menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Savaş sonu senaryoları

39 0
04.04.2026

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşın beşinci haftası doldu. Savaşın sonu üzerine çeşitli senaryolar konuşuluyor. Trump’ın her gün birbiriyle çelişen açıklamaları sürse de genel kanaat ABD yönetiminde savaşı belirli bir noktada bitirme yönünde eğilimin ağırlık kazandığı yönünde. Savaşın küresel siyaset ve ekonomide ABD önderliğindeki sistemi dağıtıcı etkisi, bu eğilimin esas nedeni. İran’a yönelik savaşın gidişatının ABD’nin kendi sistemi içinde de sarsıcı yansımalarının arttığı görülüyor. Beyaz Saray, Pentagon, Dışişleri, istihbarat ve güvenlik kurumları içinde ve bu kurumlar arasında görüş farklılıklarının, istifalara ve görevden almalara kadar vardığı görülüyor. Joe Kent’in istifasından sonra, ABD Kara Kuvvetleri Komutanı’nın Bakan tarafından görevden alınması bunun örnekleri.

ABD İÇİN DE İSRAİL İÇİN DE KAZANÇLI SONUÇ YOK

CSIS, Brookings ve Atlantik Konseyi gibi kuruluşlardaki değerlendirmelerde öne çıkan 4 senaryo şöyle özetlenebilir:

1. En olası senaryo, “sınırlı hedefler ile kontrollü bir çıkış”. ABD belirli askeri hedeflere ulaştığını ilan eder ve İran rejimi ayakta kalır. Savaş, kontrollü şekilde dondurulur. Analizlerde, “zafer değil, yönetilebilir çıkış”tan söz ediliyor.

2. “Uzun süreli bölgesel istikrarsızlık”. İran’ın çatışmayı genişletme stratejisi izlediği vurgulanıyor ve savaşın zaten çok cepheli hale gelmiş durumda olduğu savunuluyor.

3. “Kontrol kaybı ve bölgesel savaş”. İran misillemeleri genişliyor ve ABD hedefleri vuruluyor.

4. “Stratejik çıkmaz”.

Bütün bu senaryolarda ABD’nin hedeflediği herhangi bir sonucun ortaya çıkmayacağının saptandığı görülüyor. Aynı zamanda, İsrail’in hedef ve amaçlarına uygun bir senaryo ise hiç kimse tarafından öngörülmüyor.

CEVAD ZARİF’İN ÖNERİSİ

Bu senaryoların konuşulduğu ortamda, İran’ın eski Dışişleri Bakanı Cevad Zarif’in Foreign Affairs’te yayımlanan “İran savaşı nasıl sonlandırmalı?” başlıklı yazısında farklı bir bakış açısı gündeme getiriliyor (3 Nisan 2026). “Tahran’ın Kabul Edebileceği Bir Anlaşma” alt başlığıyla yayımlanan yazısında Zarif, İran’ın mevcut şartlarda ABD’nin kabul edebileceği bir anlaşma önermesi gerektiğini savunuyor. Zarif, 2015 yılında Hasan Ruhani’nin Cumhurbaşkanlığı dönemindeki İran ile BM Güvenlik Konseyi ve Almanya arasındaki nükleer anlaşmanın İran tarafındaki mimarlarından biri. Mevcut Cumhurbaşkanı Pezeşkişyan’ın ilk günlerdeki yardımcısı olarak görev yapan, fakat daha sonra bu anlaşmaya karşı olan kesimlerin itirazı üzerine görevinden ayrılan Zarif, savaş sırasında etkisi azalsa da İran sistemi içindeki bir eğilimin temsilcisi.

Zarif şöyle diyor:

“Tahran, tüm yaptırımların kaldırılması karşılığında nükleer programına sınırlamalar getirmeyi ve Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmayı teklif etmelidir; bu, Washington’ın daha önce kabul etmeyeceği ancak şimdi kabul edebileceği bir anlaşmadır. İran ayrıca her iki ülkenin de gelecekte birbirlerine saldırmayacaklarına dair söz verdikleri karşılıklı bir saldırmazlık paktını kabul etmeye de hazır olmalıdır.”

Zarif, Tahran’ın bu adımının içeride ve uluslararası alanda sıkışmışlık yaşayan Trump’a “tam zamanında bir çıkış yolu” sunabileceğini savunuyor. Çeşitli olasılıkları değerlendiren Zarif, “İran savaşı ne kadar erken bitirebilirse o kadar iyi olur.” diyor. ABD ve İsrail’in İran’ın enerji ve altyapısına yönelik saldırılarını sürdürmesi halinde yeri doldurulmayacak kayıplar yaşayacağını, İran’ın buna karşılık yapacağı misillemeler ile bölgenin altyapısını yok edebilecek kapasitede olsa da bunun ABD açısından bir kayıp olarak görülmeyeceğini ileri sürüyor.

Zarif, ABD ile İran arasında olası bir ateşkes anlaşması yerine kalıcı ve kapsamlı bir anlaşmanın daha faydalı olacağını vurguluyor. Bu anlaşmanın tamamlayıcısı olarak, Batı Asya genelinde İran, Türkiye, Mısır, Körfez ülkelerini de kapsayacak bir bölgesel güvenlik işbirliğinin kurulması gerektiğini kaydediyor.


© Aydınlık