Tayyip Erdoğan mesajı alıyor mu? Faiz neden düşmüyor?
Türkiye Cumhuriyeti Hazinesi’nin nakit yönetimi, büyük uzmanlık gerektiren son derece hassas bir iş.
Hazine prensip olarak ödeyeceği borçtan daha az borç almaya, yani net borç ödeyici pozisyonunda olmaya çalışıyor ama gündelik uygulama ve nakit yönetimi gereği ödediğinden daha fazla borç aldığı da oluyor.
Ülke ekonomisi için bir çeşit gösterge bu aslında. İşler iyiye gittiğinde Hazine borç ödeyici pozisyona geçiyor, işler kötüye gittiğinde ise borç alıcı.
İktidarlar fazla para harcamak isterse Hazine borçlanması artıyor, iktidarlar tasarruf yapmaya çalışırsa borç ödeyici olunuyor.
Borcu kısmen veya tamamen borçla ödemek, hatta bazen ödenecek borcun ötesinde borç almak söz konusu olduğunda, yani Hazine genel olarak ‘DİBS- Devlet İç Borçlanma Senedi’ diye adlandırılan kağıtları satmak için ihale açtığında üç şeye dikkat ediyorum:
1. İhaleye katılım: Hazine diyelim 100 lira borç alacaktır, piyasa ihalede kaç para vermeyi teklif eder? Bu genellikle borç alınacak miktarın ötesinde bir miktar olur ama ne kadar ötesinde olduğu, yani borç vericilerin borç vermeye ne kadar istekli olduğu hep dikkatle izlenir.
2. Borcun vadesi: Acaba Hazine bu borcu ne vade için istemektedir? Biz geçmişte 3 ay vadeli borçlanmalar bile gördüğümüz için, vadenin uzayıp uzamadığını dikkatle izleriz. Vade kısaldıkça ekonomi yönetimine güvenin azaldığını anlarız. Amerikan Hazinesi 5 ve 10 yıllık borçlanır örneğin. Türk Hazinesi 1 yıllık, 2 yıllık borçlanmalar da yapıyor.
3. Borcun faizi: Hiç kuşku yok en önemli konu, piyasanın Hazine’ye bu borcu hangi faizden verdiği. İhaleye katılanlar bir faiz ister, Hazine kendine uygun faize kadar olanları kabul eder, daha yüksek faiz isteyenlerden borç almaz. Ama tabii bu durum Hazine’nin borç almaya ne kadar muhtaç olduğuyla da ilgili. Örneğin 1994’te Tansu Çiller faizi düşürmek için piyasaya istediği faizi vermedi, Hazine eksik borçlandı, bu nakit eksiğini Merkez Bankası’ndan karşıladı, sonunda meşhur 1994 Nisan krizi çıktı, yüksek devalüasyon oldu, krizi bastırmak için yüzde 400 faizli “süper bono”larla borçlanılmak zorunda kalındı.
Bunca ukalalığı yaptım şunun için:
Hazinemiz 5 Ocak ve 6 Ocakta iki ayrı borçlanma yaptı. Bunlardan 5 Ocakta yapılanında biri bir yıllık (364 gün) diğeri 4 yıllık iki ayrı borçlanma oldu.
Bir yıllık ihalede nominal değeri 29,92 milyar liralık borçlanma yapıldı. Ama bu nominal borçlanma; gerçekte Hazine’nin kasasına 18,4 milyar lira girdi. Aradaki fark kafanızı karıştırmasın: O fark peşin........
