menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İran’daki kervan

75 1
monday

Dünyadaki 200’e yakın ülke içinde teokrasiyle yönetilen ve 21. yüzyılda ortaçağ paradigmasını yaşatan sadece birkaç ülke kaldı. İran da bunlardan birisidir.

Oysa İran’ın kökenleri antik çağdaki Pers imparatorluğuna kadar uzanır. Yüzlerce yıl Zerdüşt dinine inanan Persler, Arapların 7. yüzyılda İran’ı işgal ve istila etmesiyle birlikte, baskı altında İslam dinini seçmek zorunda kaldılar. O gün bugündür İran’daki halkın büyük çoğunluğu Müslümandır.

Ancak Persler, Müslüman olduktan sonra da uygarlık tarihine çok önemli katkılarda bulunmaya devam ettiler. Ebu Cafer Harizmi, Ebu Bekir Razi, Ömer Hayyam, İbnür Ravendi, İbn Sina, Ebu Nasır Farabi, Hafız Şirazi, Hakim Firdevsi, Sadi Şirazi, Mevlana Celaleddin Rumi gibi bilim insanları, filozoflar, matematikçiler ve edebiyatçılar bu katkıları ortaya koyan kişilerin arasında sayılabilirler.

14. yüzyıldan itibaren İran kültürü ne yazık ki gerileme dönemine geçti, Avrupa’daki Rönesans, Reformasyon ve Aydınlanma devrimlerini kendi içine taşıyamadı. İran kendi içinden Mustafa Kemal Atatürk gibi devrimci ve ilerici bir lideri de çıkaramadığı ve bir cumhuriyet kuramadığı için, 20. yüzyılda Pehlevi ailesinin monarşik düzeniyle yönetildi.

Uzun yıllar Fransa’da korunan ve örgütlenen Ayetullah........

© Cumhuriyet