İzmir depreminin 6. Yılı
Bundan tam altı yıl önce, İzmirliler olarak ağır bir deprem yaşamıştık. Başta Bayraklı’da olmak üzere kentin önemli bölümünde ağır hasar oluşmuştu. 2020 yılının 30 Ekim’inde yaşanan depremde 117 hemşehrimizi yitirmiştik. Çok sayıda konut ve işyeri yıkılmış, önemli ölçüde hasar oluşmuştu.
O günden bu yana altı koca yıl geçti. Ancak biz İzmir depremini, kaybettiğimiz hemşehrilerimizi ve yaşadığımız acıları unutmuyoruz. Aslında bu acıların ve yıkımın tekrar yaşanmaması için, başta ilgililer ve yetkililer olmak üzere herkesi, deprem gerçekliği ile yüzleşmeye davet ediyoruz.
Bilindiği gibi içinde bulunduğumuz coğrafya, tam anlamıyla bir deprem bölgesi. Tarih boyunca bu yörede önemli depremler meydana gelmiş. Bu depremlerde çokça can ve mal kaybı yaşanmış. İzmir ve Ege Bölgesi, deprem gerçekliğinden hep olumsuz etkilenmiş. Sıkça yaşanan depremler, bölge halkına hep acılar ve yıkımlar getirmiş.
İşte bu nedenle, önemli deprem fay hatlarının bulunduğu bu bölgede, deprem gerçeğine karşı kapsamlı ve planlı hazırlıklar yapılması gerekiyor. Bunun ilk ve öncelikli adımını da sağlıklı kentleşme ve doğru yapılaşma oluşturuyor.
YANLIŞ KENTLEŞME-YAPILAŞMA
Hayatın gerçekliği ve yaşanan depremler bize gösteriyor ki depremde acı kayıplar yaşanmasında ve büyük yıkımlar meydana gelmesinin temelinde yanlış kentleşme ve yapılaşma var. Bu nedenle bizim öncelikle bu alanlara odaklanmamız gerekiyor. Dolayısıyla, kentlerin ve geleceğin planlanmasında, son derece özenli ve dikkatli davranılmalıdır.
Ancak bu arada hayat devam etmektedir. Tabii aynı zamanda deprem tehlikesi ve riski de devam ediyor. Üstelik depremle ne zaman ve nasıl karşılaşacağımızı da bilemiyoruz. O nedenle halen var olan yapıların envanterinin hazırlanması, dayanıklılık durumlarının ortaya çıkarılması büyük önem taşıyor.
Mevcut yapı stoklarının elden geçirilmesi, depreme dayanıklı olmayan yapıların, yörelerin kentsel yenilemeye yönlendirilmesi, büyük önem taşıyor. Bunun için merkezi yönetimle yerel yönetimlerin işbirliği yapması ve kentlerin depreme hazırlanması gerekiyor. Sözün özü, toplumsal yaşamda deprem duyarlılığı artırılmalıdır. Deprem gerçeği unutulmamalı ve unutturulmamalıdır.
Bu bağlamda, kurumlar kadar tek tek bireylere, kısacası hepimize- herkese önemli sorumluluk düşüyor. Yurttaş olarak ilkeli, bilinçli davranmalı ve kurallara özen göstermeliyiz. Kamu kurumlarıyla, yerel yönetimleriyle, yurttaşlarıyla hep birlikte, toplumca bir deprem seferberliği içinde olmalıyız. Deprem felaketine karşı duyarlılığımızı ve hazırlığımızı olağanüstü güçlendirmeliyiz.
Ege’de üretici........
