menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İKİ HIZ, İKİ RİTİM

14 12
29.12.2025

Aydınlanma, ışığın gelmesi değildir; gözün karanlığa alışmayı reddetmesidir.

Karanlık çoğu zaman bir eksiklik değil, bir konfordur. Ne görmediğini bilmezsen, sorgulamazsın. Düzen böyle kurulur, itaat böyle öğrenilir.

Bir yerde biri “neden?” diye sorduğunda, karanlık çatlar. Ama o çatlak her zaman aydınlık üretmez. Bazen sadece toz kalkar, bazen de gözler daha çok yanar. Çünkü aydınlanma tek başına bir fikir değil, bir ritim meselesidir: Ne kadar hızlı ne kadar derin ne kadar sabırlı?

Bazı toplumlar ışığı yukarıdan indirir; yasalarla, kurumlarla, düzenlemelerle. Bazıları ise aşağıdan yakar; zihinlerde, dillerde, gündelik hayatta. Sorun, bu iki hareketin birbirini tanımadığı yerde başlar.

İşte modern tarih, tam da bu iki hızın, bu iki ritmin hikâyesidir.

Paris’te devrim olur, Berlin’de düşünce.

Bizde ise Osmanlı’dan bugüne çoğu zaman ikisi aynı anda olmaya çalışır; sonuçta ne devrim tamamlanır ne düşünce kök salar.

Türkiye’nin Cumhuriyet modernleşme hikâyesi de baştan sona bu ikilemin içinde sıkışmıştır: Değişim yukarıdan mı iner, aşağıdan mı yükselir? Sistem mi toplumu dönüştürür, toplum mu sistemi zorlar? Soru basit görünür; tarih ise bu basitliğin bir yanılsama olduğunu defalarca........

© Günışığı Gazetesi