Mehmet Öğütçü Fenomeni: Bir Ömre Kaç Hayat Sığar?
Yıllar boyunca, iyi ya da kötü anlamda “fenomen” olarak gördüğüm siyasetçilerin, iş dünyası liderlerinin, sanatçıların ve sıra dışı karakterlerin portrelerini yazdım. Erdemlerini de kibirlerini de yakalamaya çalıştım.
Son zamanlarda birkaç dostum soruyu bana çevirdi:
“Sen de başlı başına bir fenomensin. Neden biraz da kendini yazmıyorsun?”
Başkaları hakkında yazmak çok daha kolay. Kendiniz hakkında fazla sıcak yazarsanız narsisizme dönüşüyor; özeleştiriyi fazla kaçırırsanız bu kez yapay bir tevazu gibi duruyor.
Ben de işin bir kısmını başkalarına havale ettim. Eski dostlarıma ve çalışma arkadaşlarıma sordum, okuyucu yorumlarına baktım, hatta yapay zekâya yıllar boyunca yazdıklarımı ve kamuya açık geçmişimi tarattım.
Ortaya kusursuz olmaktan uzak, zaman zaman çelişkili ama belki de gerçeğe makul ölçüde yakın bir portre çıktı.
Dört Karpuz
Geriye dönüp baktığımda bazen ben de kendime soruyorum: Bir ömre nasıl bu kadar çok şey sığdı?
Bir dönem Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’na danışmanlık, ardından diplomasi, İş Bankası Teftiş Kurulu, OECD’de yatırım çalışmalarının liderliği, Uluslararası Enerji Ajansı’nda Asya-Pasifik çalışmaları ve British Gas’ta 28 ülkeyi kapsayan sorumluluklar…
Ardından Invensys, Genel Energy plc, Şişecam, Yaşar Holding, YEO ve Saudi Crown Holding gibi şirketlerde bağımsız yönetim kurulu görevleri; daha sonra danışmanlık çalışmaları, Global Resources Partners ve London Energy Club.
Böyle alt alta yazınca kuşku uyandıracak ölçüde CV’ye benziyor.
Oysa bana hiçbir zaman öyle gelmedi.
Her geçiş başka bir hayat, başka bir okul, dünyanın gerçekte nasıl işlediğine açılan başka bir pencereydi.
Belki de bunun erken bir işareti vardı.
Mülkiye’de mezuniyet yıllığımızı hazırlarken arkadaşım İbrahim Tutar hepimizin karikatürünü çizmişti. Benim karikatürümde koltuklarımın altında aynı anda dört karpuz taşıyordum — Türkçede aynı anda gereğinden fazla işe girişmek anlamına gelen o meşhur deyim.
Anlaşılan yetişkinlik hayatımın önemli bir bölümünü o karikatürün hakkını vermeye çalışarak geçirmişim.
168 Ülke, Binlerce İnsan
Bugüne kadar 168 ülkeye seyahat ettim.
Pekin’den Washington’a, Moskova’dan Riyad’a; Afrika’dan Latin Amerika’ya, Orta Asya’dan Pasifik’e…
Bazen iş için, bazen konuşma yapmak için, bazen de meraktan başka hiçbir sebep olmadan.
Bu izlenimlerin bir kısmı Yaşam Bir Seyahattir kitabıma girdi. Yol boyunca yüzlerce makale, binlerce köşe yazısı ve Türkçe ile İngilizce kitaplar da bunlara eklendi.
Fakat bütün bunlardan hafızamda en canlı kalanlar kurumlar ya da unvanlar değil.
İnsanlar.
Eski bir devlet başkanı, hafızamda Ege’de küçücük bir lokantanın sahibiyle yan yana durabiliyor. Bir milyarder, bir balıkçıyla aynı yerde.
Zaman bana oldukça basit bir şey öğretti:
Kartvizitler solar. Unvanların........
