menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Silivri’den yılın ilk mektubu: 9 numaralı koğuşta Best Seller şair ve kitaplar nelerdir?

16 0
yesterday

Geçen hafta Silivri’den yılın ilk mektubunu aldım.
Ünlü “Dokuz Numaralı Koğuş’tan” geliyordu.
Yani seçilmiş belediye başkanlarının, muhalif aydınların, gazetecilerin, sanatçıların yattığı koğuştan.

9 NUMARALI KOĞUŞUN
BİR SAKİNİ YAZIYOR

Mektubun altında şu imza vardı:
Doç. Dr. Buğra Gökçe.
Kimdir derseniz, geçenlerde Silivri’de tuttuğu günlükleri topladığı kitabını anlatan bir yazı yazmıştım.
İşte o şehir plancısı…
Ankara, Çankaya ve İzmir Büyükşehir belediyelerinde planlamacı olarak çalıştı.
Son görevi Büyükşehir bünyesindeki “İstanbul Planlama Ajansı Başkanlığıydı…”

9 NUMARALI KOĞUŞTA GÜNLÜK
HAYAT NASIL BİR ŞEYDİR

Yazının başından beri “9 Numaralı Koğuş” diyorum ama o 12 Mart, 12 Eylül dönemlerini hatırlatan sembolik bir ifade.
Aslında durum farklı.
Asıl adı “9 Numaralı Cezaevi…”
Mektuptan okuyalım:
“Burada 9 Nolu cezaevinde koğuşlar tek kişilik.
En ağır tecrit halindeyiz. Avlu yani (havalandırma) dahi tek kişilik. Avukat görüşme odaları olmasa mahpus arkadaşlarımızı görme ihtimali de yok.”

AVUKAT VE AİLE GÖRÜŞMELERİ
BİZİM İÇİN BİRER SOSYAL TESİS

“Yani avukat görüşleri bizim için en temel sosyalleşme aracı.
O mekân bir nevi "sosyal tesis".. Haftada bir saat kapalı görüş ile cam arkasından telefonla ailemizle konuşabiliyoruz.
Ayda bir saat de açık görüş ile ailelerimize dokunarak sohbet edebiliyoruz.
Bayram ve özel günler için ilave açık görüşler veriliyor.”

10 AYDA KAÇ AÇIK, KAÇ CAM
ARKASINDAN GÖRÜŞME YAPTI

“10 ayda 41 görüş yapmışım. 26'sı kapalı, 15'i açık görüş. 15 saati sevdiklerime kısaca da olsa dokunarak, 26 saati görüp dokunamadan geçirmişim.
Haftada 10 dakika ve tek kişi olmak üzere telefonla görüşme hakkı olduğunu, bunun dışında hiçbir şans verilmediğini, ağır bir tecrit yaşadığımızı, birbirimizi de sadece avukat görüşme odalarında yan yana odalarda görebildiğimizi bilginize sunmak isterim.”

9 NUMARALI KOĞUŞTA HİÇ
DUYGUSAL ANLAR YOK MUDUR

Kitabını biraz mekanik bulduğumu, insanın o cezaevi yalnızlığı içindeki günlüklerinde daha duygusal anlatımlar da beklendiğimi yazmıştım.
Mektubunda diyor ki;
“Günlüklerimdeki ilk notlarım elbet bir edebiyatçı hassasiyeti ve inceliğinde ya da roman yazma iddiasında olmadığından çok daha mekanik gelmiş olabilir. En özel ve duygusal satırlarım ise eşime ve aileme yazılmış mektuplarda kaldı sanırım. O özel mektupları ise kitaba koymadık, takdir edersiniz.”

ŞİMDİ ANLIYORUM KAVALA, ATALAY VE
KAHRAMAN’A YETERLİ İLGİYİ GÖSTERMEMİŞİM.

Mektupta aynı yerde yatan bazı öteki tutuklu ve hükümlülere de mesaj var:
“Osman Kavala başta, cezaevinde uzun süre kalmak zorunda kalan Selçuk Kozağaçlı, Can Atalay, Tayfun Kahraman, memleketin mağdur değerlerine de yeterince teveccüh gösteremediğimi anlıyorum. Bu vesile ile hepsine, özellikle kıymetli dostum, kardeşim Tayfun'a özel sevgilerimi iletmek istiyorum.”

CEZAEVİ AKRABALIĞIMDA EN
YAKINIM FATİH ALTAYLI’YDI

Mektubunda çok güzel bir kavram yaratmış.
"Cezaevi akrabalığı…"
“Cezaevi akrabalığı diye bir şey var bence.
Sanırım burada en önemli akrabam Fatih Abi diyebildiğim Fatih Altaylı ile oldu. Şükür ki yeni yıl öncesi evine, ailesine kavuştu ve ben tarifsiz mutlu oldum. Burada Osman Kavala, Can Atalay ve Selçuk Kozağaçlı uzun yıllar uğradıkları ağır tecrit ve yoksunluklara rağmen dimdik duruşları ile özel saygı ve hürmeti hak ediyorlar.
Onların şahsında tüm siyasi tutuklu ve hükümlülere de içten bir selam vermeliyim.”

BİR 9 NUMARA SAKİNİ 10 AYDA
KAÇ MAKALE........

© Bizim TV