Dış borç 539 milyar dolar ama Türkiye'nin dış borç alanı hâlâ geniş
Türkiye'nin dış borcu 539 milyar dolara çıktı.
İlk bakışta bu rakamın kendisi ürkütücü. Üstelik 539 milyar dolar, Türkiye'nin bugüne kadar gördüğü en yüksek brüt dış borç stoku. Yılın ikinci çeyreğinde dış borç 520.8 milyar dolardan 539 milyar dolara yükseldi. Üç aylık artış 18.2 milyar dolar, yani yüzde 3,5.
Fakat ekonomide bazen rakamın kendisinden çok, rakamın nereye göre büyük veya küçük olduğuna bakmak gerekir.
Türkiye'nin dış borç hikâyesinde de asıl soru "539 milyar dolar çok mu?" değil.
Türkiye bu borcu taşıyabilecek ve daha fazla borçlanarak büyümesini finanse edebilecek bir kapasiteye sahip mi?
Cevap, bütün risklerine rağmen, bugün için "evet, belli ölçüde" oluyor.
Borcun dörtte üçü özel sektörden
İkinci çeyrek verilerinin en dikkat çekici tarafı borç artışının kompozisyonu.
Toplam dış borç 18.2 milyar dolar artarken özel sektörün dış borcu 305 milyar dolardan 318 milyar dolara çıktı. Artış yaklaşık 13 milyar dolar.
Kamu sektörünün borcu ise 192,2 milyar dolardan 197,9 milyar dolara yükseldi, artış 5,7 milyar dolar.
Buna karşılık Merkez Bankası'nın dış yükümlülükleri 24,3 milyar dolardan 23,1 milyar dolara geriledi.
Yani toplam dış borçtaki artışın yaklaşık dörtte üçü özel sektörden geliyor. Bu önemli.
Çünkü borçlanmanın kamu bütçesini finanse etmekten ziyade şirketlerin finansman ihtiyacına, yatırımlarına, işletme sermayesine ve dış ticaretine yönelmesi, borcun ekonomik karşılığının daha yüksek olabileceğini gösteriyor.
Ama burada bir şart var. Özel sektörün borçlanması üretim ve ihracat kapasitesini artırıyorsa avantajdır; sadece mevcut borcu çevirmek için kullanılıyorsa aynı şeyi söylemek mümkün değildir.
539 milyar dolar tek başına ne söyler?
Dış borcun büyüklüğünü milli gelire oranlamak gerekiyor.
Henüz ikinci çeyrek milli gelir verisi açıklanmadığı için kesin dış borç/GSYH oranını bilmiyoruz. Ancak Türkiye'nin milli gelirinin bu yıl yaklaşık 1,7 trilyon dolara ulaşması halinde 539 milyar dolarlık dış borç stokunun milli gelire oranı yaklaşık yüzde 32'ye geliyor.
Bu oran Türkiye açısından hâlâ düşük bir seviyeye işaret ediyor.
Nitekim IMF'nin 2026 Türkiye değerlendirmesinde 2025'in üçüncü çeyreği itibarıyla brüt dış borç/GSYH oranı yüzde 36,9 olarak hesaplanıyor ve sonraki yıllarda yüzde 33'ler civarına gerilemesi öngörülüyor.
Dolayısıyla dış borcun dolar bazında rekor kırması ile borç yükünün milli gelire göre ağırlaşması aynı şey değil.
Nominal ekonomi büyürken ve milli gelir dolar cinsinden yükselirken borç stokunun artması tek başına alarm zili değildir.
Asıl alarm, borcun milli gelire oranının........
