Denetimde yapay zekaya güveniyoruz… Ama o kadar da değil
Selim ELBANPwC Türkiye Şirket Ortağı
Müfettiş Gadget’ı hatırlayanlar iyi bilir sonsuz sayıda “icat” çıkarıp, her seferinde bunların bir kısmının ters tepmesine alışığız. Denetimde yapay zeka kullanımıyla ilgili bu yazıyı kaleme alırken, ben de benzer bir kaderi kabul ediyorum: Bu satırlar, orta vadede büyük ihtimalle kendini hükümsüz bırakacak. Çünkü hepimiz biliyoruz ki; yapay zekanın denetimde kullanımı çok daha sofistike, güvenilir ve yaygın hale gelecek. Yine de bugün, bilgi sistemleri denetimi yapan ve bu alanda kararlar vermek zorunda olan bir denetçi olarak, tek bir soruya hala yüzde yüz net bir cevap veremiyorum:
Denetimde yapay zeka kullanımına ve ürettiklerine ne kadar güveniyoruz?
Bu “tam cevap verememe” hali sadece bir tereddüt değil, aynı zamanda sağlıklı bir öz farkındalık.
Denetimin doğasında yer alan mesleki şüpheciliği, şimdi teknolojiye ve algoritmalara da yöneltmek zorundayız. Yapay zekayı kullanıyoruz, kullanmak zorundayız; ancak elimizdeki tüm parlak araçlara rağmen hala eski usul teyit yöntemlerine, klasik denetim reflekslerine ve insan yargısına sıkı sıkıya bağlıyız. Çünkü şimdilik, “o kadar da değil” diyebileceğimiz bir eşiğin tam üzerindeyiz.
Bilgi sistemleri denetimi alanında yapay zekayı birkaç cephede yoğun şekilde kullanıyoruz: Büyük veri setlerinin analizi, anomali tespiti, olağandışı işlem desenlerini yakalama, kontrollerin etkinliğini ölçmeye yardımcı olacak skorlamalar…
Üstelik bu araçlar sadece hız kazandırmıyor; birçok durumda yıllarca gözden kaçabilecek riskleri de ortaya çıkarabiliyor.
Örneğin, milyonlarca log kaydı içerisinden belirli bir kullanıcı profiline ait sıra dışı erişim desenlerini manuel yöntemlerle saptamak neredeyse imkansızken, iyi eğitilmiş bir model bunu dakikalar içinde işaretleyebiliyor.
Asıl tehlike “sessiz hata”dır
Ama işte tam burada kritik soru başlıyor:........
