menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bayram Gelmiş Neyime

14 0
19.03.2026

Bayram gelmeden önce kalp hazırlanırdı.

Evler değil sadece, içimiz temizlenirdi.

Evler hazır, sofralar kurulu…

Çünkü artık bayram, takvimden geliyor.

Fark etmeden büyüttük içimizdeki “filleri”.

Görmezden geldiklerimizle,

Her susuş bir adım oldu,

her kayıtsızlık bir ağırlık.

Konuşmamız gereken yerde sustuk,

durmamız gereken yerde geçtik,

bakmamız gereken yerde gözümüzü çevirdik.

 Yatsıya yakın bir vakitte…

Hâlâ bir yerlerde samimiyetin kaldığını hatırlatan bir kapı çaldı.

Telefon etmeden geldi.

Ama o sarılmanın içinde bir boşluk vardı.

Ağlayamayan bir insanın sessizliği…

Gözlerinde, içine çökmüş bir karanlık.

Bu, kahve isteği değildi.

Bu, içinden taşanı tutma çabasıydı.

Yüzü değil, içi konuştu:

Bayram gelmiş neyime…

Artık ciğerimden kan kokusu geliyor.

Madden, manen bittim.

İnancım uçurumun kenarında…

Sanki üzerimden kaynar su döküldü.

Ne teselli edebildim,

ne susturabildim zamanı.

Sadece içim titreyerek,

aynı cümleyi fısıldayabildim:

Bayram, herkes için aynı gün değil

Aynı saat, aynı ezan…

Ama herkesin içinde başka bir karanlık var.

Biz dışarıda bayramı konuşurken,

birileri içeride acıyı sayıyor.

Hâlâ “iyi bayramlar” diyebiliyormuşuz.

Sadece meydanlardan geçmiyor artık.

İnsanların hayatından geçiyor.

Adaletin üzerinden geçiyor.

Umutların üzerinden geçiyor.

Bayramlar birleştirir.

Acılar bile yalnız yaşanıyor.

Bir annenin içindeki yangın,

hiçbir sofraya sığmıyor.

Bir insanın inancı uçurumun kenarına gelmişken,

hangi bayramdan söz edebiliriz?

Her bayram biraz daha eksiliyoruz.

İçimizde hâlâ sönmeyen bir yer var belki.

Bayram sadece takvimle gelmesin…

fiiller yeniden konuşur.

“Bayram gelmiş neyime” demez.

hâlâ o cümleyi kuruyor.

Her birinizi saygıyla selâmlıyor Ramazan bayramınızı kutluyorum...


© Habererk