Felsefenin Konumlandırılması ve Melez İnsan Gerçekliği
Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Güzel Sanatlar ve Tasarım Fen Hemşirelik İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat
Güzel Sanatlar ve Tasarım
İktisadi ve İdari Bilimler
"HAYATI: doğal bir OKUyuşla; PAYLAŞmak"
Felsefenin Konumlandırılması ve Melez İnsan Gerçekliği
Son yıllarda Batı Avrupa ve İskandinav ülkelerinin felsefe bölümlerinde “pratik felsefe” çerçevesi daha fazla öne çıkmaya ve felsefenin yeni konumlanmasında klasik felsefe tarihçiliği ve “karizmatik filozofluk”un yerini almaya başladı. Amerikan pragmatizminin 21. yüzyıldaki etkisi olan bu gelişmeye uyum sağlayan felsefe bölümleri “pratik felsefe” çerçevesine ayak uyduramayan felsefe uzmanlarına herhangi bir işbirliği için soğuk ve mesafeli yaklaşıyor. Özellikle ilkçağ felsefesinde uzmanlaştığını ifade eden ve bununla ünlenmiş bazı Alman felsefe bölümleri bile ölçme ve hesaplamayı içeren pratik felsefeye yatırım yapıyorlar.
Peki, bir felsefe bölümünde pratik felsefenin gereği olarak mesela “teknoloji” veya tematik herhangi bir kavrama iliştirilmiş felsefenin yanına laboratuvar kelimesinin eklenmesini nasıl anlamak gerekir? Teknoloji felsefesi laboratuvarı gibi felsefe laboratuvarlarının varlığını Batı Avrupa ve İskandinav ülkelerinin felsefe bölümleri özelinde gerekçelendiren temel etken hiç kuşkusuz insanın bütün mevcudiyetini yöneten alışveriş ilişkileri gerçekliğidir. Alışveriş ilişkilerine ait birçok teori, anlayış veya sistem olabilirse de bunlardan hiçbiri insanın gereksinimleri olduğunu göz ardı edemez. Pragmatizmin –sözgelimi Hilary Putnam pragmatizminin- en önemli bulgularından biri, söz konusu gereksinimler ve bunlardan dolayı gelişen alışveriş ilişkileri dışında insanı konumlandırmamızın çok zor olduğudur. Çünkü sağduyu için eğer bütün insanları kapsayan ve herhangi birini diğerinden ayrı tutmayan bir ortak ölçüt isteniyorsa; bu ancak bütün insanlarda bulunan ortak bir özellik olabilir. Her toplumsal kesim kendi menfaat gayesini pozitif bir kavramla örterek söz konusu pozitif kavramın insanın özü ve herkesle ortaklaştığı kavram olduğunu iddia ediyor olabilir. Mesela eşitlik kavramı bu pozitif kavramlardan birisidir ve eşitlikten söz edenler de aslında eşitliği bozacak birilerinin menfaatlerini öne çıkarmayı tasarlamaktadırlar. Bir süre sonra eşitlik savucunularının gerçek deneyimlerindeki yönelimin kendi önceki durumlarına kıyasla daha güçlü ve zengin olanlar ile kendi önceki durumları arasındaki eşitlik olduğu fark edilebilir. Böylece eşitliği öne çıkaranların kendi eşitlikleri gerçekleştikten sonra başkalarının eşitliklerini göz ardı ettikleri ve bunun tabiatın bir gereği olduğunu dile getirdikleri fark edilebilir. “Herkesle veya bütün insanlarla eşitlik” dedikten sonra bazı insanlara soğuk ve mesafeli davrananlar dünyanın her yerinde yeterince deneyimlenmiştir. Pragmatizm bu ortak deneyime dayanarak insanlardan veya toplumsal eğilimlerden herhangi birinin yalancı çıkmayacağı bir ortak ölçüt arayışından sonra bütün deneyimlerde geçerli olan alışveriş ilişkilerinde insanı konumlandırmıştır. Böylece felsefede söylemlerin bazı insanların beklentilerine değil de bütün insanların gerçek ve ortak alışveriş deneyimlerine yaslanmaları gerektiği fikri öne çıkmıştır. Bu şekilde filozoflar da oturdukları yerlerde okudukları eski filozoflara ait kitapları düşünerek ayrıcalık bekleyen insanlar olmaktan çıkıp diğer meslek grupları gibi toplumsal işbölümünde eşitlikçi bir konuma evrilebileceklerdir. Bunun için ortak deneyimlerde mevcut olan alışveriş ilişkilerindeki insanı geçerli, genellenebilir, doğru ve tutarlı kavramak gerekmektedir. Bu insanın alışveriş ilişkileri yine pragmatizmin koşulladığı, nominalizmin mantığın içinden desteklediği ve demokrasinin gerçekleşmesi demek olan bireyselleşme sayesinde çeşitlilik içermeye başlamıştır. İşte bu çeşitliliğe 21. yüzyılın ilk çeyreğinde melezlik denilmiş ve melezliğin yerinde ve doğru saptanabilmesi için laboratuvarlar tasarlanmıştır.
İlkçağdan bu yana felsefeler gelişmek ve kalkınmak bakımından vakit kaybettirenler ve vakit kaybettirmeyip kazandıranlar olarak ikiye ayrılırsa; Charles Sanders Peirce’ün felsefe tarihi etüdüne göre, Aristotelesçiler ve Protagorasçıların genellikle ilerlettiği ve Platoncuların genellikle vakit kaybettirdiği fark edilebilir. Örneğin Karl Popper’ın Platon eleştirisinin gerisinde Peirce’ün analizlerinin ve bu vakıanın bulunduğunda şüphe yoktur. Her günkü deneyimlerde insanlar arası alışveriş ilişkilerini merkeze almak istemeyenler genellikle düşüncenin –yani deneyimlememiş insanların oturdukları yerlerde okudukları kitaplarla sadece düşünerek- bütün gereksinimleri, sorunları ve çözümleri önceden bilebildiklerini varsaymaktadırlar. İlginç olan kimi zaman genç insanların da bu yaklaşımı benimseyebilmesidir. Çünkü felsefenin bu çeşidine göre genç insanın kendini sürekli tekrarlanan düşünsel ilkelere teslim etmesi beklenmektedir. Her zaman bu düşünsel ilkeleri daha iyi bilenler de karizmatik filozoflar ve genç olmayan insanlardır. Popper daha Putnam’dan önce bunu çok yanlış bulmaktadır. Çağdaş felsefe tarihindeki bu organize durumun herkese öğrettiği vakıa; felsefenin tarih boyunca ancak deneysel ve pratik bir sahaya uygulandığı takdirde varlığını ve işlevini devam ettirebildiğidir. Çünkü felsefe insanlarla veya burada filozoflar ile var olabilmektedir ve filozoflar da alışverişin tarafları olmaktan kurtulamazlar. Mesela Abraham Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi filozoflar için de geçerlidir. Bu nedenle filozoflar öncelikli gayesi toplumu kendi düşüncesine göre dönüştürmek olan değil, kavramlarla deneyimler arasındaki organize anlam ilişkilerini her dönemdeki alışveriş ilişkilerine göre saptamak ve güncellemekle topluma yararlı olan insanlardır. Bunun için de Aristoteles bilimlerin her birinin adını ilk veren filozoftur. Francis Bacon’ın ve ondan önce Peirce’ün yorumuna göre İbn Sînâ’nın Aristoteles’teki düşünce merkezli hataları saptayıp ayıklamalarına değin bu Yunan filozofunun eserleri pratikte hep ana akım olabilmiştir. Bu meyanda deneyimler yerine soyut Varlık kavramını yerleştirip de düşüncenin genel geçer ilkelerinin kavranabileceği beklenirse; günümüzün melezleşmiş insanı geçerli, doğru ve tutarlı kavranamaz. Nitekim pragmatizme göre işlevleri yerine kendisine dair tasarılardan –yani önyargılardan- yola çıkılan felsefelerde insan adına verimlilik oldukça sınırlı kalabilir.
Peki, melez insan ne demektir veya kimdir? Melez insan standart özelliklerle anlaşılması zor olan ve ancak pratik istatistiği takip edilebilecek olan insandır. Daha açık bir deyişle davranış, eğilim, yönelim, gereksinimler ve düşünceler itibariyle bir insandan diğerine ortaklaştırılması sayısı az kavramlar bazında zor olan, ama bazı kavramlarda ve sınırlı sürede ortaklığı yakalanarak anlamsal bir genelleme ve çıkarımın mümkün olabildiği insandır. Sözgelimi aynı insan ülkemizin içinde Türkiye milliyetçisi görünmezken ülkemizin dışına çıktığında davranışları ve değerlendirmeleri bakımından Türkiye milliyetçisi –hatta Türk milliyetçisi- olabilmektedir. Şimdi bu kişi veya birey insanın birbirinden farklı varlık durumları için milliyetçi kavramının bir ön nitelik olma görünümleri farklılaşabilmekte ve hatta belki de bazen birbiriyle zıtlaşabilmektedir. Bu durumdaki A kişisi için “ya, ya da” mantığı yerine üçüncü ihtimalleri de göz önünde bulunduran bir mantık işletiliyorsa burada bireyselleşme, pragmatizm, pratik felsefe ve melez insanlık durumu söz konusudur. Bu vakıanın “her şeyin göreceli olduğu” popülist önermesi gibi Paul Feyerabend’in “ne olsa uyar” ironik indirgemesine her örnekte benzememesi için felsefenin pratik seviyede konumlandırılarak “karizmatik filozoflar” alışkanlığından kurtarılması ve melez insanı doğru kavrayabilmek adına laboratuvarlarda yapılması yararlı olabilir.
Öteki İle Temas Değerli Olabilir – Şiî Fıkhı Özelinde
Yorum Yap Cevabı İptal Et
Bir dahaki sefere yorum yapmam için adımı, e-postamı ve web sitemi bu tarayıcıya kaydedin.
Δdocument.getElementById( "ak_js_1" ).setAttribute( "value", ( new Date() ).getTime() );
Öteki İle Temas Değerli Olabilir – Şiî Fıkhı...
İlkenin Çöküşü, Pratiğin Kaosu
Ramazan Ayının Dini, Sosyal ve Kültürel Hayatımıza Yansımaları
Hırsızlık Haddinde Caydırıcılık ve Islah Ayrımı
Oruç: Hücrelerin Sessizliği, Ruhun Konuşması
Demokrasi, Avrupalı Müslümanlar ve Gaflet Uykusu!
İslâm Kamu Hukukunda Yetkinin Meşruiyeti
Toplam Ziyaretçi (Tekil Kişi): 2.022.128
Bilgi Peteklerimizi Nasıl Dolduralım için M.S.KAMER
İklim Krizinin Günah Keçisi için Mudassir Hussain
Buzda “Buz Gibi” Hissetmek için Ayşe Nur AKSOY
Siyah Kuğu ve Sonrası için Erol Kurt
Bilinç ve Ölüm: Disiplinlerarası Kökenlerden Transhümanizme için Psikiyatr Dr. Bülent Demirbek
Bilgi Peteklerimizi Nasıl Dolduralım için Fatma Akkaya
Diploma mı, İstihdam mı? Türkiye Yükseköğretimde Yol Ayrımında için Ayşegül Kaptanoğlu
Ramazan Ayının Dini, Sosyal ve Kültürel Hayatımıza Yansımaları için Seyfeddin Ersoy
Ramazan Ayının Dini, Sosyal ve Kültürel Hayatımıza Yansımaları için Mehmet Gelebek
Aşkın Kimyası için Öğr. Gör. Dr. Keriman AYTEKİN KANADLI
Ayın Konusu: 2023 Seçim Değerlendirmesi (12)
Ayın Konusu: 2024 Yerel Yönetim Seçim Sonuçlarının Değerlendirilmesi (13)
Ayın Konusu: Acil Durumlara Hazırlıklı mıyız? (11)
Ayın Konusu: Adaletin Üstünlüğü (25)
Ayın Konusu: Ahlak, Adalet ve Bilim İlişkisi (14)
Ayın Konusu: Akademik Kültürde Kaybedilen Değerler (15)
Ayın Konusu: Akademik Yayınlarda Hakemlik (13)
Ayın Konusu: Akademisyenden Üniversite Öğrencilerine Tavsiyeler (22)
Ayın Konusu: Akademisyenlerde Motivasyon Eksikliği (15)
Ayın Konusu: Akademisyenlerin 2023 Seçimine Bakışı (11)
Ayın Konusu: Anayasa Değişikliği (8)
Ayın Konusu: Asistan Eğitimi; Sorunlar – Çözümler (19)
Ayın Konusu: Bilim-Din İlişkisi (18)
Ayın Konusu: Bilim-Siyaset İlişkisi (16)
Ayın Konusu: Bilim, Din, Sanat Dili: Türkçe (13)
Ayın Konusu: Bilinç oluşturmak \ Algı yönetmek (11)
Ayın Konusu: Bir Temel Sorun Olarak: AHLAK (22)
Ayın Konusu: Bir Temel Sorun Olarak: EŞİTLİK ANLAYIŞIMIZ (16)
Ayın Konusu: Bir Temel Sorun Olarak: YALAN (20)
Ayın Konusu: Cezasızlık Algısı (12)
Ayın Konusu: Covid-19 Pandemisinin İnsanlığa Mesajları (32)
Ayın Konusu: Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi (12)
Ayın Konusu: Cumhuriyet ve Demokrasi (17)
Ayın Konusu: Doğrudan Demokrasi (12)
Ayın Konusu: Dünyadaki Siyasi Süreçler ve Türkiye (7)
Ayın Konusu: Enflasyon: Nedenleri ve Çözüm Önerileri (9)
Ayın Konusu: Fikri; Üretme Hakkı ve İfade Hürriyeti (29)
Ayın Konusu: Gelir Dağılımı (14)
Ayın Konusu: Haksız Kazanç (12)
Ayın Konusu: Hegemonya (11)
Ayın Konusu: İklim Değişikliği (11)
Ayın Konusu: İnsanın Çoğaltma ve Biriktirme Tutkusu (17)
Ayın Konusu: İstişare (25)
Ayın Konusu: Kumar – Bahis (9)
Ayın Konusu: Liyakat (36)
Ayın Konusu: Milli Güvenlik Sorunlarımız (5)
Ayın Konusu: Milli Güvenlik Sorunu Olarak: "Geleneksel Din Anlayışı" (7)
Ayın Konusu: Milli Güvenlik Sorunu Olarak: “Liyakatli İnsan Yetiştirme” (23)
Ayın Konusu: Milli Güvenlik Sorunu Olarak: “Nüfus Artış Hızı” (5)
Ayın Konusu: Nasıl Bir Akademisyen? (17)
Ayın Konusu: Nasıl Bir Anayasa? (12)
Ayın Konusu: Nasıl Bir Belediye Başkanı? (15)
Ayın Konusu: Nasıl Bir Eğitim Sistemi? (19)
Ayın Konusu: Nasıl Bir Üniversite? (41)
Ayın Konusu: NATO (5)
Ayın Konusu: Nisâ Suresi 75. Ayet ve Müslümanlar (9)
Ayın Konusu: Oku’mak-Yaz’mak: Nasıl Anlamalı? (12)
Ayın Konusu: On Emir ve Yahudiler (8)
Ayın Konusu: Sağlık Sistemimizin Değerlendirilmesi (12)
Ayın Konusu: Siyasal Süreçler ve Tövbe (6)
Ayın Konusu: Sosyal Medya (13)
Ayın Konusu: Toplumsal Barışın Tesisi! Ama Nasıl? (18)
Ayın Konusu: Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. Yılı (24)
Ayın Konusu: Türkiye ve Bilim (12)
Ayın Konusu: Türkiye'de "Planlama Sistemi": Sorunlar ve Çözüm Önerileri (13)
Ayın Konusu: Türkiye'nin "'İran Siyaset'i" Ne Olmalı? (6)
Ayın Konusu: Türkiye'nin En Temel Sorunu ve Çözüm Önerileri (16)
Ayın Konusu: Üniversitelerimizde İnterdisipliner Çalışma Kültürü (12)
Ayın Konusu: Uyuşturucu Sorunu (14)
Ayın Konusu: Yapay Zeka (13)
Ayın Konusu: Yazarların Gözünden Akademik Akıl Platformu (11)
Ayın Konusu: Yeni Doçentlik Başvuru Şartları (11)
Ayın Konusu: Yenidoğan (Hastane) Çetesi ile İlgili Değerlendirmeler (11)
Güzel Sanatlar ve Tasarım (26)
İktisadi ve İdari Bilimler (148)
İnsan ve Toplum Bilimleri (12)
Sağlık Bilimleri (49)
Sosyal Medya Hesaplarımız
Bilgi paylaştıkça artar, fikir paylaştıkça gelişir.
Felsefenin Konumlandırılması ve Melez İnsan Gerçekliği Şubat 23, 2026
Felsefenin Konumlandırılması ve Melez İnsan Gerçekliği
Öteki İle Temas Değerli Olabilir – Şiî Fıkhı Özelinde Şubat 23, 2026
Öteki İle Temas Değerli Olabilir – Şiî Fıkhı Özelinde
Cerrahide Sanat ve Tutku Şubat 23, 2026
Cerrahide Sanat ve Tutku
Bilinç ve Ölüm: Disiplinlerarası Kökenlerden Transhümanizme Şubat 20, 2026
Bilinç ve Ölüm: Disiplinlerarası Kökenlerden Transhümanizme
Yazar olarak giriş yapın
Çıkış yapana kadar beni içerde tut.
@2024 - Akademik Akıl Tüm Hakları Saklıdır. Sitede yer alan makaleler kaynak gösterilmeden paylaşılamaz.
Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Güzel Sanatlar ve Tasarım Fen Hemşirelik İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat
Güzel Sanatlar ve Tasarım
İktisadi ve İdari Bilimler
Bu websitesi kullanıcı deneyimini iyileştirmek için arkaplan datalarını anonim olarak tutmaktadır. Kabul etmek için yandaki butona tıklayabilirsiniz. Kabul Et KVKK Aydınlatma Metni
