menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Üçüncü yolu bulmak gerek!

10 0
08.10.2025

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR), ekim ayının “Ücret Kayıpları İzleme Raporu”nu açıkladı.

Raporda aslında bilmediğimiz bir şey yok;

Türkiye’de sigortalı işçilerin maaşlarının enflasyon ve artan vergi yükü nedeniyle ciddi oranda eridiğini ortaya koyan bir çalışma…

Durum öylesine kötü ki 2025’in ilk dokuz ayında 17 milyon sigortalı işçinin toplam gelir kaybı 1 trilyon 328 milyar lirayı aşmış durumda. Buna göre maaşların ortalama yüzde 41’i bu kayıptan etkilendi.

Sadece eylül ayında bile, işçi başına ortalama kayıp 12 bin 767 TL.

Bu durumda ortalama ücretin yaklaşık yüzde 41’i enflasyon, vergi ve prim kesintileri nedeniyle buharlaştı.

Daha iyi anlayabilmeniz için bu erimeyi asgari ücret üzerinden anlatalım;

Bildiğiniz gibi asgari ücret, 2025 yılı başından bu yana 22 bin 105 TL.

Erime nedeniyle asgari ücretin reel karşılığı, eylül itibarıyla 16 bin 483 TL’ye gerilemiş halde.

Aynı dönemde asgari ücretlinin toplam kaybı ise tam tamına 64 bin 652 TL.

Bu da maaşın yaklaşık dörtte birinin ortadan kalktığı anlamına geliyor.

Enflasyonun işçi emekçi cephesinde bunlar yaşanırken, şimdi gözler yakın zamandaki değerlendirmelerinde, "Enflasyondaki görünüm para politikasındaki sıkı ve kararlı duruşumuzu korumayı gerekli kılıyor" diyen Merkez Bankası'nın, 23 Ekim'de yapılacak Para Politikası Kurulu toplantısında faiz indirim sürecine devam edip etmeyeceğine çevrildi.

Hükümetten gelen talepler, faiz indirimlerinin devam etmesi yönünde.

Bakın bu yönde en son açıklamayı AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci yaptı. Zeybekçi, “Biz artık uzun süre yüksek faizi sürdürebilecek noktada değiliz" diyerek Merkez'e "indirime devam et" demeye getiriyor.

Oysa eylül ayında görüldü ki; enflasyon gerçekleşmeleri, ana eğilimi ve beklentiler olumlu değil.

O yüzden en büyük risk faiz indirimi…

Bu indirim devam ederse dövize yönelme artar ve bu durumda kurda bir patlama yaşanma riski var.

Yani faiz indirseniz de sıkıntı büyük, yükseltseniz de…

Bu durum şu fıkrayı anımsatıyor:

İkinci Dünya Savaşında iki asker Almanlara esir düşer. Askerlerden biri diğerine kendilerine ne yapabileceklerini sorar. O da başlar anlatmaya:

“İki ihtimal var; ya bizi öldürürler ya da esir kampına yollarlar.

Öldürürlerse sorun yok. Kampa gidersek bir süre daha yaşarız, sonra yine iki ihtimal var; ya kurşuna diziliriz ya da gaz odasında öldürülürüz.

Kurşuna dizilirsek sorun yok. Gaz odasına gidersek iki ihtimal var; bizden ya sabun yaparlar ya da kağıt.

Sabun yaparlarsa sorun yok. Kağıt yaparlarsa iki ihtimal var; ya gazete kağıdı ya da tuvalet kağıdı.

Gazete kağıdı yaparlarsa sorun yok; ama tuvalet kağıdı olursak işte o zaman...”

O yüzden Merkez Bankası biran önce üçüncü bir yol bulsa, hepimiz için daha hayırlı olacak!

Raporda aslında bilmediğimiz bir şey yok;

Türkiye’de sigortalı işçilerin maaşlarının enflasyon ve artan vergi yükü nedeniyle ciddi oranda eridiğini ortaya koyan bir çalışma…

Durum öylesine kötü ki 2025’in ilk dokuz ayında 17 milyon sigortalı işçinin toplam gelir kaybı 1 trilyon 328 milyar lirayı aşmış durumda. Buna göre maaşların ortalama yüzde 41’i bu kayıptan etkilendi.

Sadece eylül ayında bile, işçi başına ortalama kayıp 12 bin 767 TL.

Bu durumda ortalama ücretin yaklaşık yüzde 41’i enflasyon, vergi ve prim kesintileri nedeniyle buharlaştı.

Daha iyi anlayabilmeniz için bu erimeyi asgari ücret üzerinden anlatalım;

Bildiğiniz gibi asgari ücret, 2025 yılı başından bu yana 22 bin 105 TL.

Erime nedeniyle asgari ücretin reel karşılığı, eylül itibarıyla 16 bin 483 TL’ye gerilemiş halde.

Aynı dönemde asgari ücretlinin toplam kaybı ise tam tamına 64 bin 652 TL.

Bu da maaşın yaklaşık dörtte birinin ortadan kalktığı anlamına geliyor.

Enflasyonun işçi emekçi cephesinde bunlar yaşanırken, şimdi gözler yakın zamandaki değerlendirmelerinde, "Enflasyondaki görünüm para politikasındaki sıkı ve kararlı duruşumuzu korumayı gerekli kılıyor" diyen Merkez Bankası'nın, 23 Ekim'de yapılacak Para Politikası Kurulu toplantısında faiz indirim sürecine devam edip etmeyeceğine çevrildi.

Hükümetten gelen talepler, faiz indirimlerinin devam etmesi yönünde.

Bakın bu yönde en son açıklamayı AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci yaptı. Zeybekçi, “Biz artık uzun süre yüksek faizi sürdürebilecek noktada değiliz" diyerek Merkez'e "indirime devam et" demeye getiriyor.

Oysa eylül ayında görüldü ki; enflasyon gerçekleşmeleri, ana eğilimi ve beklentiler olumlu değil.

O yüzden en büyük risk faiz indirimi…

Bu indirim devam ederse dövize yönelme artar ve bu durumda kurda bir patlama yaşanma riski var.

Yani faiz indirseniz de sıkıntı büyük, yükseltseniz de…

Bu durum şu fıkrayı anımsatıyor:

İkinci Dünya Savaşında iki asker Almanlara esir düşer. Askerlerden biri diğerine kendilerine ne yapabileceklerini sorar. O da başlar anlatmaya:

“İki ihtimal var; ya bizi öldürürler ya da esir kampına yollarlar.

Öldürürlerse sorun yok. Kampa gidersek bir süre daha yaşarız, sonra yine iki ihtimal var; ya kurşuna diziliriz ya da gaz odasında öldürülürüz.

Kurşuna dizilirsek sorun yok. Gaz odasına gidersek iki ihtimal var; bizden ya sabun yaparlar ya da kağıt.

Sabun yaparlarsa sorun yok. Kağıt yaparlarsa iki ihtimal var; ya gazete kağıdı ya da tuvalet kağıdı.

Gazete kağıdı yaparlarsa sorun yok; ama tuvalet kağıdı olursak işte o zaman...”

O yüzden Merkez Bankası biran önce üçüncü bir yol bulsa, hepimiz için daha hayırlı olacak!

Türkiye’de sigortalı işçilerin maaşlarının enflasyon ve artan vergi yükü nedeniyle ciddi oranda eridiğini ortaya koyan bir çalışma…

Durum öylesine kötü ki 2025’in ilk dokuz ayında 17 milyon sigortalı işçinin toplam gelir kaybı 1 trilyon 328 milyar lirayı aşmış durumda. Buna göre maaşların ortalama yüzde 41’i bu kayıptan etkilendi.

Sadece eylül ayında bile, işçi başına ortalama kayıp 12 bin 767 TL.

Bu durumda ortalama ücretin yaklaşık yüzde 41’i enflasyon, vergi ve prim kesintileri nedeniyle buharlaştı.

Daha iyi anlayabilmeniz için bu erimeyi asgari ücret üzerinden anlatalım;

Bildiğiniz gibi asgari ücret, 2025 yılı başından bu yana 22 bin 105 TL.

Erime nedeniyle asgari ücretin reel karşılığı, eylül itibarıyla 16 bin 483 TL’ye gerilemiş halde.

Aynı dönemde asgari ücretlinin toplam kaybı ise tam tamına 64 bin 652 TL.

Bu da maaşın yaklaşık dörtte birinin ortadan kalktığı anlamına geliyor.

Enflasyonun işçi emekçi cephesinde bunlar yaşanırken, şimdi gözler yakın zamandaki değerlendirmelerinde, "Enflasyondaki görünüm para politikasındaki sıkı ve kararlı duruşumuzu korumayı gerekli kılıyor" diyen Merkez Bankası'nın, 23 Ekim'de yapılacak Para Politikası Kurulu toplantısında faiz indirim sürecine devam edip etmeyeceğine çevrildi.

Hükümetten gelen talepler, faiz indirimlerinin devam etmesi yönünde.

Bakın bu yönde en son açıklamayı AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci yaptı. Zeybekçi, “Biz artık uzun süre yüksek faizi sürdürebilecek noktada değiliz" diyerek Merkez'e "indirime devam et" demeye getiriyor.

Oysa eylül ayında görüldü ki; enflasyon gerçekleşmeleri, ana eğilimi ve beklentiler olumlu değil.

O yüzden en büyük risk faiz indirimi…

Bu indirim devam ederse dövize yönelme artar ve bu durumda kurda bir patlama yaşanma riski var.

Yani faiz indirseniz de sıkıntı büyük, yükseltseniz de…

Bu durum şu fıkrayı anımsatıyor:

İkinci Dünya Savaşında iki asker Almanlara esir düşer. Askerlerden biri diğerine kendilerine ne yapabileceklerini sorar. O da başlar anlatmaya:

“İki ihtimal var; ya bizi öldürürler ya da esir kampına yollarlar.

Öldürürlerse sorun yok. Kampa gidersek bir süre daha yaşarız, sonra yine iki ihtimal var; ya kurşuna diziliriz ya da gaz odasında öldürülürüz.

Kurşuna dizilirsek sorun yok. Gaz odasına gidersek iki ihtimal var; bizden ya sabun yaparlar ya da kağıt.

Sabun yaparlarsa sorun yok. Kağıt yaparlarsa iki ihtimal var; ya gazete kağıdı ya da tuvalet kağıdı.

Gazete kağıdı yaparlarsa sorun yok; ama tuvalet kağıdı olursak işte o zaman...”

O yüzden Merkez Bankası biran önce üçüncü bir yol bulsa, hepimiz için daha hayırlı olacak!

Durum öylesine kötü ki 2025’in ilk dokuz ayında 17 milyon sigortalı işçinin toplam gelir kaybı 1 trilyon 328 milyar lirayı aşmış durumda. Buna göre maaşların ortalama yüzde 41’i bu kayıptan etkilendi.

Sadece eylül ayında bile, işçi başına ortalama kayıp 12 bin 767 TL.

Bu durumda ortalama ücretin yaklaşık yüzde 41’i enflasyon, vergi ve prim kesintileri nedeniyle buharlaştı.

Daha iyi anlayabilmeniz için bu erimeyi asgari ücret üzerinden anlatalım;

Bildiğiniz gibi asgari ücret, 2025 yılı başından bu yana 22 bin 105 TL.

Erime nedeniyle asgari ücretin reel karşılığı, eylül itibarıyla 16 bin 483 TL’ye gerilemiş halde.

Aynı dönemde asgari ücretlinin toplam kaybı ise tam tamına 64 bin 652 TL.

Bu da maaşın yaklaşık dörtte birinin ortadan kalktığı anlamına geliyor.

Enflasyonun işçi emekçi cephesinde bunlar yaşanırken, şimdi gözler yakın zamandaki değerlendirmelerinde, "Enflasyondaki görünüm para politikasındaki sıkı ve kararlı duruşumuzu korumayı gerekli kılıyor" diyen Merkez Bankası'nın, 23 Ekim'de yapılacak Para Politikası Kurulu toplantısında faiz indirim sürecine devam edip etmeyeceğine çevrildi.

Hükümetten gelen talepler, faiz indirimlerinin devam etmesi yönünde.

Bakın bu yönde en son açıklamayı AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci yaptı. Zeybekçi, “Biz artık uzun süre yüksek faizi sürdürebilecek noktada değiliz" diyerek Merkez'e "indirime devam et" demeye getiriyor.

Oysa eylül ayında görüldü ki; enflasyon gerçekleşmeleri, ana eğilimi ve beklentiler olumlu değil.

O yüzden en büyük risk faiz indirimi…

Bu indirim devam ederse dövize yönelme artar ve bu durumda kurda bir patlama yaşanma riski var.

Yani faiz indirseniz de sıkıntı büyük, yükseltseniz de…

Bu durum şu fıkrayı anımsatıyor:

İkinci Dünya Savaşında iki asker Almanlara esir düşer. Askerlerden biri diğerine kendilerine ne yapabileceklerini sorar. O da başlar anlatmaya:

“İki ihtimal var; ya bizi öldürürler ya da esir kampına yollarlar.

Öldürürlerse sorun yok. Kampa gidersek bir süre daha yaşarız, sonra yine iki ihtimal var; ya kurşuna diziliriz ya da gaz odasında öldürülürüz.

Kurşuna dizilirsek sorun yok. Gaz odasına gidersek iki ihtimal var; bizden ya sabun yaparlar ya da kağıt.

Sabun yaparlarsa sorun yok. Kağıt yaparlarsa iki ihtimal var; ya gazete kağıdı ya da tuvalet kağıdı.

Gazete kağıdı yaparlarsa sorun yok; ama tuvalet kağıdı olursak işte o zaman...”

O yüzden Merkez Bankası biran önce üçüncü bir yol bulsa, hepimiz için daha hayırlı olacak!

Sadece eylül ayında bile, işçi başına ortalama kayıp 12 bin 767 TL.

Bu durumda ortalama ücretin yaklaşık yüzde 41’i enflasyon, vergi ve prim kesintileri nedeniyle buharlaştı.

Daha iyi anlayabilmeniz için bu erimeyi asgari ücret üzerinden anlatalım;

Bildiğiniz gibi asgari ücret, 2025 yılı başından bu yana 22 bin 105 TL.

Erime nedeniyle asgari ücretin reel karşılığı, eylül itibarıyla 16 bin 483 TL’ye gerilemiş halde.

Aynı dönemde asgari ücretlinin toplam kaybı ise tam tamına 64 bin 652 TL.

Bu da maaşın yaklaşık dörtte birinin ortadan kalktığı anlamına geliyor.

Enflasyonun işçi emekçi cephesinde bunlar yaşanırken, şimdi gözler yakın zamandaki değerlendirmelerinde, "Enflasyondaki görünüm para politikasındaki sıkı ve kararlı duruşumuzu korumayı gerekli kılıyor" diyen Merkez Bankası'nın, 23 Ekim'de yapılacak Para Politikası Kurulu toplantısında faiz indirim sürecine devam edip etmeyeceğine çevrildi.

Hükümetten gelen talepler, faiz indirimlerinin devam etmesi yönünde.

Bakın bu yönde en son açıklamayı AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci yaptı. Zeybekçi, “Biz artık uzun süre yüksek faizi sürdürebilecek noktada değiliz" diyerek Merkez'e "indirime devam et" demeye getiriyor.

Oysa eylül ayında görüldü ki; enflasyon gerçekleşmeleri, ana eğilimi ve beklentiler olumlu değil.

O yüzden en büyük risk faiz indirimi…

Bu indirim devam ederse dövize yönelme artar ve bu durumda kurda bir patlama yaşanma riski var.

Yani faiz indirseniz de sıkıntı büyük, yükseltseniz de…

Bu durum şu fıkrayı anımsatıyor:

İkinci Dünya Savaşında iki asker Almanlara esir düşer. Askerlerden biri........

© Gazete Gerçek