Tayyip Erdoğan’ın Stratejisi
Tayyip Erdoğan’ın Stratejisi
Önce işe strateji kavramının kendisinden başlayayım ki “Tayyip Erdoğan’ın stratejisi” derken neyi kastettiğim daha doğru anlaşılsın:
-Kendinize, şirketinize, partinize bir hedef seçersiniz. Bir hedefe sahip olmak, aynı zamanda sizi bu hedefe ulaştıracak bir stratejiye de sahip olduğunuz anlamına gelmez.
-Belirlediğiniz hedefe nasıl ulaşacağınıza dair bir yol haritası hazırlarsınız. Bu yol haritası gerçekçi olmalı, yolda karşınıza engeller çıktığında ne yapacağınızı da önceden belirlemelisiniz. İşte o zaman bir stratejiniz olur.
-Stratejik hedefinize ulaşmak için yol boyunca atacağınız taktik adımları, o adımların yaratacağı olası sonuçları, beklediğiniz sonucun çıkmaması halinde sizi hedefinizden uzaklaştırmayacak uzlaşma noktalarını ve diğer taktik adımları da önceden tasarlamalısınız.
Şimdi bu tanım ışığında Tayyip Erdoğan’ın davranışlarına bakalım:
-Erdoğan’ın bir hedefi var: En azından beş yıl daha Cumhurbaşkanı olmak istiyor.
-2023 yılında ikinci kez Cumhurbaşkanı seçildiğinde, onu bu hedefe (üçüncü kez seçilmeye) ulaştıracak stratejik formül aslında görece basit, daha doğrusu son derece alışıldık ve standart bir yol haritasıydı: İktidarda icraatıyla başarılı olmak, halkın refah seviyesini yükseltmek, Türkiye’nin stratejik hedeflerine yaklaşmasını sağlamak, kendisine yönelik beğeniyi artırırken eleştirileri sınırlı tutmak…
-Ancak bu standart yol haritasında ciddi sorunlar var. Halkın refahını artıracak şekilde başarılı icraat yapmasının önünde çok sayıda engel var. Bir numaralı engel kendisi ve kendi politikaları. Geçtiğimiz beş yılda uyguladığı politikaların önemli bölümünü ters yüz etmesi gerekiyordu Erdoğan’ın.
-Ekonomi politikalarını değiştirmekte tereddüt etmedi; faiz ısrarından vazgeçti, Mehmet Şimşek’i işbaşına getirdi.
-Ama güvenlik ve hukuk devleti politikalarından vazgeçmedi. Mahkemeler, toplumsal muhalefeti ve muhalif olmayı marjinalleştirici bir biçimde kararlar almaya devam etti; ifade özgürlüğü sınırlı kaldı, hukukun iktidarın emrinde olduğu inancı pekişti.
-Dış politikasında değişiklikler yaptı ama köklü değişikliğe gitmeye gerek duymadı. Batı ile ilişkilerini bir ölçüde düzeltti ama bu düzeltmeyi yaparken özellikle Avrupa’ya, “Ben sizin mülteci sorununuzu çözmenize yardım edeyim, siz de bana ülke içinde yaptıklarıma karışmayın, benim sizden başka talebim yok” demeyi sürdürdü.
-Güvenlik ve hukuk politikaları değişmeyince, Batı Avrupa ile ilişkilerin temel parametreleri de aynı kalınca Tayyip Erdoğan umduğu yabancı sermaye girişini sağlayamadı. Ekonomi görece istikrar........
