Türkiye’nin en felsefi dansında acaba hangi şarkı çalıyordu?
Bu fotoğrafı arkadaşım Ali Değermenci gönderdi.
İlk defa görüyorum.
Prof. Ioanna Kuçuradi’nin ölüm haberini alalı daha 10 dakika bile olmamıştı.
Uzun uzun seyrettim.
Bu fotoğrafın altına ne yazabilirim diye düşündüm.
“Ankara’nın en hüzünlü dansı” diyebilirdim.
“Ankara’da son azınlıkların veda dansı” da diyebilirdim.
“Türkiye’nin en felsefi dansı” da…
Sonra gerilere, 1970’lerin sonlarına gittim.
Karlı bir Ankara gününde bir felsefecinin odası
1978…
Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampüsü…
Türkiye bir yandan kapkara bir terörle, bir yandan derin bir ekonomik krizle boğuşuyor.
Yakıt bulunamadığı için kampüs tatil edilmiş…
Binalarda sadece nöbet için görevlendirilmiş öğretim üyeleri var.
İşletme, Felsefe, Antropoloji bölümleri aynı binada.
Ama hepimiz her gün Felsefe bölümüne sığınıyoruz.
Çünkü başında hepimizin saygı duyduğu olağanüstü bir insan var…
Prof. İoanna Kuçuradi.
Yan odada ‘Göçmüş Kediler Bahçesi’nin büyük yazarı
Onun odasının hemen yanında, küçücük bir odada bu ülkenin yetiştirdiği en büyük yazarlardan biri oturuyor.
Bilge Karasu.
1963 yılında D.H Lawrence’ın “Ölen Adam” kitabını Türkçeye çevirerek Türk Dil Kurumu ödülünü kazanmış.
“Troya’da Ölüm Vardı”, “Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı…”
Hepsi dönemin büyük eserleri.
Ve tabii ki hayatımdan hiçbir zaman çıkmayan o şaheseri…
“Göçmüş Kediler Bahçesi…”
Tırnaklarını göğsümüze geçirerek bize her gün bir şeyleri hatırlatan o keşiş kedisi…
Bir ötedeki odada Oruç Aruoba, Nietzche ve Rilke’yi çeviriyor
Biraz ilerde Oruç ve Zeynep Aruoba’nın odaları.
Oruç olağanüstü kitapları çevirmeye hazırlanıyor.
David Hume, Nietzsche, Kant, Wittgenstein, Rilke…
Türkiye henüz onu büyük bir felsefeci olarak tanımamış.
Komşusu Füsun Akadlı…
Türkiye’nin en büyük edebiyat eleştirmenlerinden biri…
Bedrettin Cömert Gombrich çevirisini tamamlamış
Sanat Tarihi bölümünden Bedrettin Cömert geliyor.
Ernst H. Gombrich’in başeseri “Sanatın Öyküsü”nü Türkçeye kazandırmış.
Bir yıl sonra, evimin 500 metre ilerisinde arabasının içinde teröristlerin kurşunları ile aramızdan ayrılacak.
Sosyal Çalışma Bölümü Başkanı Emre Kongar da orada.
Bir alt katta Türkiye Antropolojisinin büyük ismi Prof. Bozkurt Güvenç var.
Tuhaf bir çelişki.
Ankara Altın Çağını yaşıyor.
Ioanna Hanımı hiç dans ederken görmemiştim
Tekrar bu fotoğrafa dönüyorum.
Ioanna Hanımı hiç dans ederken görmemiştim.
Bilge Bey’i de öyle…
İkisinin de dans ettiklerini hayal bile edemezdim.
Fotoğraf nerede çekilmiş hiç bilmiyorum.
O günlerden bir gün mü bilmiyorum.
2024 yılında K24’de yayınlanan bir yazıda kullanılmış.
Kaynak olarak “İmge Yayınları” verilmiş.
Bir arkadaş evinde bir imece masa etrafında olmalı
Herhalde Ankara’da bir arkadaş evinde veya bir davetinde çekilmiş.
Kare biraz genişletilse ve çevredekileri de görebilsek belki bilebileceğiz…
Mesela Figen ve Enis Batur orada mıydı…
Mete Tunçay, İlber Ortaylı da dans ediyor muydu.
Eminim ortadaki masada herkesin evinden yaptığı veya köşedeki “Kral Çiftliği”den alıp getirdiği bir şeyler vardı.
Ama Tansu ve ben yoktuk…
Oysa orada olmayı ve bu olağanüstü dansı seyretmeyi ne kadar isterdim.
Bir de şunu merak ettim.
Acaba hangi şarkı çalıyordu…
Son sahne: Maltepe Üniversitesinde film dekoru gibi bir felsefeci odası
Ioanna Hanımı son defa ona Aydın Doğan Ödülü verilirken görmüştüm.
Ama onunla son sohbetimizi Maltepe Üniversitesi’ndeki odasında yapmıştık.
Geçirdiği bir rahatsızlık nedeniyle Üniversite ona bir lojman vermişti.
Evi Ankara’daydı ama İstanbul’da kampüsteki lojmanda yaşıyordu.
Yani İstanbul’da Maltepe Üniversitesi’nin ona verdiği çalışma odası ve lojmanda geçiyordu artık hayatı.
Hep acele adımlarına alıştığımız o........
