menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye’de Gündem Neden Bu Kadar Sık Futbol Üzerinden Yürüyor?

9 0
29.12.2025

Bu soru aslında basit ve sadece spor kültürünü bize sorgulatmak yerine, daha can alıcı bir şey söylüyor: kamusal alanın nasıl çalıştığını ve hatta nasıl sıkıştığını. Çünkü futbol, bir yandan yüksek etkileşimli bir gösteri alanı. Her hafta yeni bir olay, yeni bir hakem kararı, yeni bir tartışma, yeni bir klip üretiyor. Öte yandan futbol, siyasal ve toplumsal gerilimin görece risksiz biçimde boşaltılabildiği konforlu bir arena sunuyor. Kurumlar, adalet, ekonomi gibi ağır başlıklar konuşulmak istendiğinde maliyet ve belirsizlik artıyor; futbol ise aynı duyguyu daha düşük maliyetle örgütlüyor: biz ve onlar”ı hazır veriyor, taraf seçtiriyor, aidiyet üretiyor.

Bu yüzden futbol tartışması zamanla sadece maç sonucunu konuşmak olmaktan çıkıyor; kimliklerin çarpıştığı bir dile dönüşüyor. Sosyal medya da bu süreci hızlandırıyor: Bir pozisyon saniyeler içinde kısa bir klibe ya da capse dönüşüyor; o klip “biz-onlar” işaretine, o işaret de haftalık bir taraftar seferberliğine… Sonuçta neredeyse her hafta yeni bir mini kriz yaşıyoruz ve bu kriz, daha ağır gündemlerin üstünü örtebiliyor.

Burada sormamız gereken belki de en önemli soru “Ne oldu?” yerine, “Neden bu mini kriz bu kadar büyüdü?” sorusu. Bunun önemli nedenlerinden birisi modern kamusal alanın aynı anda iki farklı mantıkla çalışıyor olmasıdır: Dikkat rejimi ve Risk Rejimi. İlk olarak, dikkat kıtlaştıkça onu yakalamanın en kestirme yolu duyguyu yükselten, taraf seçtiren ve hızlı tüketilen içerikler oluyor. Risk rejiminde ise, ifade maliyeti yükseldikçe insanlar öfkelerini ve kaygılarını tamamen bastırmak yerine daha güvenli buldukları tartışma alanlarına taşıyor. Böylece bazı gündemler sadece ilgi çekici oldukları için değil, aynı zamanda konuşulması daha konforlu olduğu için büyüyor.

Skandalın, polemiğin ve kimlik savaşlarının avantajı tam da burada: takip etmesi kolay, duygusu yüksek. Birkaç dakikada yakalıyorsunuz ama tepki büyük oluyor. Türkiye’de futbol gündemi de bunun en net örneklerinden biri. Çünkü neredeyse her hafta yeni bir tartışma başlıyor: hakem hatası, VAR kararı, çizgi–ofsayt, penaltı, federasyon açıklaması… Üstüne tribün gerilimi, holiganlık, saha dışı kavga ve sosyal medyada hedef göstermeler de eklenince, gündem kendi kendini sürekli yeniden üretiyor. Koca bir haftayı doldurabilecek kadar malzeme, bazen tek bir pozisyondan bile çıkabiliyor. Karmaşık toplumsal başlıklar gibi uzun veri ve sabır gerekmiyor; bir fotoğraf karesi, bir kısa video, bir cümle yetiyor. Dahası, bu tür olaylar taraflara hızlı öfke kadar hızlı aidiyet de veriyor ve anında haksızlığa uğrayan biziz duygusu kimlik refleksine dönüşebiliyor.

Belki bu noktada, siyasal iletişim literatüründen kısaca bahsetmek gerekiyor. Zira, gündem kurma (agenda-setting) bize medyanın kamuoyuna ne hakkında düşüneceğini söylediğini; çerçeveleme (framing) ise o gündemin hangi anlam dünyası içinde kurulduğunu gösteriyor. Futbolda bu süreç gözle görülür halde. Aynı pozisyon bir mecrada skandal bir karar gibi aktarılırken, başka bir mecrada doğal hata, bir başkasında operasyon, bir diğerinde........

© Daktilo1984