Kıbrıs’taki Türkiye
Kuzey Kıbrıs’ta tartışılan her konunun merkezinde Türkiye’nin olması hayli düşündürücü değil mi?
Söze gelince KKTC’nin eşit, egemen ve bağımsız bir devlet olduğunu savunuyor Türkiye. Ama buna kendisi de inanmıyor! İnansa, “bağımsız” bir devletin içişlerine bu denli karışır mi? “Kıbrıs gerçeği”, yaklaşık altmış yıldır çözülememiş bir sorun olarak orta yerde duruyor…
Öncesini bırakalım. Türkiye’nin 1974 yılındaki askeri müdahalesinden bu yana “Güney” ve “Kuzey” olmak üzere ikiye bölünmüş bir adadır Kıbrıs. Müdahaleden sonra Kuzeyde yaşayan Türklerin kurduğu KKTC’yi Türkiye’den başka tanıyan tek bir devlet yok! Onun da nasıl tanıdığı ortada! Birleşmiş Milletler ise iki bölgeli Ada’yı bütün olarak “Kıbrıs Cumhuriyeti” sayıyor.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, kendi ayakları üzerine kalkmayı yıllardır başaramadı. Çünkü ekonomik ve siyasal açıdan tümüyle Türkiye’ye bağlı. Kendi altyapısını oluşturmasına, kendi kaynaklarını özgürce geliştirmesine fırsat verilmiyor. Yolları, hastaneleri, devlet daireleri, lüks konutları, hatta Başkanlık ve Meclis binaları Türkiyeli müteahhitler tarafından yapılıyor. Su Türkiye’den, elektrik Türkiye’den, internet Türkiye’den... Taş Yapı ve Aksa Enerji, Kuzey Kıbrıs’ın kaymağını yiyen Türkiyeli şirketlerin başında geliyor. Biri yeni Ercan Havalimanı’nın yapım ve işletmesini, öteki elektrik dağıtımını üstleniş. Şimdi bu kervana Türk Telekom da eklenmek üzere. Yerli iş insanları bu duruma isyan ediyor...
Türk Telekom, Kuzey Kıbrıs’ın fiber altyapısını 25 yıllığına ihalesiz alma çabasında. Türkiye’de tek taraflı hazırlanıp dayatılan “Fiber Optik Protokolü”, KKTC Cumhuriyet Meclisi’nden alelacele geçirilmek istenince kızılca kıyamet koptu. Ana muhalefet partisi CTP’nin milletvekilleri Meclis’te 20 saat........
