menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Su İle Toprağın Serenadı

19 0
10.03.2026

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Güzel Sanatlar ve Tasarım Fen Hemşirelik İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

"HAYATI: doğal bir OKUyuşla; PAYLAŞmak"

Su İle Toprağın Serenadı

Su ile toprak ezelden yazılıydılar birbirlerine, kavuşmayı murat ettiler var olalı beri,  birbirlerine karışmayı hayal ettiler. Gök kubbe şahitti, yıldızlar şahitti bu sevdaya.  Çünkü ancak onlar buluşursa yeryüzü hayat bulur, cümle âlem cana gelirdi. Ama kavuşmak o kadar da kolay değildi her daim. Araya maniler girerdi zaman zaman.

Toprak  kahır bağlardı hasret kaldığında suya. Bağrı şerha şerha yarılır, kururdu. Canı çekilirdi. Boynunu büker, mahzun gözlerle, “sen yoksan ben de yokum” diye inlerdi suya. Su da “ben de öyle, ben de öyle” diye kesik kesik cevap yetiştirirdi. “Benim de kanat takıp uçmam, ak köpüklerle çağlamam, kıvrım kıvrım yol almam, kol budak salmam ve seslerin en güzeli ile akmam ancak seninle mümkündür. Benim mekânım, vatanım sensin“ derdi ona. “Senin taşın, senin kumun, senin eğimin benim notalarım olur. Başka başka bestelerle çağlarım.  Rüzgârların, kuşların böceklerin de karıştığı olur bu senfoniye. Ama her bestem ayrı ziyafettir, her bestem ayrı bir lezzet. Ruhları yıkarım, gönülleri arındırırım, paslanmış kalpleri açarım ancak sana kavuşursam. Müzisyenlere ilham olurum. Sadece müzisyenlere mi, ressamlar, şairler kısacası ehli sanat benimle senin her an binbir renge, binbir şekle boyanan hâllerimize hayrandırlar. Bize baktıkça yürekleri büyür, gönülleri açılır, kaplarına sığmaz olurlar. Bu coşkunlukla eser vermeye başlarlar” diye söylendi su.

Toprak, bilgece bir tavırla ”seninle buluştuğumda seyrine doyulmaz güzellikler açar bağrımda. Güller yetişir koynumda.  Kan kırmızı, sarı sıcak, şafak pembesi güller, ak güller, laleler, karanfiller, kır çiçekleri binbir nakış işlerler çehreme sana kavuşursam. Bu toyumuzun ganimetidir.  Bütün bu zenginlikler vuslatımızın muştusudur. Yeryüzünü kuşatan bu renk cümbüşü, bu desen hercümerci, bu koku meşheri mutluluğumuzun çağıltısıdır. Bayramımıza âlemi de ortak etmek için nimet olup taşar, kısmet olup aşar, canlılara hayat bahşederiz ” dedi.

Su, “bazen göze olup, içten içe kaynarım. Bazen yağmur olup, kar olup sana koşarım. Bazen deniz olur, okyanus olur, enginlerde seyrederim. Kıyılarım uçsuz bucaksız ufuklarda dolaşır. Eteklerimi kendim bile toparlayamam. Balıklar nazlı nazlı yüzerler içimde.  Her hâlim başka güzeldir, her demim ayrı neşvedir. Her mevsim, her saat şekilden şekile girerim. Ama ille sen, ille de sen. Seninle karışıp kaynaşmam, sana kavuşmamla kabildir her şey. Evet, biz bir bütün olduğumuzda, biz birlikte bir ahenk yakaladığımızda tabiat şenlenir, güzelleşir, zenginleşir. Görmeyi bilenler bu nice bir ince iştir diyerek hayretten hayrete düşerler

Ama insanlar benim hâllerim içinde en çok akarsuları sevdiler, en çok ırmakları. Belki de denizlerden, o dipsiz kuyular gibi sonu gelmez, ucu görünmez sonsuzluklardan korktular başlangıçta. Akarsular daha munis göründü. Daha eli yetilesi, daha gücü çatılası. Sudan hayat, bereket, bolluk fışkırırdı.

İnsanoğlu toprağa olduğu kadar suya da mecburdu. Bu sebepten ilk şehirler hep akarsuların kenarında kuruldu. Bu yüzden su medeniyet demekti. Anadolu ilk medeniyetlere ev sahipliği yapmıştı. Bu haklı gururunda ırmaklarının payı büyüktü.  Fırat ve Dicle’nin el ele verip de suladığı verimli topraklara Mezopotamya dediler. Aşağısıyla, yukarısıyla “medeniyet beşiği” diye anıldı bu diyarlar. Anadolu, Fırat ve Dicle’nin ana vatanıydılar. Bu iki nehir nice maceradan geçer, cömert elleriyle bet bereket dağıtır, gözleri gönülleri doyurduktan sonra Basra Körfezi’ne dökülürdü. Fuzûlî, Dicle’nin Hz.Peygamber’in ayağının toprağına varmak için kendisine bu güzergâhı seçtiğini söylerdi meşhur Su Kasidesi’nde. Yoksa o gönlünün yangınını suya mı atfetmişti.

Meriç, Aras, Asi sınır boylarının bekçisi olmayı kendilerine vazife bildiler. Aras “Bingöl’de doğar, Hazar’da çalkalanırdı.” Kızılırmak, Yeşilırmak, Çoruh, Sakarya, Gediz, Büyük ve Küçük menderes Anadolu’nun yedi veren gülleriydiler. Gani gönüllü serinlikleri. Sakarya adı destanlarla özdeş oldu, destanlar yazdırdı. Sakarya Türküsü şiirinde  söze gelen tarih, Anadolu’nun hikâyesiydi.  Kendisine allı gelinlerin hesabı sorulduğunda Kızılırmak mahcup düşerdi. Utancından kan kırmızı kesilirdi. Benim kaderim bu toprakların kaderidir. Acıları da acılarım derdi. Ama neticede bu yedi karındaştan  ilk dördü Karadeniz’e, son üçü Ege Denizi’ne varmak için uzun ve yorucu menziller aşar, geçtikleri yerlere rahmet yağdırırlardı. Eski medeniyelerin nişanlarını taşımak kolay değil diye de övünürlerdi. Seyhan ve Ceyhan adını taşıyan ikizler ise  Çukurova’nın  can damarlarıydılar. “Bu toprağa olan sevdamız, bir koçaklama, bir güzelleme, bir yiğitlik destanı olup bu ovada, dağda taşta ünlenir”  diyerek nazlı nazlı salınır, Akdeniz’in ak köpükleriyle harman olurlardı. 

Tuna, Âşık Paşa’nın kaleminde dile geldiği üzere Osmanlı akıncılarının yolunu gözleyen Tuna. Akıncılar arı sularından abdest aldıklarında sevinçle coşup taşan Tuna. Bu nehre nice kasideler söylendi. Nice türküler yakıldı, nice marşlar bestelendi. Sanki sularının akışında geçmişimiz dile gelirdi. Şimdi gayrılarda aksa da hatıralar onu bize yakın ederdi. Tuna kelimesi her söze geldiğinde içimize bir avuç su serpilirdi. Hicranla karışık bir ferahlık yayılırdı vücut iklimimize.

Çöl güzeli Nil, Nili mübarek, yeşertti ıssız sahrayı. Uçsuz bucaksız pirinç tarlaları, pamuk tarlaları varlık demekti, bolluk demekti. Hurma dalları, Mısır incirlerinin gölgeleri düşerdi Nil’e. Nil;  Ak ve Mavi Nil olarak, Mısır’ı Antik Çağ’ların taçsız kraliçesi yaptı.

Seyhun ve Ceyhun Orta Asya’nın kutlu gelinleriydiler. Aralarında kalan ve Maveraünnehir adıyla anılan beldeleri ilim ve sanatta Orta Çağ’ın incisi kıldılar. Dirlik, düzen ve refah saça saça seferlerini Aral Gölü’nde tamamladılar.

Ganj’ı Hintliler kutsal bildiler. Nimetlerin anası dediler ona. Bengal Körfezi’nden Hint Okyanusuna kavuştuğunda çok uzun  bir mesafeyi katetmiş ve insanlara mutluluk götürmüş bulunmanın huzuruyla mest hâlde bulunurdu. Ganj’ın Hind’i evvel zamanların medeniyet kahramanı yapmaktaki rolü inkâr edilemez” diyerek soluklandı. “Söz çok, ama kelamın makbulü kısa gerek” diye de ilave eti.

Toprak, “benim suyla alışverişim sadece gözlerin gördüğü kadarıyla değildir. Sadece görünen bilinen ırmaklar, sular değildir, benim suyla yaşadığım serencam. Hazinelerimi derunumda saklarım. Cevahirin çeşidini içime gömmüşümdür  oldum olası. Ama asıl servetim sudur. Suyun eline madenlerim su bile dökemez. Yüzlerce metre, binlerce metre derinde  yer altında akan ırmaklarım, göllerim, gölcüklerim vardır. Onlar gelecek zamanların hakkıdır. Bu gizli zenginliğime kolay kolay el yetmez. Fedakâr ve cömert olmama nispet tedbirliyimdir. Bana toprak ana demeleri bu sebeptendir. Günü kurtarmakla kalmam, yarınlara da pay ayırırım. Doğmamış nesillerin bende nasibi, ben de hakkı vardır. Tasarrufu severim. Suları içer içer de can evimde toplarım. Feleğin bin bir çeşit yüzü var, yazı var, kışı var derim. Ey hayat iksiri su, dünyanın kaderi, insanlığın kaderi, kurdun kuşun kaderi ikimizin kaderiyle ortaktır. Güleceksek hep beraber güleceğiz” diyerek tatlı tatlı tebessüm etti.

Su, toprağa muhabbetle baktı. “Seni ne kadar sevsem az, gönlümü bir kere daha fethettin ” dedi.

Tıp Fakültesini Bitiren Herkes Doktor Olur, Ama İyisi Hekim Olur

Yorum Yap Cevabı İptal Et

Bir dahaki sefere yorum yapmam için adımı, e-postamı ve web sitemi bu tarayıcıya kaydedin.

Δdocument.getElementById( "ak_js_1" ).setAttribute( "value", ( new Date() ).getTime() );

Hayat Suyu: Bir Reçete Olarak Su Yönetimi

Kuraklık Kapıda: Su Yönetiminde Ne Yapmalıyız?

Zerre’den Kürre’ye Kainatın Arke’si: Su

Su Üstüne Söylenebilenler

Bir Çınar Ağacının Hafızası

Toprak Susuz, Biz Hâlâ Sessiziz

Çıraklıktan Ustalığa Demirci Halis

Ölümün Dili Çözülmedi

Ben ve Biz’in Serencamı

Toplam Ziyaretçi (Tekil Kişi): 2.042.838

NÖROKUANTOFİLOZOFİ için AYŞENUR ÖZDEMİR

Saygı… için Utkan TUNÇ

Vakıf Üniversitelerinde Liderlik İkilemi : Güç Var, Süreç Yok için Rukiye Pınar Bölüktaş

8 Mart Dünya Kadınlar Günü: Utanç Taraf Değiştirmeli için Raziye Özbay

8 Mart Dünya Kadınlar Günü: Utanç Taraf Değiştirmeli için Zeynep Bedia Gençay

Vakıf Üniversitelerinde Liderlik İkilemi : Güç Var, Süreç Yok için Ayşegül Kaptanoğlu

Öğretmenini Öldüren Öğrencisi Çıktı için Prof.Dr. Haldun Güner

Öğretmenini Öldüren Öğrencisi Çıktı için HASAN YÜKSEL

Öğretmenini Öldüren Öğrencisi Çıktı için Psikiyatr Dr.Bülent Demirbek

22-28 Nisan Tıbbi Laboratuvar Çalışanları Haftası Üzerine için Alpaslan Öztürk

Ayın Konusu: 2023 Seçim Değerlendirmesi (12)

Ayın Konusu: 2024 Yerel Yönetim Seçim Sonuçlarının Değerlendirilmesi (13)

Ayın Konusu: Acil Durumlara Hazırlıklı mıyız? (11)

Ayın Konusu: Adaletin Üstünlüğü (25)

Ayın Konusu: Ahlak, Adalet ve Bilim İlişkisi (14)

Ayın Konusu: Akademik Kültürde Kaybedilen Değerler (15)

Ayın Konusu: Akademik Yayınlarda Hakemlik (13)

Ayın Konusu: Akademisyenden Üniversite Öğrencilerine Tavsiyeler (22)

Ayın Konusu: Akademisyenlerde Motivasyon Eksikliği (15)

Ayın Konusu: Akademisyenlerin 2023 Seçimine Bakışı (11)

Ayın Konusu: Anayasa Değişikliği (8)

Ayın Konusu: Asistan Eğitimi; Sorunlar – Çözümler (19)

Ayın Konusu: Bilim-Din İlişkisi (18)

Ayın Konusu: Bilim-Siyaset İlişkisi (16)

Ayın Konusu: Bilim, Din, Sanat Dili: Türkçe (13)

Ayın Konusu: Bilinç oluşturmak \ Algı yönetmek (11)

Ayın Konusu: Bir Temel Sorun Olarak: AHLAK (22)

Ayın Konusu: Bir Temel Sorun Olarak: EŞİTLİK ANLAYIŞIMIZ (16)

Ayın Konusu: Bir Temel Sorun Olarak: YALAN (20)

Ayın Konusu: Cezasızlık Algısı (12)

Ayın Konusu: Covid-19 Pandemisinin İnsanlığa Mesajları (32)

Ayın Konusu: Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi (12)

Ayın Konusu: Cumhuriyet ve Demokrasi (17)

Ayın Konusu: Doğrudan Demokrasi (12)

Ayın Konusu: Dünyadaki Siyasi Süreçler ve Türkiye (7)

Ayın Konusu: Enflasyon: Nedenleri ve Çözüm Önerileri (9)

Ayın Konusu: Fikri; Üretme Hakkı ve İfade Hürriyeti (29)

Ayın Konusu: Gelir Dağılımı (14)

Ayın Konusu: Haksız Kazanç (12)

Ayın Konusu: Hegemonya (11)

Ayın Konusu: İklim Değişikliği (11)

Ayın Konusu: İnsanın Çoğaltma ve Biriktirme Tutkusu (17)

Ayın Konusu: İstişare (25)

Ayın Konusu: Kumar – Bahis (9)

Ayın Konusu: Kuraklık: Türkiye’nin Su Yönetiminde Acil Ne Yapılmalı? (7)

Ayın Konusu: Liyakat (36)

Ayın Konusu: Milli Güvenlik Sorunlarımız (5)

Ayın Konusu: Milli Güvenlik Sorunu Olarak: "Geleneksel Din Anlayışı" (7)

Ayın Konusu: Milli Güvenlik Sorunu Olarak: “Liyakatli İnsan Yetiştirme” (23)

Ayın Konusu: Milli Güvenlik Sorunu Olarak: “Nüfus Artış Hızı” (5)

Ayın Konusu: Nasıl Bir Akademisyen? (17)

Ayın Konusu: Nasıl Bir Anayasa? (12)

Ayın Konusu: Nasıl Bir Belediye Başkanı? (15)

Ayın Konusu: Nasıl Bir Eğitim Sistemi? (19)

Ayın Konusu: Nasıl Bir Üniversite? (41)

Ayın Konusu: NATO (5)

Ayın Konusu: Nisâ Suresi 75. Ayet ve Müslümanlar (9)

Ayın Konusu: Oku’mak-Yaz’mak: Nasıl Anlamalı? (12)

Ayın Konusu: On Emir ve Yahudiler (8)

Ayın Konusu: Sağlık Sistemimizin Değerlendirilmesi (12)

Ayın Konusu: Siyasal Süreçler ve Tövbe (6)

Ayın Konusu: Sosyal Medya (13)

Ayın Konusu: Toplumsal Barışın Tesisi! Ama Nasıl? (18)

Ayın Konusu: Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. Yılı (24)

Ayın Konusu: Türkiye ve Bilim (12)

Ayın Konusu: Türkiye'de "Planlama Sistemi": Sorunlar ve Çözüm Önerileri (13)

Ayın Konusu: Türkiye'nin "'İran Siyaset'i" Ne Olmalı? (7)

Ayın Konusu: Türkiye'nin En Temel Sorunu ve Çözüm Önerileri (16)

Ayın Konusu: Üniversitelerimizde İnterdisipliner Çalışma Kültürü (12)

Ayın Konusu: Uyuşturucu Sorunu (14)

Ayın Konusu: Yapay Zeka (13)

Ayın Konusu: Yazarların Gözünden Akademik Akıl Platformu (11)

Ayın Konusu: Yeni Doçentlik Başvuru Şartları (11)

Ayın Konusu: Yenidoğan (Hastane) Çetesi ile İlgili Değerlendirmeler (11)

Güzel Sanatlar ve Tasarım (26)

İktisadi ve İdari Bilimler (150)

İnsan ve Toplum Bilimleri (12)

Sağlık Bilimleri (49)

Sosyal Medya Hesaplarımız

Bilgi paylaştıkça artar, fikir paylaştıkça gelişir.

Su İle Toprağın Serenadı Mart 10, 2026

Su İle Toprağın Serenadı

Tıp Fakültesini Bitiren Herkes Doktor Olur, Ama İyisi Hekim Olur Mart 10, 2026

Tıp Fakültesini Bitiren Herkes Doktor Olur, Ama İyisi Hekim Olur

Her Gün Yuttuğunuz O “Küçük Hap” Sizi Yavaş Yavaş Eritiyor Olabilir mi? Mart 10, 2026

Her Gün Yuttuğunuz O “Küçük Hap” Sizi Yavaş Yavaş Eritiyor Olabilir mi?

“Zalimin Zulmü Varsa Garibin Allah’ı Var” mı? Mart 9, 2026

“Zalimin Zulmü Varsa Garibin Allah’ı Var” mı?

Yazar olarak giriş yapın

Çıkış yapana kadar beni içerde tut.

@2024 - Akademik Akıl Tüm Hakları Saklıdır. Sitede yer alan makaleler kaynak gösterilmeden paylaşılamaz.

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Güzel Sanatlar ve Tasarım Fen Hemşirelik İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

Bu websitesi kullanıcı deneyimini iyileştirmek için arkaplan datalarını anonim olarak tutmaktadır. Kabul etmek için yandaki butona tıklayabilirsiniz. Kabul Et KVKK Aydınlatma Metni


© Akademik Akıl