Hızlı ve imanlı!
Dönemin tanınmış hocalarından Hocazade Müderris Osman Efendi’nin 4. erkek evladının en küçüğü olarak dünyaya gelen Süleyman Hilmi Tunahan Hoca, İslâm’ın bir hizmetkârıydı.
Hayatını Kur’an öğretimine vakfetmiş, Kur’an’ı bilen ve yaşayan öğrenciler yetiştirmeye gayret etmişti.
Davasını emanet ettiği talebelerine;
“Bu vazifeleri siz devam ettireceksiniz. Buna mecbursunuz. Bunu yapmadığınız takdirde şu on parmağımı mahşerde yakanızda bulacaksınız. En namüsait şartlarda dahi talebe okutmaya devam edeceksiniz. Dağ başında olsanız ve elinize bir kişi geçse, ona Kur’an’ı ve dini öğreteceksiniz...” vasiyetinde bulunmuştu.
Aziz milletimizin “CHP tek parti diktası” altında manevi susuzluk ve gıdasızlıktan boğulmak üzere olduğu bir devirde açtığı Kur’an Kursları ile onlara âb-ı hayat çeşmesi olan Tunahan Hoca…
Kurslarına devam eden ilim ve irfan sahibi gençler sayesinde de memlekete sayısız müftü, vaiz, imam, Kur’an kursu öğretmeni ve müezzinler yetiştirmişti.
3 Mart 1924 yılında çıkarılan “Tevhid-i Tedrisat Kanunu” ile medreselerin kapatılması üzerine, medrese usûlüne uygun olarak aynı tedrisatı devam ettirmek istemiş ve bu hususta çareler aramaya başlamıştı.
Yaklaşık 520 müderrisle yapılan toplantıda, onlara “her birinin ikişer talebe bularak medreselerde okutulan ilimleri okutması halinde milletin dinî ihtiyacını 50 yıl daha karşılayabileceklerini” söylemiş, fakat bu teklifi destek görmemişti.
Türkiye’de din eğitim tamamen yasaklandığı için birçok dersiâm,
“Artık hocalıkta bize ekmek kalmadı. Bize tevdi edilecek yeni mesleklere gidelim” diyerek, talebe okutmayı bırakıp, iş aramaya koyulmuştu.
Tunahan Hoca ise kendi iki kızını okutmak suretiyle, İslami derslere evinde başlamıştı.
“Maaş” yüzünden talebe okutmak istemeyen dersiâmlara da; “Efendiler! Hocalık bir meslek, bir ekmek teknesi değildir. Hocalık; Allah’ın, Resûlullah’ın, Kitabullah’ın ve Din-i Mübin-i İslâm’ın tebliğ memurluğudur”........
