menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

YAPAY ZEKÂ SORUMSUZLUĞU...

15 0
15.10.2026

Yapay zekâ hayatımıza öylesine hızlı girdi ki, onunla nasıl bir ilişki kuracağımızı henüz tam olarak belirleyebilmiş değiliz. Bir tarafta onu küçümseyenler, diğer tarafta neredeyse her söylediğini doğru kabul edenler var. İki yaklaşım da isabetli değildir. Yapay zekâyı ne putlaştırmak ne de küçümsemek gerekir. Önce onun ne olduğunu, daha önemlisi ne olmadığı doğru belirlenmelidir. Yapay zekâ fetva makamı değildir; güçlü bir bilgi kaynağıdır ve doğru kullanıldığında kıymetli bir düşünce arkadaşıdır.

Dinî bir meselede fetva vermek; yalnızca âyet, hadis veya fıkıh kitaplarından birtakım bilgiler bulup sıralamak değildir. Fetva; usul, ilim, ehliyet, bağlam ve sorumluluk gerektirir. Müftü sadece “Bu konuda ne yazılmış?” sorusuna cevap vermez; soruyu soranın durumunu, meselenin şartlarını ve fıkhî hükmün hangi şartlarda uygulanacağını da dikkate alır. Kur’ân-ı Kerîm, “Eğer bilmiyorsanız zikir ehline sorun.” buyurur. (Nahl,43) Buradaki “ehil olma” meselesi önemlidir. Yapay zekâ, bir insan ve âlim değildir. İmanı, takvası, vicdanı, dinî sorumluluğu ve fetvasının hesabını taşıyacak şahsiyeti yoktur. Dolayısıyla yapay zekâya dinî meseleler sorulabilir, fakat ondan alınan her cevap fetva olarak kabul edilemez.

“Hanefî mezhebinde bu meselenin hükmü nedir?”, “Bu konuda hangi âyet ve hadisler vardır?”, “Âlimler bu meselede hangi görüşleri ileri sürmüşlerdir?” diye sorulabilir. Bunlar bilgi sorularıdır. Ancak şahsın özel şartlarını ilgilendiren ciddi bir dinî hüküm söz konusu olduğunda, nihai değerlendirmeyi ehil insana götürmek gerekir. Bununla beraber yapay zekânın hakkını da teslim etmek gerekir. İnsanlığın ortaya koyduğu muazzam bilgi birikimi içerisinde çok hızlı bağlantılar kurabilmesi, kavramları karşılaştırabilmesi, uzun meseleleri özetleyebilmesi ve farklı görüşleri aynı zeminde gösterebilmesi küçümsenecek bir imkân........

© Denge