menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Demokrasinin otokrasiye dönüşmesi

18 0
31.01.2026

19 Mayıs 1945... Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, “Gençlik ve Spor Bayramı” mesajında “halk idaresi”nin geliştirileceğini müjdeliyordu. ★★★ 11 Haziran 1945... İnönü’nün ısrarıyla, Atatürk’ün projesi olan “Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu” kabul edildi. Aydın’ın büyük toprak ağalarından olan Adnan Menderes, yasaya şiddetle karşı çıktı. ★★★ 7 Ocak 1946... CHP’den ayrılan Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü ve Refik Koraltan Demokrat Parti’yi (DP) kurarlar. Celal Bayar, Genel Başkan olur. ★★★ 21 Temmuz 1946 seçimleri... CHP 395, DP 64, bağımsızlar altı milletvekili çıkarırlar. ★★★ 14 Mayıs 1950 seçimleri... DP 408, CHP 69 milletvekili ile meclise girer. Çoğunluk, artık DP’dedir. ★★★ 22 Mayıs 1950... CHP, hiçbir gerginlik çıkarmadan siyasi iktidarı DP’ye devreder. Büyük bir diplomatik ve siyasi olgunluk örneğidir. ★★★ Çok partili rejime, demokrasiye erken mi geçildi?.. 1946’dan bugüne, siyasal hayatımızın değişmeyen sorusu budur. ★★★ İsmet İnönü’nün bu soruya yanıtı, bir olgunluk örneğidir: “1945-1946’da demokrasiye geçtiğimiz zamanlarda, arkadaşlarımdan bazıları bana tavsiye etmişlerdir: ‘Bizim memleket henüz yetişmemiştir. Bu rejim olmaz. Yapma bunu. Başımıza çok şey gelecektir. Senin başına çok şey gelecektir’ dediler. Dedim ki: Bunların hiç birisi benim umurumda değil. Benim başıma geleceklerin bir önemi yoktur. Ama sorun, bu halkı kendi kendini yönetme yoluna yönlendirmektir.” ★★★ Gerçekte... 1950’lerin Türkiye’si, çok partili düzene hazır mıydı? Hayır, değildi... Çünkü DP, CHP ile aynı toplumsal yapıya dayanıyordu. Farklı siyasi partileri gerekli kılacak, sınıflar henüz oluşmamıştı. Ve en önemlisi,........

© Bizim TV