Tek başına dayanıklı olmak yetmez
Bugün risk dünyası tek katmanlı değil. Riskler tek tek gelmiyor; birlikte geliyor.
Küresel belirsizliklerin katlanarak büyüdüğü bu dönemde kurumların riskleri tanıması yeterli değil; dayanıklılık geliştirmeleri gerekiyor. Ancak bugün yalnızca kurumun güçlü olması da yetmiyor. Etrafındaki ekosistemin de aynı direnci gösterebilmesi gerekiyor.
Neden kriz dönemlerinde bazı şirketler ayakta kalırken, diğerleri direnemez ve hatta iflas eder?
Son yıllarda sıkça duyduğumuz kavramlardan biri “resilience”, yani “dayanıklılık”.
KRYD 12 Global Riskler Zirvesi’nde yapılan tartışmalar, dayanıklılığın artık teorik değil, pratik bir zorunluluk haline geldiğini açıkça ortaya koydu. Bugün risk tek bir olaydan çok, bir sistem davranışına dönüşmüş durumda. Bir deprem, bir siber saldırı, bir tedarik zinciri kırılması veya bir jeopolitik gerilim; hepsi aynı anda yaşanabiliyor. Bundan tetiklenen riskler zincirleme şekilde devreye giriyor.
Eskiden dayanıklılık daha çok fiziksel altyapı ile ilişkilendirilirdi. Sağlam binalar, yedek veri merkezleri veya alternatif üretim alanları yeterli görülürdü. Bugün ise karar alma hızından iletişim kabiliyetine, finansal planlamadan sigortaya kadar birçok unsurun birlikte çalışmasını gerektiriyor.
Ancak asıl kırılganlık çoğu zaman kurumların kendi sınırlarının dışında ortaya çıkıyor.
Bir kurum ne........
