menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yüzyılın Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve Yeniden Uyanış

31 0
14.09.2026

Yüz yıldır yönünü batıya dönen ve kendi medeniyet değerlerini değersiz gören bir müfredattan, kendi medeniyet köklerini merkeze alan bir maarif modeli ve cesaretli bir bakana...

Bir milletin geleceği yalnızca sınırlarında değil; okullarında, sınıflarında ve yetiştirdiği neslin zihninde korunur. Çünkü vatanı savunacak asker de adaleti tesis edecek hâkim de millete hizmet edecek bürokrat da ülkenin geleceğine yön verecek öğretmen, mühendis ve devlet adamı da eğitim sisteminin içinden yetişir.

Eğitim, yalnızca bilgi aktarma işi değildir. Eğitim; bir nesle kim olduğunu, nereden geldiğini, hangi değerlere mensup olduğunu ve hangi istikamete yürümesi gerektiğini öğretme meselesidir. Kendi medeniyetini, tarihini, inancını ve milletini tanımayan bir neslin eline verilen bilgi, makam ve teknoloji; milletin hizmetinde kullanılabileceği gibi millete karşı bir silaha da dönüşebilir.

Yakın tarihimiz bunun acı örnekleriyle doludur.

Kendi Milletine Silah Doğrultan Nesil Nasıl Yetişti? 1960 Darbesi’nde, 1980 Darbesi’nde, 28 Şubat Postmodern Darbesi’nde ve 15 Temmuz hain darbe girişiminde bu ülkenin imkânlarıyla yetişen, milletin vergileriyle maaş alan Fetöcüler, yine milletin parasıyla alınmış silahları kendi halkına doğrultmuştur, üzerlerine bomba yağdırmıştır.

15 Temmuz gecesi bu milletin uçakları, helikopterleri ve tankları milletimize karşı kullanılmış; Türkiye Büyük Millet Meclisi bombalanmış, vatanını savunan masum insanlar şehit edilmiştir. İsimleri, kimlikleri ve doğum yerleri bu topraklara ait olsa da zihinleri ve sadakatleri başka merkezlerin emrine girmiş kişiler, kendi milletine silah sıkabilmiştir.

Öyleyse kendimize şu ağır soruyu sormamız gerekir:

Bir insan nasıl olur da ekmeğini yediği, suyunu içtiği, imkânlarıyla yetiştiği ve kendisine emanet edilen silahı taşıdığı kendi devletine ihanet edebilir?

Bunun cevabı yalnızca güvenlik politikalarında aranamaz. Meselenin temelinde bir eğitim ve şahsiyet problemi vardır. Aidiyet duygusu verilmeyen, millî ve manevi değerlerle buluşturulmayan, tarihini ve medeniyetini tanımayan insan; makam sahibi olabilir fakat şahsiyet sahibi olamayabilir. Diploma alabilir fakat vicdan kazanamayabilir. Bilgi sahibi olabilir fakat irfan sahibi olamayabilir.

İşte bu sebeple eğitim meselesi aynı zamanda bir millî güvenlik meselesidir.

Bilgi Yetmez, Şahsiyet de İnşa Edilmelidir Yıllarca çocuklarımızı sınavlara hazırladık fakat hayata hazırlamakta eksik kaldık. Matematik öğrettik fakat adaleti yeterince öğretemedik. Fen öğrettik fakat merhameti ihmal ettik. Yabancı dil öğrettik fakat kendi medeniyetimizin dilini, kavramlarını ve mefkûresini unutturduk. Meslek sahibi yaptık fakat mesuliyet sahibi yapmakta zorlandık.

Neticede bazı insanlar büyük makamlara ulaştı ancak mensubu olduğu millete karşı sorumluluk hissedemedi. Bazıları akademik başarı kazandı fakat vatan, millet, bayrak, aile, ahlak ve inanç karşısındaki vazifesini ve sorumluluğunu kavrayamadı.

Hâlbuki eğitimin asli gayesi yalnızca başarılı insan değil; iyi, doğru, adaletli, vicdanlı ve merhametli insan yetiştirmektir. Akıl ile kalbi, bilgi ile hikmeti, bilim ile ahlakı ve meslek ile mesuliyeti bir araya getirmeyen eğitim sistemi eksik kalır.

Bu hakikati gören ve eğitim sistemini yeniden kendi medeniyet değerlerimiz üzerine inşa etmeye çalışan isimlerin başında Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin gelmektedir.

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Bir Uyanış Hamlesidir Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ni yalnızca yeni bir müfredat değişikliği olarak görmek büyük bir yanılgıdır. Bu model, yüzlerce yıllık medeniyet birikimimiz ile çağın bilimsel ve teknolojik imkânlarını buluşturmayı hedefleyen bir nesil ve şahsiyet inşası hamlesidir.

Modelin merkezinde yalnızca sınavlarda yüksek puan alan öğrenci değil; erdemli, üretken, çalışkan, sorumluluk sahibi ve milletine faydalı insan bulunmaktadır. “Erdem-Değer-Eylem” çerçevesinde adalet, saygı ve sorumluluk çatı değerler olarak belirlenmiş; aile bütünlüğü, vatanseverlik, merhamet, mahremiyet, dürüstlük, çalışkanlık, sabır, yardımseverlik ve dayanışma gibi değerler eğitim sürecinin asli unsurları hâline getirilmiştir.

Bu yaklaşım, değerleri hayatın dışına iten küresel dayatma müfredat anlayışlarına karşı açık bir medeniyet iradesidir. Çünkü değerlerden arındırılmış eğitim tarafsız değildir. Kendi değerlerinizi öğretmezseniz başkalarının değerleri çocuklarınızın zihnini ve şahsiyetini şekillendirir.

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin hedefi ezberci ve taklitçi bir nesil değil; düşünen, üreten, sorgulayan fakat kendi medeniyet köklerinden kopmayan bir nesildir. Millî kimliğini muhafaza ederken insanlığın ortak birikiminden yararlanabilen; bilimde, sanatta ve teknolojide ilerlerken........

© Haber Vakti