Monroe Doktrini 2.0: Venezuela’nın petrolü, Bolivya’nın lityumu
“Latin Amerika’nın Kesik Damarları” Eduardo Galeano’nun muhteşem çalışmalarından biridir. Galeano, kitabında Latin Amerika’nın son beş yüz yılında yaşanan sömürgeleştirme ve kapitalist yıkım ve yağmanın tarihini anlatır. Aynı zamanda halkların direniş ve ayaklanma tarihine ışık tutar. Bana göre Galeano’nun külliyatındaki aynı kıymette başka bir çalışma “Ateş Anıları”dır. Ateş Anıları’nda ateşin, özgürlüğün ve başkaldırının gerçek hikâyeleri anlatılır. Özünde resmi tarihe karşı bir kafa tutuştur ve sıradan yerlilerin, kadınların, kölelerin, ezilenlerin, fakirlerin, devrimcilerin hikâyeleri yüreğinize işler. Bu iki çalışma sömürgeciliğe karşı yazılan en çarpıcı ve en önemli kitaplar olarak dikkat çeker.
Bugün Latin Amerika stratejik olarak yeniden sömürgeleştiriliyor. Venezuela’ya ABD’nin gerçekleştirdiği saldırı ve pretektora rejiminin inşa edilmesi bu yöndeki en önemli adımlardan biri oldu. Ülke ekonomisinin can damarı olan petrolün kontrolü ABD’nin denetimine geçti. Venezuela saldırısı Trump’ın ilan ettiği yeni emperyalist konsept Monroe Doktrini 2.0’ın bir yansıması olarak biçimlendi. Yeni konseptle Latin Amerika’daki her düzeydeki toplumsal gelişme ABD için bir risk olarak ele alınıyor ve bu riskin bir biçimde devre dışı bırakılması hedefleniyordu. Aslında bunun anlamı Latin Amerika’nın yeniden “arka bahçe” haline getirilmesiydi. Bu yönde özellikle Latin Amerika’da sol dalganın diğer iki ayağı olan Bolivya ve Ekvator’da bazı restorasyon politikaları hayata geçirildi. Restorasyon bir başka ifadeyle karşı devrimci uygulamalardır.
Latin Amerika’da sol dalga ve dalganın kırılışı
Latin Amerika’daki sol dalga 21. yüzyıl sosyalizmi olarak anıldı. Kavramın yaratıcısı olan
Heinz Dieterich esasta katılımcı demokrasi üzerinden politik bir proje üretmişti. 2000’lerin başlarından........
