Çocuksuzluk: Başarının Görünmeyen Bedeli mi? Güç ve Zirve Bağlantısı
Bazı sorular istatistikten değil, hayattan doğar.
Yıllardır gazeteci olarak devlet başkanlarıyla, milyar dolarlık şirketlerin kurucularıyla, küresel yatırımcılarla, ruhani liderlerle sohbet ederken dikkatimi çeken bir ortak nokta oldu: Zirvede olanların önemli bir kısmının çocuğu yok. Olanların da bir bölümünde ebeveynlik hikâyesi kırılgan, mesafeli ya da sancılı.
Bu bir tesadüf mü?
Yoksa başarının görünmeyen bir bedeli mi?
Bu soruya kolay cevap vermek mümkün değil. Ama parçaları birleştirince ortaya düşündürücü bir tablo çıktı.
Zirve Hayatının Kontrol İhtiyacı ile İlişkisi
Zirveye çıkan insanların hayatı genellikle kontrol üzerine kurulu olur.
Takvimleri dakikası dakikasına planlıdır.
Karar alma süreçleri analitiktir.
Riskleri hesaplar, alternatif senaryolar üretirler.
Oysa çocuk kontrol edilemez bir varlıktır.
Çocuk, kurumsal performans diliyle strateji sunumuna göre büyümez, kriz yönetim planı dinlemez. Zaman ister, sabır ister, duygusal açıklık ister. Üstelik en çok da siz en yorgunken ister.
Birçok yüksek performanslı insanın hayatı “enerji optimizasyonu” üzerine kuruludur. Enerjisini nereye koyarsa sonuç alacağını bilir. Çocuk ise ölçülebilir getiri üretmez; uzun vadeli, belirsiz ama derin bir yatırımdır.
Bazıları bu yatırımı bilinçli olarak yapmaz.
Bazıları zamanı kaçırır.
Bazıları biyolojik gerçeklikle karşılaşır.
Dışarıdan tek bir kategori gibi görünen “çocuksuzluk”, içeride çok farklı hikâyeler barındırır.
Tarihten Örnekler: Mirası Çocukla mı, Eserle mi Kurmak?
Türkiye’den örnekler hafızamızda.
Mustafa Kemal Atatürk’ün biyolojik çocuğu olmadı. Ama evlat edindiği çocuklarla yakından ilgilendi; daha önemlisi bir ulusun geleceğini “çocuk” metaforu üzerinden inşa etti. Onun mirası genetik değil, kurumsaldı.
Süleyman Demirel’in çocuğu yoktu.
Bülent Ecevit’in de.
Dünya........
