AB Anayasa’sının reddi ve siyasi birliğin sonu
Avrupa Birliği (AB) eski kıtaya barış getirme iddiasıyla kurulmuştu. Yaşanan iki dünya savaşı kendi topraklarında büyük yıkımlara yol açmıştı. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Birlik fikri daha da somutlaştı. Fakat ortada alt yapısı çökmüş, sanayisi yıkılmış, eski sömürgeci yıllarını geride bırakmış bir Avrupa vardı. Diğer taraftan yıldızı Birinci Dünya Savaşı’nda parlayan ve İkinci Dünya Savaşı’nda zirveye çıkan bir Amerika Birleşik Devletleri vardı. ABD ve Sovyetler Birliğinden oluşan iki kutuplu dünyada bugünkü adıyla Avrupa Birliği, ABD denetiminde kuruluş sürecine girmişti. NATO’nun kurulmasıyla birlikte Sovyetler Birliğinin yıkıldığı 90’lı yıllara kadar sürecek olan soğuk savaş döneminde ve ABD denetiminde Birlik inşa edildi. Geçen hafta birinci bölümü yayımlanan yazımda bu süreci anlattığım için ayrıntıya girmiyorum.
Dönemin Fransa Dışişleri Bakanı Robert Schuman’ın önerisiyle ilk adım 18 Nisan 1951 tarihinde Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu’nu kurarak atıldı. 1979 yılına geldiğimizde Birlik, önce Avrupa Ekonomik Topluluğu’nu (AET) sonra Avrupa Toplulukları (AT) adını aldı. Avrupa Komisyonu, Avrupa Konseyi ve Avrupa Parlamentosu oluşturuldu.
AB’NİN GENİŞLEME SÜRECİ
Altı Avrupa ülkesinden oluşan birlik 1973’ten sonra önüne genişlemeyi koydu: İngiltere, Danimarka ve İrlanda 1973’te; Yunanistan 1981’de; İspanya ve Portekiz 1986’da Avusturya, Finlandiya ve İsveç 1995’te Birliğe üye oldu. En büyük genişleme 2004 yılında gerçekleşti. Orta ve Doğu Avrupa’dan sekiz ülke: Çek Cumhuriyeti, Estonya, Macaristan, Letonya, Litvanya, Polonya, Slovakya, Slovenya ile birlikte aynı tarihte Güney Kıbrıs ve Malta da Birliğe katıldı. Bulgaristan ve Romanya 2007 yılında ve son olarak Hırvatistan 2013 yılında AB üyesi oldular.
İngiltere ilk üyelik başvuruşunda bunmuş fakat ABD’nin Truva atı olduğu gerekçesiyle Fransa Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle tarafından 1963 ve 1967 yıllarında iki kez veto edilmiş ancak de Gaulle sonrası Fransa’nın onayı ile 1973’de Birliğe girebilmişti. Aynı dönemde başvuran Norveç ise ülkesinde yapılan referandumda halkın reddetmesiyle Birliğe katılmamıştır. Daha sonra 2020 yılında İngiltere’nin Birlikten ayrılmasıyla 27 üye ülkeden oluşan bir Birlik ortaya çıkmıştır.
SERBEST DOLAŞIM: SCHENGEN ANLAŞMASI
Serbest dolaşımın sağlandığı Schengen Bölgesi, 1985 ve 1990 yıllarında Lüksemburg’un Schengen kentinde imzalanan anlaşma ile oluşturuldu. Son olarak Aralık 2024’te Romanya ve Bulgaristan’ın katılmasıyla, İrlanda ve Güney Kıbrıs hariç 25 AB ülkesi ve üye olmayan İzlanda, Lihtenştayn, Norveç ve İsviçre’yi kapsayan 29 ülke arasındaki sınırlar kaldırılarak serbest dolaşıma geçildi. Böylece, Schengen Alanı üyeleri arasındaki sınır kontrolleri kaldırıldı.
MAASTRİCHT ANTLAŞMASI VE AB’NİN KURULMASI
1991 yılında Varşova Paktı’nın arkasından Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) dağılmasıyla iki kutuplu dünya sona erdi. Rakipsiz kalan ABD, dünyada tek süper güç olarak ortaya çıktı. ABD emperyalizmi küreselleşme projesiyle dünyaya neoliberal politikalarını dayattı. Dolar rezerv para birimi olarak bu projenin en önemli aracıydı.
Avrupa, bu sürecin başında ekonomik bir topluluk (AET/AT) olarak bulunuyordu. ABD’nin bu tek süper devlet atılımına karşı Avrupa AB projesiyle çıktı. ABD ile rekabet edebilmek için kısıtlı bir ekonomik birlik yeterli değildi. Avrupa ülkeleri arasında sermayenin serbest dolaşımını sağlayacak Gümrük Birliği sağlanmalı, Ortak bir para birimi oluşturulmalı ve dış politikada birlikte hareket eden bir politik bütünleşmeye gidilmeliydi. İlk adım Kasım 1993’de Maastricht Antlaşmasıyla atıldı.
Oluşturulan birlik (AB) neo-liberal politikaların uygulanmasına yönelik bir örgütlenmeyi hedefliyordu; kurumlar, sermayenin mutlak diktatörlüğünü sağlayacak şekilde yeniden düzenlendi (Konsey, Komisyon, Parlamento…). Brüksel’le simgeleşen bu diktatörlüğün oluşması için ulusal parlamentolar devreden çıkartılmalı ve egemenlik hakları bu diktatörlüğe devredilmeliydi.
Sermayenin mutlak diktatörlüğünü........
