Huzur Sokağı’nın Bilal’i de Ekremci olmuş!
Bu aziz milletin içinden çıkan, toprağın kokusundan, milletin acısından ve sevinçlerinden beslenen Mehmet Akif'i, Yahya Kemal'i, Necip Fazıl’ı, Sezai Karakoç’u, hatta Ahmet Hamdi'yi görmezden gelen bazı ahmaklar;
“Sanatçı dediğin solcu olur” diyerek, aslında “Batı taklitçisi” güruhun karşısında duran yerli ve milli isimleri “yok” sayarlar.
Gerçek solun temel iddiası “ezilenin yanında olmak, sermayeye karşı durmak” iken, bunun tam tersini yapan…
Her fırsatta “hak, hukuk, emek” edebiyatı yaptıkları halde zengin burjuva hayatı yaşayan, milletin değerlerine düşman olan, Batı’ya yaranmaya çalışan ve tam bir “samimiyetsizlik abidesi” olarak karşımızda duran “çakma solcu sanatçıları” ise baş tacı ederler.
Yukarıdaki tarife uyan ve “Solcu sanatçı” geçinen bu tipler ise…
Belediyelerden, büyük sermaye gruplarından ve devletin desteklerinden beslenirler.
Dev prodüksiyonlar, anma etkinlikleri, kitap siparişleri, festival sponsorluklarından gelen paralarla ultra lüks şeklide hayatlarını sürdürürler.
Kendi milletine “cahil, yobaz, kısa bacaklı yaratıklar” gözüyle bakan bu tipler, İngilizci, Amerikancı, Fransızcı takılırlar…
Batı’yı görünce Pavlov’un şartlanmış köpeği gibi salyalarını akıtırlar.
Anadolu’nun nabzını tutmaz, halkın sorunlarını bilmezler.
Emperyalistlerle, müstemleke zihniyetiyle iş tutarlar.
Gerçek solun “anti-emperyalist duruşu”, bunlarda yoktur.
Bunlar, kıskanç ve küfürbazdırlar.
Batı’daki en azılı ateist sanatçılar tüm dinlere mesafeli iken…
Türk solunun sanatçısı, tüm dinlere değil, sadece İslam’a düşmandır.
Salya sümük Müslüman’a saldırır, ezandan rahatsız olur, Kur’an okunmasına kızar.
Dini bayramları hedef alıp, kurban kesmeyi “ilkel ve kanlı” bir eylem sayarlar.
Batılı sanatçı, eserleri ile ön plana çıkarken…
Bizdeki solcu sanatçılar “muhaliflik” goygoyuyla şöhret peşinde koşar, temcit pilavına dönen eserlerle de cebini doldurmanın yolunu ararlar.
“Sömürü düzenine başkaldırın” dekleri halde, ülkeyi en çok onlar sömürürler.
Hasbelkader kendilerine “solcu” demiş bu sanatçılar, her daim vesayetin yanında yer alır, hiç........
