Nazım Hikmet ilk defa kaç yaşında mayolu bir kadın gördü?
Biliyorum tuhaf bir başlık ama, insan geçmişe 2026 yılından bakınca böyle bir bilgi ilginç görünüyor.
Dünyanın artık manyakça ve büyük bir hızla kapkara bir deliğe doğru “Amok koşusu” yaptığını gördüğüm şu günlerde, kendimi oyalamak için kitaplara verdim.
Ali Cabbar’ın yeni çıkan ve Nazım Hikmet’in hayatını anlattığı “Fotoroman: Yaşamak Güzel Şey” adlı resimli tarih kitabını büyük bir merak ve keyifle okuyorum.
Tek sıkıntım, kullanılan fontların çok küçük oluşu nedeniyle okumada zorluk çekmem.
Ali Cabbar daha önce Deniz Gezmiş’in böyle bir albümünü yapmıştı.
Sevmiştim ama bunu çok daha fazla sevdim.
Nazım Hikmet 1902’de doğdu.
Kitap 1901’de başlıyor ve öldüğü 1963 yılına kadar her yıla bir sayfa ayrılmış.
Her sayfada çok ilginç küçük hikayeler ve inanılmaz güzel fotoğraflar var.
Ali Cabbar bir resim ve grafik sanatçısı.
Fotoğrafları çok başarılı şekilde renklendirmiş, bazıları gerçek olmayan kolajlara dönüştürmüş.
Nazım Hikmet’in kadın seven bir erkek olduğu herkesin bildiği bir sır.
Hayatına kaç kadın girdi bilmek mümkün değil.
Onunla ilgili yayınlardan resmen bildiğimiz 5 kadın var.
Nüzhet Hanım, Lena Yelena Radlov, Piraye Altınoğlu, Münevver Andaç ve Vera Tulyakova…
Kısa süreli ilişkilerinden, platonik aşklarından bahseden çok yayın var.
Ama hayatında “One night stand” (Tek gecelik ilişki) var mıdır?
Muhtemelen…
Ama en azından ben bilmiyorum.
Önce başlıktaki sorunun cevabını vereyim.
Nazım Hikmet, mayolu bir kadını hayatında ilk defa 1921 yılında Batum’da görmüş.
Yani 19 yaşındayken…
Nüzhet Hanım’la 1920’lerin başında evlendi.
Yani büyük ihtimalle mayolu bir kadından önce çıplak bir kadın gördü.
Ali Cabbar’ın kitabına göre 1921 yılında Batum’da onu en çok şaşırtan şey, plajlarda gördüğü mayolu kadınlar olmuş.
Günün Osmanlı anlayışına göre bu “Yarı çıplak” bir kadın demekti.
Nazım ve arkadaşları çok şaşırdıkları için, Ali Cabbar bunu “Mayolu bir kadını ilk defa görüyorlardı” diye yorumlamış.
Ben İzmirli olduğum için hayatımda ilk mayolu kadını muhtemelen daha bebekken görmüşümdür.
Ama üstsüz güneşlenen ilk kadını 1974 yazında Saint Tropez’de bir plajda görmüştüm.
Yanımdaki Türk arkadaşım şaşkınlıktan ayağını taşa vurmuş, başparmağı kırılmıştı.
Ali Cabbar’ın “Resimli Tarihi”, hem bir siyaset hem bir kültür, hem bir pop kültür, hem de magazin tarihi…
İçinde harika pop kültür anekdotları ve dönem magazini var.
1922 yılında Moskova, Tiflis ve Batum çok ilginç bir yer.
Eski İttihatçıların önemli bazı isimleri buraya yerleşmiş.
1917 Sovyet Devrimi’nden sonra bazı solcu Türk aydınları da orada.
Döneme ait bir anekdot;
Bir akşam İttihatçıların en önemli isimlerinden Cemal Paşa ile Nazım Hikmet Moskova’da bir yemekte bir araya geliyor.
Cemal Paşa, Nazım’ı Bahriye Okuluna sokturan komutandır.
Ama yemekte aralarında sert bir tartışma çıkıyor.
Cemal Paşa hafif bir tebessümle ve şakayla “Nazım eski vaziyetim olsa seni şimdi astırır, sonra darağacının altında ağlardım” diyor.
Nazım lafın altında kalmıyor ve o da aynı mütebessim ifadeyle şu karşılığı veriyor:
“Paşam ben de sizi astırır sonra darağacının altında ağlamazdım…”
1935 yılı Türk basın tarihinde “Polemik çağının” başlangıcı sayılabilir.
O yıl Almanya’da Nazizm, İtalya’da faşizm yükselmeye başlamıştır.
Bu da bütün dünyada........
