ABD-İran hattında yüksek gerilim, ticarette Trump fırtınası: Küresel ekonomiyi ne bekliyor?
Washington ve Tahran arasındaki fay hatları yeniden hareketlenirken, Trump yönetiminin gümrük duvarlarını yükseltme ısrarı küresel piyasalarda soğuk terler dökülmesine neden oluyor. Peki, kapıdaki çifte kriz cebimizi ve yatırımlarımızı nasıl vuracak?
Dünya ekonomisi, 2026'nın ilk aylarında adeta iki devasa fırtınanın kesişim noktasında seyrediyor. Bir yanda Ortadoğu'nun her an patlamaya hazır barut fıçısı olan ABD-İran gerilimi, diğer yanda ise Washington'dan esen ve küresel ticareti temelinden sarsan "Trump tarifeleri" kasırgası.
Sokaktaki vatandaştan dev şirketlerin CEO'larına kadar herkesin aklındaki soru aynı: Bu türbülansın bedelini kim, nasıl ödeyecek?
Hürmüz Boğazı'nda sular ısınıyor: Petrol fiyatları fırlayabilir mi?
ABD ile İran arasındaki ipler, nükleer anlaşmanın çöktüğü günden bu yana hiç bu kadar gerilmemişti. İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini silah yapımı eşiğine (%60 saflık) yaklaştırması, Netanyahu’nun Hamaney rejimini yıkmayı adeta var olma sebebi sayması ve Trump’ın Körfez’e 1991’den bu yana ABD tarihinin en büyük askeri yığınağını yapmış olması, kırmızı alarmların çalmasına neden oluyor. ABD tarafı kapsamlı nükleer kontrol, balistik füzelerin denetimi ve İran’ın bölgedeki vekil güçlere desteğinin sona ermesini istiyor. Tahran ise sadece Obama ile yaptıkları 2016 JCPOA nükleer anlaşmasının benzerini hedefliyor.
İşin ekonomik boyutu ise tam anlamıyla ürkütücü. Dünyadaki petrolün yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nın kilitlenme ihtimali bile piyasaları paniğe sürüklemeye yetiyor. Üç olası senaryo üzerinde duruyoruz:
• Diplomasi Masası (%30 ihtimal): Trump’ın damadı Kushner ve dostu Witkoff ile Iran heyeti Cenevre’deki müzakerelerine aralıklı devam ediyor. Taraflar geri adım atıp uzlaşırsa, petrol fiyatları 60 dolar bandına gerileyebilir ve piyasalar derin bir “oh” çeker. Ancak her iki başkentteki "şahinlerin" varlığı, bu ihtimali zayıflatıyor.
• Kontrollü Gerilim (%45 ihtimal): Trump, son Ulusa Sesleniş konuşmasında İran’a kontrollü bir saldırının sinyalini verdi, halktan destek istedi. İran'ın Avrupa'yı, bölgedeki Amerikan üstlerini vurabilecek balistik füzelere sahip olduğunu ve yakında Amerika'yı bile vurabileceklerini söyledi. Nükleer silaha sahip olmalarına asla izin vermeyeceğini söyledi. Körfezdeki uçak gemileri yığınağı sonrası, İran rejimi ve Devrim Muhafız liderleri ile İran balistik füze altyapısını hedefleyen “kısıtlı ve kısa bir hava saldırısı” düzenleme olasılığı arttı. Perşembe Cenevre'deki görüşmeler sonrası, Cuma piyasalar kapandıktan sonra ABD’nin hafta sonu İran'ı vurma ihtimali yükseldi. Bu durumda petrol fiyatlarının 80-95 dolar arasında dalgalanması, altının ve gümüşün ise "güvenli liman" olarak parlaması bekleniyor.
• Kâbus Senaryosu-Topyekün Savaş (%20 ihtimal): İran'a yukarıdaki senaryodan daha kapsamlı saldırılar ile ABD özel kuvvetlerinin İran’a gönderilmesi dahil topyekün savaştan bahsediyoruz ve tabii Hürmüz'ün kapanması, Türkiye dahil bölgedeki tüm Amerikan üsleri ile diplomatik misyonlarına saldırıları dikkate almak gerekiyor... İsrail’in savaşa dahil olması ise Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın uyardığı gibi bölgede topyekün bir savaş anlamına geliyor. Bu durumda petrolün varili 150 doları görebilir, küresel ekonomi derin bir resesyona girebilir ve borsalarda tarihi çöküşler yaşanabilir.
Mahkeme kararlarına rağmen Trump'ın tarife inadı
Jeopolitik kriz masanın bir ucundayken, diğer ucunda ABD Başkanı Donald Trump’ın "Önce Amerika" diyerek küresel ticarete açtığı savaş var. ABD Yüksek Mahkemesi’nin geçen hafta "yetki aşımı" ve "ulusal güvenlik gerekçesinin istismarı" gibi nedenlerle anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle iptal etmesine rağmen, Trump aynı saatlerde yaptığı basın toplantısında aleyhte oy kullanan Yüksek Mahkeme yargıçlarına hakaretler etti, tarifeler için Kongre’ye gitmeyeceğini ilan etti. 150 gün boyunca geçerli olacak %10’luk yeni bir global tarife açıkladı. Ertesi gün %15’e çıkardı ancak sonra yine %10’a geri çekti.
Yüksek yargı kararına rağmen, Trump yönetimi yeni hukuki arka kapılar aramaya devam ederek, daha hedefli, yeni tarifler tasarlıyor. Mahkemenin en son iptal kararı, gümrük duvarlarını yıkmaktan ziyade, Beyaz Saray'ı sadece strateji değiştirmeye zorlamış gözüküyor. ABD’de şirketler Hazine’ye tarife iadesi için peş peşe davalar açmaya başladı. Tarife tehdidiyle ABD ile anlaşmak zorunda kalan AB ve diğer ülkeler belirsizlik nedeniyle açıklanan yeni tarife ve yeni müzakereleri reddetti. İş tam anlamıyla “Arap saçına” dönmüş durumda.
Bize faturası ne olacak? Enflasyon ve pahalılık kapıda
Trump'ın 19. yüzyıl ekonomi politikaları ve anayasal hukuksuzluk boyutunda yargı krizini tetikleyen belirsizlikler sebebiyle, sadece Çin'i değil, tüm dünyayı etkileyen bir kelebek etkisi yaratıyor. Şirketler artan belirsizlik ile uzun vadeli planlama yapamıyor, yakın vadede ödedikleri tarifelerin iadesinin peşinde koşuyor.
Daha da önemlisi, bu tarifeler doğrudan vatandaşın cebine göz dikiyor. Gümrük vergileri; otomotivden teknolojiye, tarımdan elektroniğe kadar her alanda üretim maliyetlerini artırıyor. Tahminlere göre, bu politikalar ABD'de ortalama bir ailenin yıllık harcamalarını 2025’te en az 2000 dolar arttırdı. Elbette ABD'de artan bu enflasyonist baskı, küresel faiz oranları ve doların değeri üzerinden Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeleri de derinden sarsıyor. IMF uyarıyor: Bu ticaret savaşları küresel büyümeyi tırpanlıyor.
ABD’de Kasım 2026’da ara seçimler var ve Trump’ın partisi olan Cumhuriyetçileri, tarifelerin sebep olduğu hayat pahalılığı sebebiyle büyük bir yenilgi bekliyor. Yeniden seçilmek isteyen Cumhuriyetçilerin Senatörleri bile kaybetme korkusuyla son Kongre oylamasında Kanada’ya olan tarifelerin kaldırılması lehine oy verdiler.
Anketlere göre, Trump’ın en iyi ihtimalle Senato’yu kaybetmesine kesin gözüyle bakılıyor. Bu da son iki yılında Trump ve kabinesine soruşturmaların açılması, azledilme süreçlerinin başlaması, atacağı her adıma karşı yeni yasaların çıkarılması anlamına geliyor. Trump ABD’deki deyimiyle “topal ördek” olarak ülkeyi yönetmek zorunda kalabilir.
"Mükemmel Fırtına" gelirse ne yapmalı?
Eğer ABD-İran gerilimi kontrolden çıkar ve üzerine Trump'ın hukuksuz tarifelerinin belirsizliği ve ticari siyasi ve ekonomik buhrana dönüşüp tüm dünyayı sararsa, karşımızda 100 doları aşan petrol, yüksek bulaşıcı enflasyon ve durgunlukta bir ekonomi olacak. "Mükemmel fırtına" tam olarak bu.
Peki yatırımcılar ve şirketler bu dönemde ne yapmalı? Tavsiyemiz net: Sepetinizi çeşitlendirin. Enerji ve savunma sanayii hisseleri ile altın gümüş gibi değerli madenler bu dönemde kalkan görevi görebilir. Şirketlerin ise "just-in-time" (tam zamanında) üretim modelinden vazgeçip, tedarik zincirlerini sağlama almaları, hatta "en kötü gün" senaryolarını şimdiden masaya yatırmaları şart. Bir süre bekle gör molası alıp, en azından Kasım’daki ara seçimlerinin sonuçlarına göre strateji oluşturmakta fayda olabilir.
2026 yılı küresel ekonominin dayanıklılık testi olacak. Ya Trump ara seçimlerde Kongre’yi Demokratlara kaybedip içerde yargı ve yasama tarafından dizginlenecek; dünya rahat bir nefes alacak ya da dünya ekonomisi uzun ve zorlu kapkara bir kışa girecek.
Görünen o ki, kemerleri çoktan bağlamanın vakti geldi.
