menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

12 Eylül’e 12 Eylül’den Bakmak

6 0
monday

Günümüzde 12 Eylül’ü değerlendirenlerin önemli bir bölümü 46 yıl önceki o günü yaşamadı. Olayı kitaplardan, filmlerden, romanlardan ve başkalarının anlattıklarından öğrendiler. Bu nedenle 12 Eylül denildiğinde akla yalnızca işkence, sıkıyönetim, idam, yasaklar ve çeşitli korkular gelir.

Darbe, bugün yaşı ellinin altında olanlara “eylül günleri” gibi dramatik konu başlıklarıyla hikâye edilmiştir. Bu hikâyeyi okuyanlar ve izleyenler de doğal olarak bu vahşeti yapanları arayıp bulmak isterler. “12 Eylül kaynaklı sorunlarımız…” diye başlayıp bugün Türkiye’de ne kadar sorun varsa 12 Eylül 1980’e bağlamak kolaycılığını ya da art niyetini yaşarlar, yaşatırlar. 

Bir tarihi olayı yalnızca sonuçlarından hareketle değerlendirmek, bizi tarihi gerçeklerden uzaklaştırır.

12 Eylül 1980 sabahı Türk Ordusu, emir-komuta zinciri içinde Bayrak Harekâtı’nı gerçekleştirdi ve devlet yönetimine el koydu. Bugün bu harekâta genel olarak “12 Eylül Darbesi” deniliyor. İhtilal miydi darbe miydi elbette münakaşa edilebilir. Ayrıca bu geçen zamanda kavramlar da karıştırıldı. Devrim, toplum hayatında ani, köklü ve faydalı değişikliğe denir. Eskiden inkılâp denirdi. İhtilâl, halkın başkaldırarak yönetimi ele geçirmesidir. Darbe, devletin içindeki bazı unsurların güç kullanarak ya da entrikayla yönetimi ele geçirmesidir. Müdahale ise devletin içinde ya da dışındaki bir gücün, yönetilenleri saf dışı ederek duruma el koyması ya da yönetime uyarıda bulunmasıdır.

Kenan Evren yıllar sonra mahkemedeki savunmasında, “Biz ihtilal yaptık, ihtilale teşebbüs etmedik” diyerek aynı ayrımı vurgulamıştı.

Ordunun müdahalesinin ardından siyasal şiddet kısa sürede büyük ölçüde sona erdi. Fakat asıl sorun bundan sonra başladı.........

© Akdeniz Gerçek