menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İşgal döneminde müze direnişi

27 0
21.03.2026

Abdullah Ali Güzel yazdı;

İşgal döneminde müze direnişi

Osman Hamdi Bey'in vefatından kısa bir süre sonra Avrupa'nın kan kokusu alan koleksiyonerleri, sermayedarları ve siyasileri; rahmetlinin yaşamı süresince devlet eski eserlerinin yerinde kalması, müzeciliğin gelişmesi, milli hazinenin ehemmiyetini parlatması ve Morgan gibi leşçillerin önünde ağır bir set olması sebebiyle nihayet kendilerine bir fırsat doğduğunu düşünmüşler, tıpkı topraklarımız üzerinde olduğu gibi manevi mevcudatımız üzerinde de bir hisse paylaşma trafiğine girişmişlerdi.

Görevi boyunca hassas bir siyaset gütmüş bu yaşlı kurdun ardında, kendisi gibi dikkatli kadrolar bırakmamış olduğunu zannetmeleri ise ilk yanılgılarıydı. Zira Osman Hamdi Bey'in ektiği tohumlar, Müze-i Hümayun'un koridorlarında çoktan filizlenmişti. Yerini alan kardeşi Halil Edhem Bey, ağabeyinin mirasını devraldığında karşısında yalnızca sermayedarları değil; yaklaşan cihan harbinin ve sonrasındaki mütareke karanlığının işgalci subaylarını da bulacaktı.

Batılı koleksiyonerler ve onların siyasi uzantıları, Osman Hamdi'nin bedeniyle birlikte, onun mimarı olduğu 1906 tarihli Asar-ı Atika Nizamnamesi'nin de toprağa gömüldüğünü yahut en azından esnetilebileceğini sanıyorlardı. Oysa bu nizamname, kâğıt üzerinde kalmış bir metin değil, toprağın hatırasına giydirilmiş bir zırhtı. Müzeyi bir karargâh gibi savunan Halil Edhem ve ekibi, imparatorluğun en buhranlı günlerinde dahi hafriyat alanlarından pay koparmaya çalışan sözde arkeologlara ve J.P. Morgan zihniyetindeki sanat hamilerine o zırhı defalarca hatırlattılar.........

© Dikgazete.com