Dolar 80 olunca, görücem ben sizi
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, son açıklamasında cari açığın hedeflerin üzerine çıkabileceğini ve bunun nedeninin savaş dolayısıyla artan enerji fiyatları olacağını söyledi.
Sanki savaş yokken Türkiye yılın daha ilk ayında 6,8 milyar dolar cari açık vermemiş gibi.
Bu arada elbette enerji fiyatları cari açık açısından önemli; ancak Türkiye’de cari açığın asıl nedeni yalnızca petrol ya da doğal gaz değil, yıllardır yapılan yanlışlar.
Tüketimden üretime kadar neredeyse her şey ithalata bağlı.
Boşuna "İç pazar tamamen yabancıların tekelinde ve bu durum çok tehlikeli" demiyoruz.
İnanmayanlar en yakınındaki marketlere, mağazalara hatta pazarlara gidip bakabilir:
Elektronik ürünlerin neredeyse tamamı
Hadi bunları geçtik… İlaç ithal, sağlık malzemesi ithal, hastane ithal.
Hadi bunları da geçtik… Tarımda kullanılan:
Dolayısıyla aslında domates, patates, biber ithal. Kısaca Türkiye’de tüketilen ürünlerin neredeyse tamamı dövize bağlı ve ithal.
Mehmet Bey, görevde olduğu son üç yıldır bu kronik sorunları düzelteceğine para,vergi ve borç politikalarıyla başarı hikayesi yazmaya kalktı.
Üretimi de, tüketimi de, Vatandaşı da resmen baltaladı.
Göstermelik TÜİK enflasyonu ile işi çözmüş gibi yaptı.
Şimdi de çıkmış, cari açığı savaşa bağlamaya kalkıyor.
Elli defa söyledik! “Mesele faiz değil, asıl sorun üretim tarafında,” diye.
“Bu kafayla bu iş düzelmez, daha da batar,” diye.
Üretmek yerine borç aradılar. Ülkeyi resmen faiz ve borç batağına sürüklediler.
Eğer bunu yapmak yerine, ekonomiyi gerçekten kalkındırma niyetinde olsalardı; öncelikle bu üç senede üretim modelini Atatürk döneminde olduğu gibi yerli ve milli yapar, ithalat ve döviz bağımlılığını kırarlardı.
Onun yerine üretimde ithal girdilere daha da yüklendiler:
Makine ekipmanları ithal,
Elektronik parçalar ithal,
Kimyasal girdiler ithal,
Hatta neredeyse işçi bile ithal.
Yani Türkiye’de fabrika çalışıyor ama o fabrikanın kullandığı her şey dövizle ve ithal.
Bu nedenle ekonomi büyüdüğünde bile cari açık hızla büyüyor.
“Savaş çıkınca cari açık büyüyormuş !!!”
O zaman yıllardır savaşta olan Rusya ve Ukrayna’da cari açık niye büyümüyor…
Şimdi gelelim enerji meselesine; evet petrol ve doğalgaz ithalatı Türkiye’nin dış ticaret dengesini belirleyen faktörlerden birisi.
Ama cari açık yalnızca enerji fiyatlarının yükselmesiyle açıklanamaz.
Enerji sadece bir kalem; asıl mesele her şeyin ithal olması.
İthalat bağımlılığı ekonominin neredeyse tamamına yayılmış durumda.
Sanayi üretimini sürdürmek için döviz gerekiyor çünkü ara malı, hammadde ve sermaye malı
Tarım üretimi için döviz gerekiyor çünkü neredeyse tüm girdiler
Hatta tüketim için döviz gerekiyor çünkü market raflarındaki neredeyse tüm tüketim malları
İşte kur üzerindeki baskının temel nedeni de bu.
Mehmet Bey, Türkiye’de cari açık meselesini şimdi de konjonktürel jeopolitik faktörlere bağlayıp "savaş, petrol fiyatı, küresel kriz" falan diyor ama gerçek sorun o değil.
Türkiye’de üretim modeli uzun yıllardır ithalata bağımlı bir yapı üzerine kurulu ve Mehmet Bey bu yapıyı daha da kırılgan hale getirdi.
Bu yapı değişmeden ne cari açık sorunu, ne enflasyon sorunu, ne kur sorunu ne de fakirlik biter.
Enerji fiyatları düşse bile, açık biraz azalır; ama birkaç ay sonra aynı tartışma yeniden başlar.
Ekonomide gerçek reform gayet basit.
Milli ve Planlı Karma ekonomi.
Daha fazla milli tarım, daha fazla milli üretim, daha fazla milli teknoloji, daha fazla milli insan kaynağı, daha fazla milli enerji, daha fazla milli savunma sanayii, daha fazla milli ara mal, daha fazla milli hammadde, daha fazla milli sermaye malı, daha fazla milli plan ve program.
Ve bu sayede daha az ithal girdi, daha az yabancı tekel, daha az cari açık.
İşte Türkiye bu dönüşümü yapabildiği gün cari açık kronik bir problem olmaktan çıkar.
Aksi halde her küresel ve yerel krizde aynı gerçeği yeniden yaşarız.
Türkiye’de sorun yalnızca enerji fiyatları değil; sorun, ithalata bağımlı bir ekonomik modelsizlik.
Bu arada umarım kur patlamaz…
Çünkü eğer yanlışlıkla kur doğru yeri olan 80 liraya gelirse o zaman görün siz çarşı pazarı.
Asıl yangın o zaman çünkü.
