Ankara, Trump’ın Maduro’ya teklifinden haberdar mıydı?
Acaba 3 Ocak 2026 Cumartesi günü dünya siyasal tarihinde bir kırılmanın günü mü? Gelecek nesiller dönüp dönüp bugüne referans mı verecek, yoksa dün yaşananlar basit bir dip not olarak kenarda köşede mi kalacak?
Ne olduğunu anlatmam gerek yok: Amerika, egemen bir devletin siyasi meşruiyeti tartışmalı da olsa devlet başkanı olan kişiyi evini basarak yaka paça kaçırdı, New York’a getirdi.
Bu kadarı zaten vahim bir haydutluk olayı ama iş bu kadarla kalırsa 3 Ocak günü zamanla unutulur gider. Nasıl geçmişte Panama Devlet Başkanı Noriega’nın ülkesinden kaçırılıp Amerika’da hapse atıldığını unuttuysak aynı şey.
Ama Amerikan Başkanı Donald Trump dün el yükseltti ve “Venezuela’yı biz yöneteceğiz” dedi. Gazeteciler “Kiminle ve nasıl” diye sorunca da arkasında dizili heyeti, en çok da Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile Savaş Bakanı Pete Hegseth’i gösterdi.
Sahiden Amerika Venezuela’yı nasıl yönetecek?
Akla gelen iki yol var:
1. ABD ülkeyi askerleriyle işgal edecek, yönetime de zamanında Irak’ta yaptığı gibi bir Amerikalı’yı “genel vali-sömürge valisi” olarak getirecek;
2. Venezuela’da işgale gerek kalmadan yönetim değişecek, Amerikan yanlısı birileri iktidara gelecek, ülkeyi Amerika onlar eliyle yönetecek.
Amerika henüz Venezuela’yı işgal etmiş değil. Edecek mi veya eder mi? Şimdiden söylemek zor ama şunu unutmayın: Trump’ın ve onu destekleyenlerin ideolojisinin belki en merkezi unsuru, Amerika’nın başka ülkeleri işgal edip oraları yönetmeye kalkışmasına karşı çıkmak.
Zamanında Kosova’ya yapılan görece basit müdahaleyi bile eleştiren Trump, Venezuela için bu ideolojisinden vazgeçip tam teşekküllü bir işgale girişecek olursa, MAGA tabanında çatlamalara neden olur. Ben o yüzden bunu yapacağını sanmıyorum. En azından ilk anda.
Ama ikinci ihtimal de henüz gerçekleşmiş değil. Yani Maduro’nun kendisi gitti belki ama partisi ve yönetimi bildiğimiz kadarıyla hala Venezuela’da........
