Süreci sabote etme yasası!
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nda yer alan partiler raporlarını Meclis başkanlığına sundular. Bu raporlar çok tartışıldı. Kürt sorununu doğrudan ele alan bir yaklaşımın ortaya konulmaması özellikle demokrasi güçleri tarafından eleştirildi. Şimdi herkes ortak raporu bekliyor. İlk raporlar dikkate alındığında ortak rapor demokrasi ve Kürt sorununda gerekli adımların atılması konusunda bir tutum ortaya koyar mı, bilinmez. Yine de iyimser beklenti içinde olmak konunun önemi nedeniyle doğru yaklaşım olur.
Kuşkusuz yazılı ve görsel medyada dillendirilen yasa taslakları süreci ilerletme değil de tıkama özelliği taşıyor. İmralı’da 27 Şubat’ta yapılan Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı Kürt sorununun çözümü ve demokratikleşme konusunda net bir yol haritası ortaya koyuyordu. Zaten Sırrı Süreyya Önder 27 Şubat çağrısının pratikleşmesinin hukuki ve siyasi gerekliliklerinin yerine getirilmesiyle sağlanacağını vurgulamıştı. Hem Sırrı Süreyya’ya değer verilecek hem de yaptığı bu vurgular görmezlikten gelinecek! Bu olmaz.
Devlet Bahçeli de örgüt feshedilirse ve silahlar bırakılırsa demokratik siyaset yapılmasından söz etti. Demokratik siyaset de her türlü örgütlenme ve düşünceyi yayma özgürlüğü ile mümkün olur. Bunun da bir demokratikleşmeye tekabül edeceği açıktır.
Şimdi dillendirilen yasa silah........
