menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kendini Terk Etmemek

14 0
15.09.2026

Fikret Mualla’nın Mavi Fonlu Sokak tablosunda kusursuz bir dünya yok; ama hiçbir şey de eksik görünmüyor. Mavi bir fonun üzerinde birbirine benzemeyen insanlar; farklı bedenler, farklı yüzler, farklı yaşlar ve farklı duruşlar… Kalabalığın arasında bir çocuk, hemen yanı başında küçük siyah bir köpek. Mualla’nın figürleri idealize edilmiş değil; çizgileri kusursuz olma kaygısı taşımıyor, renkleri zaman zaman gerçeğin sınırlarından taşıyor. Yine de hiçbiri resmin dışında kalmıyor. Her biri farklılığıyla, kendine özgü hâliyle aynı sokağa ve aynı resme ait. Tabloya baktıkça insanın kendisine neden aynı hoşgörüyle bakamadığını düşünüyorum. Bir sanat eserinde eğri bir çizgiyi karakter, taşan bir rengi özgünlük olarak kabul ederken kendi farklılıklarımızı neden düzeltilmesi gereken kusurlar gibi görüyoruz? Neden kendimizi olduğumuz kişiyle değil, olmamız gerektiğine inandığımız kişiyle ölçüyoruz? Oysa bütün olmak, kusursuz olmak değildir. Bütün olmak; çocukluğumuzdan bugüne taşıdığımız, sevdiğimiz ya da sevmekte zorlandığımız hiçbir parçamızı kendimizin dışında bırakmamaktır. Belki insanın kendine doğru yolculuğu da tam burada başlar: Daha kusursuz birine dönüşmeye çalıştığı yerde değil, olduğu kişiyi terk etmekten vazgeçtiği yerde. İnsan kendini terk etmemeyi öğrendikçe, geçmişte bıraktığını sandığı çocuğa da yeniden yaklaşır. Bence büyümek, içimizdeki çocuğu susturmak değil; artık onun yanında kalabilecek yetişkine dönüşebilmektir.

Bu tabloyu düşünürken kulağımda Candan Erçetin’in Elbette’si çalıyor. Şarkı bana insanın tek bir hâlden ibaret olmadığını hatırlatıyor. Hayatın içinde çiçek açtığımız zamanlar olduğu kadar solduğumuz, ilerlediğimiz kadar durduğumuz, bulduğumuz kadar kaybolduğumuz zamanlar da var. Doğa bile her mevsim çiçek açmazken insan neden kendisinden........

© Bodrum Gündem