menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Öldürülmeme hakkı

33 0
previous day

“Çerçeve Yasa Teklifi” kamuoyuyla 5 Ağustos’ta paylaşılmasıyla birlikte, daha “mürekkebi bile kurumadan”, televizyon programlarının “kadrolu konukları” toplumu kutuplaştırma, kamplaştırma, ötekileştirme ve düşmanlaştırmayla ilgili herhangi bir kaygı taşımaksızın dillerindeki bütün kötülükleri boca etti. Bir bölümü temelden karşı olup “teröristler muhatap alınamaz” derken, diğer bir bölümü de “tüm yetki cumhurbaşkanında, meclis işlevsiz kalmış, demokratik değil, demokratikleşmeyle ilgili hiçbir maddesi yok” mealinde olduğu ifade edilebilecek ya da “yetmez ama evet” olarak tanımlanabilecek değerlendirmelerde bulunuyor. Ancak büyük çoğunluğu bu tutumunu, “kıymetli görüşlerini” nesnel verilere dayandırma gereksinimi duymadan sergiliyor.

Sekiz yılı aşan bir süredir geçerli olan “partili cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi”ni, yapı ve işleyişiyle yeni bir rejim gibi yansıtmaktan ne utanıyor ne de sıkılıyorlar. Sanki bu rejimin yönetim biçim ve araçları yıllardır kullanılmıyormuş da bunlarla ilk defa karşılaşıyorlarmış gibi davranıyorlar. Tasarıdaki yetkilendirme durumu tabii ki demokrasi adına bir olumsuzluk. Ancak bu metne özgün yeni bir uygulama değil. Ülkenin sekiz yıldır tek bir kişinin imzasıyla ve istediği tarihte yürürlüğe giren, istediği zaman yürürlükten kaldırdığı cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yönetildiğini, pek çok konuda TBMM’nin önceki rejime göre inisiyatifsiz kaldığını reddetmek mümkün mü? TBMM’nin inisiyatifinin devam ettiği başlıklarda da iktidar partisinin yapısal özelliği nedeniyle yalnızca parmakların inip kalktığını bilmiyorlar mı? Sanmıyorum! Peki o zaman bu tutumları neden? Tek bir yanıt vermek oldukça zor...

Antlaşma TBMM’de de kabul edildi

TBMM Genel Kurulu’nda 10 Ağustos 2026 tarihinde kabul edilen “Çerçeve Yasa Teklifi”, dünya genelinde yürütülmüş olan çatışma çözümleri süreçlerindeki örneklerine benzer olarak, özü itibarıyla silahlı çatışmanın tarafları arasındaki bir antlaşma metni. Bu köşede daha önce tartışılmaya çalışıldığı gibi, “demokratikleşme” ile ilgili adımlar esas olarak silahların susmasının/yaşam hakkının/öldürülmeme hakkının sağlanması amacıyla hazırlanmış böylesi bir antlaşmanın içeriğinde bulunmaz, aranmamalıdır. Özel, kasti bir eksiklik olarak değerlendirilmemelidir. Hele ki toplumsal rıza üretimi için kendini de eriten iki araca mahkûm hale gelmiş bir iktidardan beklenen bir adım olamaz. “Demokratikleşme”, günümüzdeki niteliklere sahip bir iktidarın yapacağı/yapabileceği bir uygulama, atabileceği bir adım değil. Elinde, her geçen gün dozunu artırmak zorunda kaldığı “şiddet”in farklı formlarından ve hukukun araçsallaştırılmasından başka rıza aracının kalmadığı herkesin malumuyken demokratikleşme için adım atmasına yönelik böyle........

© Bianet