menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dokuzuncu

5 0
26.07.2026

            Evet, ben dokuz çocuklu bir ailenin sıralamada altıncısı olduğum için evde varlığım ile yokluğum pek fark edilmiyordu. İlkokulu başarı ile bitirdim. İçimde kendimi ispat etme sivrilme öne geçme hırsım vardı.

            İlkokulda sınıfta kalma olmadığından hepimiz sıradan okulumuzu bitirdik. 

            Ortaokula gelince okumak istemiyorum diyen kardeşimi babam terzi, berber veya marangoz yanına çırak veriyor. Senenin büyük bir bölümünü tarlada ve serada çalışarak anne ve babamıza yardımcı oluyorlardı. 

            Ben okulda başarılı olunca ilkokul öğretmenim babama gelerek bu çocuğu okutman iyi olur dedi. Köy kahvesinde sohbet esnasında Ahmet Kara’nın oğlu bu yıl mezun olan çocuklar içinde en başarılısı dediğini duyunca babam keyiflenmiş. Anam ile konuşurken Kemal öğretmen kahvede bizim Mustafa’nın sınıfının en zeki ve çalışkan öğrencisi olduğunu söylemiş biz bunu okutalım demiş anamda he olur bir tanede içlerinde okullu bulunsun demiş. 

            Benden önce iki ağabeyim ortaokula gittiler iki yıl üst üste sınıfta kaldıkları için ayrılmak mecburiyetinde kaldılar. Biri berbere diğeri terziye çırak verildi. Ablalarım zaten okutulmadı. İkisi ’de kışın her gün iki saat Kur’an kursuna gidiyorlar. Diğer zamanlarda tarlada veya camekânda çalışıyorlar.

            Neyse ortaokula başladım. Bana kalem defter veya kitap bile alınmadı. Abilerimden kalanlarla idare ediyorum. Değişen kitapları arkadaşlarımdan faydalanarak çalışıyorum. 

            Ama bende bir azim var çok çalışıyor gayret ediyorum. Mahallede benimle okula gidenleri çalıştırıyorum. Anlamadıkları konuları anlatıyorum. 

            Bakıyorum okumayan abilerim ve ablalarım tarla ve seralarda canları çıkıyor. Ortaokulu üç yılda bütünlemeye bile kalmadan bitirdim. Ama babam bizim ilçenin dışında şehirde ki liseye göndermem diye tutturdu. Bu kadar okuduğu yeter benim işçiye ihtiyacım var dedi.

            Ortaokul sonrası çeşitli okulların sınavlarına bile göndermedi. Yaşım oldu on beş çok güçlü kuvvetliyim. Bir yıl ailemle bağda, bahçede çalıştım Benim ders verdiğim anlamakta zorlanan ortaokulu beş, altı senede bitirenler lisede okuyor bu benim zoruma gidiyor. 

            Ben kararımı verdim. Bu köyde ırgat olmayacağım. Seradan bir kamyon domates yükledik. Osman ağanın kamyonunda Sohbet ederek Isparta haline girdik. Otuz kasa Ahmet’e kırk kasa Hasan’a derken bir kamyon domatesi dağıttık. Son müşterimiz Yusuf beye malı indirdikten sonra tartıp dediği yere istif ettim. Yusuf beyin bana davranışı ve hitabı hoşuma gitti. 

            Amca ben buraya gelsem beni çalıştırır mısın dedim. Tabi neden olmasın? dedi yalnız benim burada yatacak yerim yok yatacak bir yer buluruz değil mi?  Dedim. 

            -Bak aslanım 

-Benim acilen bir elemana ihtiyacım var eğer iş konusunda ciddi isen hemen başla 

-Amca benim köye gidip anamdan ve babamdan izin almam lazım en geç on beş gün sonra gelmezsem izin alamadım demektir.

Kamyonla köye döndük. Kamyoncu Osman ağa bana yirmi lira verdi. Havalara uçtum. On beş lirasını babama verdim. 

            Kamyonla köye giderken çok hayaller kurdum. Kesin kararımı verdim ne edip edip Isparta ‘da çalışmamaya ve okumaya ailemi razı edecektim. Zaten benim yokluğum evde hissedilmeyecekti.

Bu arada birkaç defa anamın ve babamın ağzını yokladım Manavgat’a gitsem bir yerde iş bulsam otellere kâtip girsem dedim. Ama babam orada kazanır, orada yersin dedi. Benim işçiye ihtiyacım var, yediğiniz önünüzde yemediğiniz arkanızda diye konuyu kapattı.

            Babam sattığımız malların parasını almak ve bazı ihtiyaçlarımızı gidermek için Manavgat’a gitti. Ben anama ben Manavgat ta iş buldum size para gönderirim dedim. 

Isparta’ya yük götüren Osman ağanın kamyonu ilde yola çıktık. Osman ağaya durumu anlattım. Yusuf beyin yanında çalışacağım ama ana ve babama söyleme onlar beni Manavgat ta biliyor Hiç olmazsa bir sezon çalışayım para kazanayım dedim.

Osman ağanın mallarını indirip manavlara teslim ettikten sonra arabadaki bohçamı alıp Yusuf beyin depoya koydum. Osman ağa harçlığımı verdi. 

Akşama kadar depoyu düzenleyip temizledim. Fazla param olmadığından eşyamda yok o nedenle bir süre depoda yatmaya karar verdim. Yusuf beyde olur dedi. Zaten yaz mevsimi herkes bağda bahçe açıkta yata biliyor. Yusuf Bey evden bir yastık bir şilte ve battaniye getiri........

© Akdeniz Gerçek