menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bu bir kumar hikâyesi değil

17 0
14.01.2026

Dijital kumar, artık karanlık salonlara saklanmış bir eylem değil; akıllı telefonlarımızla bir tık uzağımızda, hayatımızın olağan bir parçası. Bu erişim kolaylığının arkasında ise çoğu zaman sessizce ilerleyen, yıkıcı bir gerçeklik yatıyor.

Enstitü Sosyal tarafından yayımlanan "Türkiye’de Dijital Kumar” raporu bu sorunun artık marjinal bir alışkanlık olmaktan çıktığını ve dijital çağın ortasında bir "toplumsal kırılma hattını" temsil ettiğini gözler önüne seriyor. Bir tuş kadar yakın, bir kayıp kadar sessiz, bir borç kadar ağır…

"YOKSULLUK REFLEKSİ" DEĞİL, "ORTA SINIF KRİZİ"

Türkiye, sessiz ve derinden ilerleyen bir krizle yüzleşiyor. Artık belirli bir zümreye ait bir “yoksulluk refleksi” olmaktan çıkan dijital kumar, düzenli işi, eğitimi ve ailesi olan bireyleri dahi içine çeken yapısal bir “orta sınıf krizine” dönüşmüş durumda. Bu yeni salgının temelinde “gelir eksikliği” değil, “gelecek kaygısı” ve “hızlı sınıf atlama” arzusunun yarattığı derin bir "statü ve tatmin arayışı" yatıyor.

Kumar, artık parası olmayanların değil, hayatta bir yeri olmayanların sığınağı haline geliyor.

Asıl tahribat, hanehalkı ekonomisinde ortaya çıkıyor. Kira, eğitim ve sağlık gibi temel yaşam kalemleri; dijital bir ekranın arkasında, fark edilmeden ve itiraz edilmeden eritiliyor. Raporda ortaya konan borçlanma örüntüleri, bu sürecin geçici bir savrulma değil; kalıcı bir finansal hasar yarattığını gösteriyor. Üstelik bu borç döngüsü, kayıt dışı finansman ve yasa dışı ağlarla birleştiğinde, mesele bir ekonomik problem olmaktan çıkarak doğrudan toplumsal güvenlik sorunu halini alıyor.

Uzun yıllar boyunca kumarın alt gelir gruplarına özgü bir sorun olduğu varsayıldı. Ancak rapor, bu yerleşik kanaatin artık geçerliliğini yitirdiğini sarsıcı biçimde ortaya........

© Yeni Şafak