menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kıbrıs’ta çözüm olacak mı?

36 39
14.02.2026

Bu hafta Kıbrıs notlarımıza en taze haberle başlayalım:

KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, 11 Şubat’ta New York’ta, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ile sürpriz bir görüşme yaptı. TC Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da bir gün önce Guterres’le telefonda Kıbrıs’ı konuştu. Guterres-Erhürman görüşmesinin Türkiye’nin bilgisi altında yapıldığı anlaşılıyor. Belki de bu yüzden Kıbrıs solunda, “Nereden çıktı bu görüşme?” diye soranlar oldu...

Tufan Erhürman, Antonio Guterres ile BM Merkezi’nde yaptığı görüşmeyi, “Beklentimin ötesinde olumlu, yararlı ve verimli geçti” diye açıkladı. Guterres’e Kıbrıslı Türklerin çözüm iradesini ve bu konudaki kararlılığını aktarmış. Güven artırıcı önlemlerin genişletilmiş toplantılar yerine Türk ve Rum yetkililer arasında görüşülmesini önermiş. Son olarak da Türk tarafının BM’de Rumlarla yeniden görüşme masasına oturabilmesi için daha önce açıkladığı dört maddelik yöntem önerisinin kabulünü istemiş...

Tufan Erhürman, Türk tarafının çözüm konusunda istekli olduğunun altını çizerken, geçmişte yaşadıkları düş kırıklıklarını anımsatarak “Görüşme olsun diye görüşme değil, çözüm için görüşme istiyoruz” diyor.

Erhürman, New York’tan umutlu döndüğünü söyledi. Ancak Kuzey ile Güney arasındaki geçiş noktalarının artırılması konusunda henüz bir gelişme olmadığını da ekledi.

Bu buluşmalar somut bir sonuç doğurmasa da çözüm ikliminin oluşması ve Ada’daki iki halkın günlük yaşamını kolaylaştıracak önlemlerin uygulanabilmesi bakımından büyük önem taşıyor.

GÜNEY-KUZEY İLİŞKİLERİ

Kıbrıs Halkının İlerici Partisi AKEL, dünyada Komünist Partisi olarak bilinir. Nitekim partinin amblemi, işçi ve köylü bağlaşıklığını simgeleyen çekiç ve başaktır. Güney Kıbrıs’ta güçlü halk desteği olan, ülke siyasetinde söz sahibi bir partidir.

AKEL, 1926 yılında zaten Kıbrıs Komünist Partisi adıyla kurulmuş; İngiliz sömürge yönetimine karşı Kıbrıs’ın bağımsızlığını savunduğu için 1931 yılında yasaklanmıştır. 1941 yılında AKEL adıyla yeniden kurulmuştur. Halen 56 üyeli Kıbrıs Temsilciler Meclisi’nde AKEL üyesi 16 milletvekili vardır. Avrupa Parlamentosu’nda Kıbrıs Cumhuriyeti’ni temsil eden 6 üyeden biri de AKEL’den seçilmiş Kıbrıslı Türk akademisyen Niyazi Kızılyürek’tir.

Güney’le bütünleşmeyi, “Birleşik Kıbrıs”ı savunan Ada’nın kuzeyindeki küçük sosyalist partilerin CTP ile arası hayli mesafeli iken AKEL’in sosyal demokrat Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) ile ilişkileri son derece dostanedir. CTP de kurulduğu günden beri AKEL’le iyi ilişkiler içinde olmayı önemsemiştir.

CTP’nin yeni Genel Başkanı Sıla Usar İncirli ve çalışma arkadaşları, geçen hafta Kıbrıs’ın güneyindeki AKEL’i ziyaret ettiler. İki partinin ortak açıklamasında, Kıbrıs’taki çözümün “ancak federasyon temelinde olabileceği” vurgusu dikkatimizi çekti. Çünkü Tufan Erhürman, seçim sürecinde ve Cumhurbaşkanı seçildikten beri “federasyon”dan hiç söz etmediği gibi, Sıla Hanım da kısa süre önce Türkiye’de gazetecilerin sorularını yanıtlarken “federasyon”un verili koşullarda “zehirli bir sözcük” haline geldiğini söylemişti. Genel Başkan, Türkiye’de başka, Güney Kıbrıs’ta başka konuşunca kafalar iyice karışmış; Kıbrıs’taki sosyalist partiler de iktidar adayı CTP’nin Kıbrıs konusunda net ve tutarlı bir politika izlemediğini söyleyerek eleştiri oklarını yeni başkana yöneltmişlerdi...

Oysa CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli ile AKEL Genel Sekreteri Stefanos Stefanu’nun görüşme sonrası yaptıkları açıklamalara bakıldığında iki partinin yaklaşımları arasında tam bir uyum olduğu görülüyor. İki Başkan, Kıbrıs sorununda çözümün “siyasal eşitliğe dayalı, iki toplumlu ve iki kesimli federasyon” olduğu görüşünü açıklıkla yinelemiş. Sıla User ayrıca, “müzakerelerin yeniden başlaması için” BM Genel Sekreteri Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin’in çalışmalarını desteklediklerini ve Tufan Erhürman’ın New York’ta BM Genel Sekreteri Gutteres ile yapacağı görüşmenin çok önemli olduğunu vurgulamış...

Bunlar elbette olumlu söylemler. Ama söylemin eylemle desteklenmesi gerekiyor. Ayrıca  “garantör ülke” Türkiye “iki devletli çözüm”de direnirken Kıbrıs’ta anlaşma nasıl sağlanacak, o da başka bir konu...

“GÖRÜŞME” VE “MÜZAKERE” FARKI

Türkçe Sözlük, “müzakere” ile “görüşme” sözcükleri arasında belirli bir anlam ayrımına gitmemiş. Arapça kökenli “müzakere” için “Bir konuyla ilgili görüşme, danışma” derken öz Türkçe “görüşme” sözcüğünü şöyle açıklamış: “Bir kurulda karardan önceki konuşma, tartışma vb., °müzakere.”

Yani bunlar anlamdaş sözcükler. Ama diplomasinde durum değişiyor. Nitekim Kıbrıs’ta yeniden canlandırılan diyalog sürecinde de bu sözcüklere ayrı anlamlar yükleniyor. Kıbrıslı Türk gazeteci Cenk Mutluyakalı bu farkı şöyle açıklıyor:

“Görüşme, en yalın haliyle fikir alışverişidir. Taraflar konuşur, dinler, pozisyonlarını anlatır. Bağlayıcılığı yoktur. Nabız yoklanır ama sonuç üretme zorunluluğu taşımaz.

Müzakere ise bir sonuç, bir uzlaşı, bir karar hedefler. Karşılıklı taviz ve kazanım içerir.Yazılı ya da fiili bağlayıcılığa evrilir. Konuşmak değil, sonuca gitmek esastır.”

Ne diyelim? Kıbrıs görüşmelerinin sonuç odaklı bir “müzakere”ye dönüşeceği günlerin özlemiyle...


© Birgün