İnsanlığın Büyük Ayıbı: Naza
Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tarih Tıp Turizm Veteriner Ziraat
Güzel Sanatlar ve Tasarım
İktisadi ve İdari Bilimler
İnsan ve Toplum Bilimleri
Fikri görünür kılan kalem; kalemi anlamlı kılan istikrardır.
İnsanlığın Büyük Ayıbı: Naza
İsrail yönetiminin Masum Filistin halkına yönelik soykırımını anlatan belgesel filmin adı NAZA. İzlerken insanlığımdan utandım, “burada böyle oturuyor film izliyorsun, ancak bu vahşet için hiçbir şey yapmıyorsun/yapamıyorsun” dedim kendi kendime. “Hiç olmazsa yazıya dök, gitmeyenler, bilmeyenler okusun belki böylece bir yarar sağlarsın, utancın biraz olsun azalır” diye yazdım bu yazıyı.
Her şey 7 Ekim 2023 tarihinde Hamas’ın İsrail’e saldırısı ile başladı. Neden başladığı konusunda söylentiler var. Hamas’ı silahlandıran güçlerin etkisi yadsınamaz kuşkusuz. Fitili ateşleyen bu saldırı İsrail’in Gazze’ye yönelik hala devam eden savaşına, toprak işgali ve soykırıma varan ölçüde sivil halkın ölümüne yol açtı. İşte bu savaşta görev almış İsrail ordu ve istihbarat görevlilerinin tanıklıkları ile; İsrail askeri istihbaratında ve ordusunda, bir hedefe saldırı düzenlendiğinde o saldırı sonucunda ölmesi beklenen tahmini sivil sayısını ifade etmek için kullanılan ve “zarar, ziyan” anlamına gelen “NAZA” bir belgesel filme başlık ve görevlilerin ifadeleri de bu belgesele konu oldu. Zarar ziyan derken mala gelen değil, insan kırımı anlamına gelen ve her yok olan canı bir sayı ile ifade eden bir kelime NAZA.
Yönetmenliğini Yuval Abraham ve Rachel Szor’un yaptığı ve Venedik Film Festivali’nde ödül alan NAZA’da ; 24 eski İsrail askeri/istihbarat mensubunun anonim tanıklıklarıyla Tel-Aviv çatılarından gece yapılan çekimlerle Gazze’deki hedef belirleme ve saldırı süreçlerini anlatılıyor. Belgesel 3 yıl süren bir gazetecilik çalışmasının ürünü. Temel araç cep telefonları. Hamas üyesi olduğu düşünülen kişinin telefon kayıtlarından ikametleri belirlenip, hatta en son telefon görüşme kayıtları ve ev hali durumları gözetlenerek örneğin insanlar akşam yemeği için masa başında toplandıklarında saldırı yapılıyor, bazen evde konuklar ya da akrabalar oluyor, hamile kadın, emzikte bebek, yaşlı, engelli birey demeden yapılan saldırı sonucu o hanedeki tüm sivil halk öldürülüyor. Ölen insanların da biraz önce canlı oldukları unutuluyor ve sayıya indirgenerek “24 NAZA var” deniyor örneğin. Sonra bu eylemi geçekleştirenler rahatça evlerine dönüp, görevini yerine getirmenin kıvancı ile, hiçbir vicdan muhasebesi yapmadan ve azap çekmeden kendi hayatlarını yaşıyor, çocuklarını kucaklayıp seviyor, masa etrafında toplanıp boğazlarında lokmalar düğümlenmeden yemeklerini yiyebiliyorlar.
Film bittiğinde sanki koltuğa çivilenmiş gibi hissediyorsunuz kendinizi, mideniz bulanıyor, gözleriniz kararıyor sarsıntıdan. Sonraki seans için salonu hazırlamaya gelen görevlinin uyarısı ile kendinize geliyorsunuz, ama kulaklarınızda patlama sesleri, gözlerinizde yanan yıkılan binalar, içlerinde tanınmaz hale gelmiş onlarca masum insanın cesedi, beyninizde yanıt arayan sorular. Neden savaşlar diye soruyorsunuz kendinize, cevap sizin boyunuzu ve yüreğinizi aşıyor, ucu egemen güçlerde, silah baronlarında…
Son bir utanç verisi ile bitirelim yazımızı. İsrail’in ateşkese rağmen Gazze’ye yönelik saldırıları ve ihlalleri sürerken, sınır kapılarının kapalı tutulması ve insani yardım girişine getirilen kısıtlamalar bölgede açlık krizini derinleştirmekte dahası Dünya Gıda Programı 19 Ekim’de yaptığı açıklamada, finansman yetersizliği nedeniyle Gazze Şeridi’ndeki yardımlarını yaklaşık üçte bir oranında azaltacağını böylece yaklaşık 500 bin Filistinlinin gıda desteğinden mahrum kalacağını duyurdu. Hayatta kalan Gazzelilerin açlıktan ölmemesi için........
