Müjde değil, sosyal yardım tuzağı!
Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.
Emeklilere “müjde” yine gündemde. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 26 Ekim’deki Kabine toplantısının ardından, 2027 bütçesinde emeklilerin “durumunu biraz daha iyileştirecek mali imkânları” oluşturduklarını ve gerekli yasal düzenlemeyi yıl sonuna kadar çıkarmayı umduklarını söyledi. Ertesi gün Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Plan ve Bütçe Komisyonu’nda bütçeyi emeklilere “enflasyonla gelecek artışın üzerinde bir imkân” sağlayacak biçimde hazırladıklarını açıkladı. Ardından kim oldukları tam olarak bilinmeyen “AKP kaynakları” devreye girdi ve işin içyüzü ortaya çıktı: Bu haberlere göre asıl mesele, 65 yaş üstündekilere daha fazla artış yapılması ve artışın ev sahipliği, ek gelir ve hane gelirine göre belirlenmesiymiş.
Geçen hafta “kulis” haberleri çığırından çıktı. Okuduğum haberlerden birinde en düşük emekli aylığının 50 bin liraya çıkabileceğinden söz ediliyordu. Bu, bugünkü 23 bin 552 liralık taban aylığa göre yaklaşık yüzde 112 artış demek. Yıllardır kemer sıkmaya dayalı bir ekonomi politikası uygulayan hükümetten böyle bir artış beklemek... El insaf! Bütün bu propagandayı ve emekli magazinini biraz netleştirmek lazım. Peki gerçekte ne oluyor? Yapılan açıklamalar ne anlama geliyor?
HALEP ORADAYSA ARŞIN BURADA!
Hükümete yakın medyanın “müjde” propagandası yapmasına, bir tür yalancı ilaç (plasebo) etkisi yaratmaya çalışmasına şaşılacak bir şey yok. Ama mesele yalnızca hükümete yakın medya değil. Eleştirel yayın yapmaya çalışan mecraların bir kısmı da tıklanma kaygısıyla bu tevatür ve asparagas gazeteciliğine heves ediyor. Muhalefet partisi tarafından Meclis’e sunulan ve benzerleri çok sayıda olan bir kanun teklifinin komisyona sevki gibi rutin bir işlem bile “emekliye 25 bin lira zam geliyor” manşetine dönüşebiliyor.
“Filancayla konuştum”, “öyle tahmin ediyorum” türünden rivayetlerde ve somut veriye dayanmayan haberlerde büyük bir artış var. Oysa ortada bir bütçe teklifi var ve onun sınırları belli. Hükümetin cümleleri de oldukça ihtiyatlı. Erdoğan’ın konuşmasındaki iki ifade dikkatle okunmalı: “Şartları zorlama pahasına” ve “durumunu biraz daha iyileştirecek”. Bunlar köklü bir çözümün değil, sınırlı bir pansumanın cümleleri. Emeklilerde gerçekleşmesi imkânsız beklentiler yaratmanın, denizcilere olmayan ülkelerin haritalarını çizmenin anlamı yok.
Cevdet Yılmaz iyileştirmenin mevcut bütçe teklifine göre yapılacağını söylüyor. O hâlde bütçeye bakalım. 2027 bütçe teklifinde sosyal güvenlik programı ödeneği 1 trilyon 872 milyar liradan 2 trilyon 887 milyar liraya çıkıyor. Artış yaklaşık 1 trilyon 15 milyar lira; artış oranı ise yaklaşık yüzde 54.
Bu artış ilk bakışta büyük görünebilir. Ancak bu ödenek yalnızca emekli aylıklarında yapılacak olası artışa ayrılmıyor. Devletin 2027’de SGK’ye yapacağı emekli aylığı katkıları, bayram ikramiyeleri, sağlık ödemeleri ve Ocak-Temmuz enflasyon artışları da bu kalemden karşılanacak. Bir an için bu ödenek artışının tamamının yalnızca emeklilere ek ödeme için ayrıldığını varsayalım. Emekli başına ayda kabaca 5 bin lira eder. Gerçekçi bir hesap çok daha aşağıyı gösterir.
Yani bu bütçe teklifinden emekliye refah değil, olsa olsa harçlık çıkar. Müjdenin sınırları bellidir: Resmî enflasyon farkının üzerine üç-beş bin liralık bir ilave. İyimser varsayımlarla, yani Temmuz-Aralık enflasyonunun yüzde 12, ek iyileştirmenin de yüzde 5 olacağını kabul etsek bile müjdeden sonra en düşük aylık bugünkü ortalama emekli aylığına ancak yaklaşır. 50 bin lira bir yana, açlık sınırına bile yetişmez.
Kamuoyuna........
