek zor. Bu konudaki kaygılar, samimi uyarılar ağır ve tazyif, tahkir cümleleri ile engellenmemeli. Daha önce yaşananlar İhtiyatlı bir iyimserlik sergilenmesini zorunlu kılıyor. Aynı makus sonun yaşanmaması için dikkat edildiği de görülüyor.

Yine aynı şekilde askeri vesayetin bitirilmesi ve sivil iradenin devlet mekanizmasında tek belirleyici konumda olması ile birlikte ezber bozan cesur ve kararlı adımlar atıldığı, taşın altına elle değil gövde ile girildiği gerçeği inkar edilemez. Buna rağmen, etnik milliyetçi Kürd siyasetinde legal unsurların İnisiyatif almakta hala ürkek ve isteksiz oldukları bağımsız bir irade sergileyemedikleri, silahlı unsurlardan aksi yönde gelen mesajlarla nasıl pozisyon alıp geri adım artıklarını hatırda tutmak gerekiyor. Son iki yıllık süreçte mesaj taşımak dışında yeterince inisiyatif alınmamış olması da göz önünde bulundurulmalıdır.

Bu noktaya nasıl geldiğimizi hatırlatmakta tekrar fayda var Suriye de 2011 ve 2012 deki halk hareketlerinin başlaması ile birlikte İŞİD ile mücadele bahanesi ile demografik yapının üçte ikisinin Arap olduğu bölge, Kürdler arasında da azınlık olan, en son PYD/SDG olarak isimlendirilen örgüte müzahir yapıya, egemen güçlerce peşkeş çekildi. Örgütün Suriye yapılanması kendisi gibi düşünmeyen kürd guruplarına suikastlar, tehditler, infazlar, techirler uygulayarak Batı/ABD desteği ile saha gerçekleri ile uyuşmayan bir alan hâkimiyetine ulaştı. Bu sanal güç zehirlenmesi söz konusu önceki sürecin akamete uğramasında en önemli etkendir. Bu risk bu gün de İsrail etkisi ile hala mevcuttur. Bu süreçte istihbarat örgütlerinin dizaynı ile Suriye’deki kazanımını korumak için ve de Türkiye’de İHA ve SİHA teknolojileri ile gerçekleştirilen operasyonların etkisi ile hareket alanı daralan örgütün silahlı unsurları Suriye’ye yönlendirildi. Yine istihbarat servislerinin........

© Haksöz