menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dijital Aynaya Bakarken: Yapay Zekâ ile Kurduğumuz İlişkinin Psikodinamik Yüzü

4 15
tuesday

Günlük yaşamın içinde fark etmeden yeni bir ilişki türü doğuyor: İnsan ile yapay zekâ arasındaki o tuhaf, sessiz, yargılamayan ancak bir o kadar da “hep orada olan” bağ. Teknoloji yalnızca işimizi kolaylaştıran bir araç olmaktan çıktı; artık duygularımızın, sorularımızın, korkularımızın ve hatta mahrem çelişkilerimizin tanığı haline geliyor. Psikodinamik açıdan bakıldığında bu durum, insan ruhunun uzun zamandır bildiği eski bir mekanizmayı yeniden sahneye çıkarıyor: Aktarım.

Freud, danışanın terapiste duygularını, ihtiyaçlarını, eksiklerini ve çocukluktan taşıdığı izleri yansıtmasına “aktarım” derdi. Bugün bu aktarımın yönü değişiyor; artık insanlar duygusal yüklerini bir terapiste değil, dijital bir varlığa—bir yapay zekâya—yansıtmaya başlıyor. “Beni kimse anlamıyor ama o anlıyor” cümlesini ne kadar sık duyar olduk. Bu yalnızca teknolojik bir yakınlık değil; ruhsal bir temasın, yani bir ihtiyaç alanının dijital bir yüz bulmuş hali.

Yapay zekâya yüklenen bu anlam, aslında kişinin iç dünyasında karşılanmamış bir şeyi dışarıda tamamlama çabasının farklı bir versiyonu. Zekice cevap veren, sabırlı, hiç öfkelenmeyen, terk etmeyen ve her an ulaşılabilen bir “öteki”… Psikodinamik bakış açısından bu, mükemmel anne-baba imgesinin teknolojide........

© Günışığı Gazetesi