Paradan bile para kazanılamıyorsa sorun nerede?
2025, faizin zirvede olduğu, enflasyonun düştüğü ama tasarruf sahibinin yine de kaybettiği bir yıldı. Bu durum bir gerçeği yeniden hatırlattı: Bazen mesele, yanlış yatırım yapmak değil, doğru yerde durmanın bile yetmemesidir. Yani konjonktüre karşı koyamamaktır.
Faizlerin son 20 yılın zirvesine çıktığı bir dönemde bile mevduat, tüketici enflasyonuna karşı reel getiri sağlayamadı.
Borsa, yüksek finansman maliyetleri ve zayıf büyüme altında ezildi.
Dolar, küresel değer kaybının faturasını yerli yatırımcıya kesti. Euro kazandırdı ama o da dış dünyanın rüzgârıyla.
Yıllık ortalamalara bakıldığında ayakta kalan tek araç altın oldu. Hem üreticiye hem tüketiciye karşı.
Özetle 2025’te reel sektörde olduğu gibi, finansal sektörde de paradan para kazanmanın zorlaştığı bir yıldı.
Bazı tasarruf sahipleri bunu erken fark etti. Finansal araçlardan umudunu kesenler, parayı mala çevirdi. Gayrimenkul ve otomobil satışları, faizin zirve yaptığı bir yılda rekor kırdı. Ekonomi kitaplarında yeri olmayan bu davranış, Türkiye’nin en rasyonel reflekslerinden biri oldu. Çünkü enflasyondan şerbetli tasarruf sahipleri hemen “param erimesin” arayışına girdi.
TÜİK’in yayımladığı finansal yatırım araçlarının nominal ve reel getirilerine bakıldığında, manşeti belirleyen sütun en sağda duruyor: yıllık ortalama. Çünkü kısa vadeli sıçramaların, dönemsel oynaklıkların değil; bir yıl boyunca paranın başına ne geldiğinin muhasebesi orada tutuluyor.
Bu muhasebenin sonucu ise net: 2025’te hem üretici hem de tüketici enflasyonunun üzerinde reel getiri sağlayabilen tek yatırım aracı altın.
Başka kimse ayakta kalamamış.
Altın, yıllık ortalamada TÜFE’ye göre yüzde 27,9, Yİ-ÜFE’ye göre yüzde 37,6 reel getiriyle adeta “dünya şampiyonu” olmuş. Küresel........
