Trump geldi aşka, Trump’ın aşkı başka
Daha ilk günden “Gazze’de” 3 şehidimiz var. Bizimkiler uyurken, Sarışın Şeytan diyor ki: Gazzeliler ya silah bırakacak ya da bıraktıracağız. Sahi bu durumda, Türk askeri gidecek/ gönderilecekse Gazze’ye, askerimizin silahının namlusu kime karşı olacak, kimin yanında duracak? Bugünün en can yakıcı sorusu bu.
Trump 2026’da verilecek Nobel’e aday. Tesellisi şu oldu: bugün verilen Nobel barış ödülü, geçen yılın değerlendirilmesi, 2025 yılı değerlendirmesi 2026’da yapılacak. 7. Savaşı bitiriyormuş. O da Afganistan Pakistan arasındaki savaş’mış. “Tanrıyı kıyamete zorlamak”tan söz eden bu Satanist, Pedefolik, Siyonist adam başımıza “Barış meleği” kesildi.
Bugün Şarm el Şeyh’da tam bir tiyatro oynanıyor. Şarm el Şeyh’in yaslandığı dağ, Tur-u Sina dağı. Yani Hz. Musa’nın 40 günlük manevi misafirliğinin gerçekleştiği yerin yamacında yapıldı bu toplantı. Şeytan Musa’nın çocuklarının yanına, Hristiyanları, Müslümanları da ekleyip, kendince yaptı yapacağını. Şeytan Şarm El Şeyh'i çok sevdi. (Sanırım bu zirvelere katılan bazı Şeyhleri de çok seviyordur) BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin 27. Taraflar Konferansı (COP27) 6-18 Kasım 2022 tarihleri arasında burada yapıldı. İklim değişikliğiyle mücadelede önemli kararların alındığı bu zirveye 195 ülkeden siyasetçiler ve bürokratlar, STK temsilcileri, Basın ve akademisyenler, iş adamları katıldı.
Bu gün size İsrail’le ilişkilerin AK Parti dönemi ile ilgili ipuçlarını anlatacaktım.
AK Parti’nin İsrail’le ilişkilerinde 30 Ağustos 2004 Zafer Bayramı önemli bir gündür. 4 kişilik bir heyet, İsrail’in daveti üzerine İsrail’le ilişkileri daha da pekiştirmek üzere görüşmeler yapmak üzere İsrail’e gitti. Heyette Ömer Çelik, Egemen Bağış, Mevlüt Çavuşoğlu ve bir kişi daha vardı. Ömer Çelik’in “AK Parti’nin Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli” ile bağlantılı ifadeleri geçmektedir, ama Şaban Dişli’nin ziyarette yer aldığına dair net bilgi yoktur. Heyet 2 Eylül 2004’te dönene kadar İsrail Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Silvan Şalom, İsrail Başbakanı Dış İlişkiler Danışmanı, Milli Güvenlik Konseyi Danışmanı, İsrail askeri istihbarat başkanı, MOSSAD başkanı gibi üst düzey yetkililer ile görüşmeler yaptı. Tabi, AK Parti bu çizgiye bir anda gelmedi. Erdoğan Milli Görüş’ün İsrail’i tanımamasını ve bunu bir gaflet olarak değerlendirirken, 2002 yılında ABD’ye yapmış olduğu seyahatte AKP’nin İsrail ile ilişkilere önem verdiğini belirtmiştir. Reel politik Erdoğan için artık bir zorunluktur. AKParti’den Murat Mercan, 2002 Kasım seçimi zaferinden sonra “Türk dış politikası siyasi partilere bağımlı değildir, Türk ulusal çıkarlarına bağlıdır. İki ülke arasındaki ilişkiler karşılıklı olarak yararlı oldukça ilişkilerin seyrini değiştirmek için hiçbir sebep yoktur” diyecektir. Bugünlerde yine “Meşruiyet kazanma”yı konuşuyoruz. Evet “AKP’nin kuruluş serüveninde İsrail’le ilişkiler meşruiyet alanı olarak görülmüştür”. AK Parti için dini talepler ve İsrail karşıtı söylemler, artık geleneksel tabanını kaybetmemek için söylenen sözlerle sınırlı kalmıştır. Abdullah Gül 19 Kasım 2002 hükûmet programında İsrail konusunda şöyle demektedir: “Hükümeti Programı, Türkiye Filistin ve İsrail taraflarıyla iyi ilişkilerini sürdürerek barışın tesisine yönelik çabalara katkıda bulunma imkanına sahip olacaktır”.
AK Parti döneminin ilk Türkiye-İsrail gerginliği 2003’te Irak’ın işgali sürecinde, İsrail’in bölgedeki Arap ve Kürt Yahudileri’ne olan ilgisi ve Barzani aşireti ile ilgili olarak İsrail’in girişimlerine karşı olmuştur. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, İsrail’in Kuzey Irak’tan toprak aldığını söyleyerek İsrail’in bölgedeki faaliyetlerinden duyduğu rahatsızlığı dile getirmiştir. Bunun karşısında İsrail, “Biz Türkiye’yi üzmeyiz.” diyerek ilişkileri yumuşak bir zemine taşımış, arka kapı diplomasisi ile “kaygılar giderilmiştir”!? AKP iktidarının ilk aylarında İsrail’e bakan düzeyinde pek çok ziyaret gerçekleştirilmiş, İsrail’den Türkiye’ye de Devlet Başkanı Moşe Katsav, Dışişleri Bakanı Silvan Şalom başta olmak üzere üst düzey ziyaretler yapılmıştır. Temmuz 2003’te oluşturulan Türkiye İsrail Dostluk Grubuna 183’ü AKP’li olmak üzere 289 parlamenter üye olmuş, grup başkanlığına AKP milletvekili Suat Kılıç seçilmiştir.
Irak’ın işgal sürecinde, AK Parti ilk oylamada tezkereyi geçiremese de Erdoğan ABD ile yakın desteğini sürdürmüştür. İstanbul’da Neve Şalom ve Beth İsrael Sinagogları’na 16 Kasım 2003’te terör saldırısı düzenlenmesi üzerine İsrail Dışişleri Bakanı Silvan Shalom Aralık ayında İsrail İç Güvenlik Bakanı Tzaçi Hanegbi Ankara’ya gelmiş bu vesile ile “uluslararası organize suçlar, kadın ticareti, yasadışı göç, uyuşturucuyla mücadele” konularında işbirliği yapılmasını öngören bir anlaşma imzalamıştır
Ardından Erdoğan ABD’ye yapmış olduğu 8 günlük gezisinin ilk gününde Musevi lobisinin önde gelen kuruluşlarından Amerikan Musevi Kongresi'nden “Cesaret Ödülü” almıştır. Erdoğan burada yaptığı konuşmada “Türkiye ve İsrail arasında her zaman var olan dostluk, karşılıklı anlayış ve güven temelindeki ilişkilerin kazandığı ivmenin altını memnuniyetle çizmek isterim” diyerek ReelPolitik politikasını sürdürmüştür. Hamas lideri Şeyh Ahmet Yasin’in 22 Mart 2004’te İsrail saldırısı sonucu Şehadeti sonrası Erdoğan, saldırıyı “barış sürecine atılmış bir bomba” olarak değerlendirirken, İsrail devletini terör icra etmekle suçlamıştır. Bu saldırıdan sonra Hamas liderliğini üstlenen........
