Değer kaybı ticareti ve doların geleceği
Altın fiyatları, geçen haftaki kısa ve sert daralmanın ardından ABD doları karşısında yeniden 5 bin dolar/ons seviyesinin üzerine çıktı. Altın fiyatlarında özellikle bir yıl önce başlayan “İkinci Donald Trump Dönemi” ile birlikte görülen bu benzeri görülmemiş yükseliş, “debasement trade” (paranın değer kaybına karşı pozisyon alma) olarak adlandırılan durumun bir sonucu. Bu işlem, hem kamu hem de özel finansal kurumların ABD finansal varlıklarından, özellikle de dolar nakit ve dolar borçlanma araçlarından çıkış yapması anlamına geliyor. Peki neden? Görünüşe göre yabancı ve Amerikalı yatırımcılar ile spekülatörler, sahip oldukları varlıkların dolar cinsinden değerinin düşeceğinden korkuyor.
Bunun birkaç temel sebebi var: İlk olarak, Trump enflasyonun hızla düştüğünü iddia etse de kanıtlar bunun tam tersini gösteriyor. ABD tüketici enflasyonu resmi verilere göre hala “yapışkan” ve Federal Rezerv’in (Fed) yıllık yüzde 2’lik resmi hedefinin üzerinde seyrediyor. Dahası, önceki verilerin de gösterdiği üzere, resmi oran gerçek enflasyonu yaklaşık 2 puan kadar eksik hesaplıyor. Buna rağmen Trump, Fed’in politika faizini düşürmesi konusundaki baskısını sürdürüyor ve mevcut Fed Başkanı Jay Powell’ın yerine kendi emirlerini yerine getirecek birini (Kevin Warsh) getirmeyi planlıyor. Düşük faiz oranları ile yüksek enflasyonun birleşimi, yatırımcılar için dolar varlıklarından kaçış reçetesidir; çünkü dolar varlıklarından elde edilen reel (enflasyondan arındırılmış) faiz oranı daha da düşecektir.
Buradaki bir diğer anahtar gösterge, dolar üzerinden alınan faiz ile başta Avro ve Yen olmak üzere diğer para birimleri üzerinden alınan faiz arasındaki farktır. Finansal yatırımcılar, önümüzdeki yıl ABD faiz oranlarının diğer büyük ekonomilere kıyasla daha fazla düşeceğini öngörüyor. İngiltere Merkez Bankası ve Avrupa Merkez Bankası —bugünkü toplantılarında duyurdukları üzere— faiz oranlarını daha fazla düşürmek için acele etmezken, Japonya Merkez Bankası Yen’i desteklemek için faiz artırmaya hazırlanıyor. Sonuç olarak, doların diğer para birimlerine karşı “vadeli” (piyasa öngörüsü olan) faiz farkı düşüş gösteriyor.
Trump faktörü de doların son dönemdeki değer kaybında ve dolayısıyla devalüasyon........
