Evrenin Varlığı Şükretmeye Yetmez Mi
Düşünüyorum da oturduğumuz muhit, yaşadığımız evler, coğrafya insanı dört büyük kitaba çıkarıyor.
Kendimize bir kaç soru soralım mı? Hadi sorularım özlemişsinizdir.
Rabbimin yarattığı varlıklara kaç dakika bakıyoruz? Baktığımız da aklıma zikir mi, neden mi geliyor?
Somut kaynaklara bağlı kaldığında mı mutlusun, kabullenince mi?
Dünya’da yaşadığımız her dakikaya yeni bir doğuş gözüyle baktığımız zaman Rahmanın tüm güzelliklerine şahit olmuyor muyuz? Güneş doğmadan önce kalkan biri güneşin doğuşuna şahit olur. Sabah namazına kalkan bir insan o eşsiz güzellikler karşısında Şükrü’nü her zaman dile getirmez mi?
Müstakil evde yaşamayan, toprağa ayağı basmayan, gökyüzüne hiç bakmayan kimsenin şükrü az olabilir.
Genelde entel dantel takılanlar, yağmurun yağmasıyla toprağa düşen katreyi bilmez ve bu katrenin çıkardığı kokuyu… Hissetmemek veya hissedememek arasında kalan kesim olmak.
Geçen gün ne demiştim çocuklarınızı zorlayın onları hastanelere, mezarlıklara, tekke türbelere götürün demiştim değil mi! Bir fikir daha vereceğim, onlara doğayı tanıtın. İmkânlar yaratın. Yaratma kelimesini kullanmak istemem ama açmak, sunmak kelimesine karşılık kullanmak istedim.
Doğa onları Rahman’a yaklaştıracak bir açık müze değil mi? İmkânı olan gezegenleri incelesin teleskop alıp, imkânı olmayan çıplak gözle baksınlar gökyüzüne. Tek tek yıldızları sayın ailecek. Ayın konumuna bakın, yarım-orta vs.
Sonra Kuran-ı Kerim’den ay, yıldızla alakalı ayetleri araştırın. Enbiyâ Suresi, 33. Ayet: "Geceyi,........
