menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Myko 2026

126 0
23.08.2026

Böyle giyinmeyi nereden öğrendiler acaba? Dergi okumadıkları belli; eskiden olsa erkeklere de hitap eden moda dergilerinde gördüklerini kendi kendilerine uyguluyorlar derdim. Biz öyle yapardık en azından. Ama biz artık yaşlandık. O süet ‘penny loafer’ tipi ayakkabılar, keten pantolonlar, keten gömlekler… Sosyal medyada yayılmış olmalı gençler arasında. Ama bu üniforma, evet üniforma, hiç genç değil. Daha çok babalarından öğrenmişler sanki, babalarından oğullarına aktarılmış bir gardırop kültürü. “Zengin görünmek” başlığı altında yer alabilecek bir ‘look’ bu.

Gençlik ne zamandır böyle giyiniyor? Gençlik kendi look’unu kendinin belirlediği, hiçbir norma, standarda uyulmadığı bir dönem olmalıydı. Kıyafet sürüye uymamanın en belirgin dışavurumu olmalı. Lekeli ya da ıslak görünmek. Küpe takmak, saçları boyatmak, parmaklara oje sürmek. Bunların hepsi sonra gelirdi.

Temiz kesimli saçlarıyla, penny loafer ayakkabıları, keten takımlarıyla bu gençlerin bir kısmı gerçekten de mega yatlardan iniyor. Bir kısmı yatlara uzaktan bakıyor ama onlar gibi giyiniyor.

Geçen yaz 18 yaşındaki bir İngiliz gencin Amerikalı bir Yunan’a kabul edildiği üniversiteyi anlatma çabalarına kulak misafiri oldum. Sabah 5:00’te. “Oxford ve Cambridge var, biliyorsun?” diyordu civciv sarısı saçlarıyla İngiliz genç. Muhatabı onaylayarak kafasını sallıyor. Devamı geliyor: “Bir de Durham var, işte Durham’a gideceğim.”

Dünyanın en iyi üniversitelerinden birine başlayacak olması kimseyi etkilemiyor gibi. O sırada kendilerinden çok çok önce moda olan bir Human League şarkısı çalıyor ve eşlik ediyorlar.

Dünyanın hiçbir plajına topuklu ayakkabıyla girilmemeli. Gece elbisesi, mücevherler, bütün suratı kaplayan iddialı bir assolist makyajı ve kuaförden yeni çıkmış izlenimi veren saçlarla da. Küçük el çantalarının – birçoğu Chanel – içinde sadece iPhone ve sigara paketleri var. Taşıyana baktığınızda gerçek bile olsa çantalar çakma gibi duruyor.

Ama Scorpios da sadece bir plaj değil. Plaj belki de Scorpios’un en önemsiz kısmı. Gece kulübü, lokantası, barı, hatta butiğiyle bir beton vaha. Orada görünmek bir statü olduğu için de gidenlerin öncelikli amacı bu seyahati belgelemek.

Instagram’da fotoğraf paylaşılmadıysa bir yere gidilmiş sayılmaz. Ama fotoğraf çekmenin de belli kuralları var. Kamerayı ışığa karşı tutarsanız zorlanırsınız. Ama bugün, bu saatte, tam da bu nokta fotoğraf çekmek şart. Güneşin yerini değiştirmek mümkün mü? Scorpios’u yanlış yere mi inşa ettiler yoksa? Adanın arka tarafında olsa, bu öğle yemeği saatinde selfie çekmek çok daha kolay olur.

Kendi giyim markası olan ve vergi nedeniyle Dubai’de yaşayan bir İtalyan “Kesinlikle denizden gitmek gerek,” diyor Scorpios için. “Denizden gidince kuyruk falan beklemek gerekmiyor.” Bazı geceler, tıpkı Bodrum’da Maça Kızı’nda olduğu gibi tender trafiği oluşuyor iskelenin önünde.

Öğle ve akşam yemeğinde oturmak için değişen kotalar var. 100 Euro ya da 150 Euro adam başı gibi. Önce bunu kabul edip etmediğinizi soruyorlar. İtiraz etmenin bir anlamı yok, zaten mönüdeki her şey aşağı yukarı 100 Euro.

Dünyanın en kötü........

© Habertürk