Sanal insanlardan yapay insanlara
Teknolojik ilerlemenin her bir basamağı hayatı kolaylaştırmaya ve insanları yığınlaştırmaya devam ediyor. Hem de çok hızlı.
Yirmi yıl gibi kısa bir sürede cep telefonu, sosyal medya vb. sanal platformlar ile adeta içsel bir istilaya uğratıldık. Bu istilanın hedef kitlesi üretemeyenler. Düşünce dünyaları normal veya normalin altında olan her birey öyle veya böyle oltaya geldi, bu ağa takıldı. Hedefte geleceğimiz denilen genç nesillerimiz var. Bu tükenmez denilecek kadar çok enerjimiz, emperyal zorbalarca yönlendirildi. Kötülüğe, metaya, kapitale kanalize edildi, ediliyor. Sonuç; sanal insanlar, kandırılabilir yığınlar.
Ekran bağımlılarını veya ekran onaylılarını ekranı yönetenler yönetiyor.
Çağa hızlı giriş yapan yapay zekâ ise düşünen ve üreten idrakleri hedefe koymuş durumda. Yapay zekâ denen teknolojik atılım binlerce işlemi kolaylaştırıp çağa çağ atlatacak kadar önemli olsa da aslında İbn-i Haldun’un dediği şu gerçeği hedeflemiştir. “İnsan beyni değirmen taşına benzer. İçine yeni bir şeyler atmazsanız kendi kendini öğütür.” Evet tam da bu. İçine yeni şeylerin atılmasını engellemek, değirmen taşlarının boş........
