menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ankara’da NATO Zirvesi: Gerçekler ve tuzaklar

14 0
thursday

Ankara, 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde küresel diplomasinin en kritik virajlarından birine ev sahipliği yaparak 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'ni ağırladı. 

40'tan fazla ülkenin en üst düzey liderlerini bir araya getiren bu devasa organizasyon, küresel askeri ittifakın geleceğini şekillendiren kararlara sahne olurken, madalyonun diğer yüzünde ev sahibi Türkiye için hem iç sahada hem de dış politikada çok ciddi soru işaretleri ve krizler doğurdu. 

Başkent Ankara, zirve gerekçesiyle adeta ilan edilmemiş bir olağanüstü hal (OHAL) rejimine teslim edildi. 

Kentin bariyerlerle abluka altına alınması, anayasal bir hak olan demokratik protestoların sert müdahalelerle bastırılması ve 225 yurttaşın gözaltına alınması, zirvenin meşruiyetini gölgeleyen en büyük iç siyasi kriz oldu. 

Güvenlik bahanesiyle temel hak ve özgürlüklerin askıya alınması, halkın iradesini temsil eden milletvekillerinin dahi fiziki şiddete maruz kalması, demokrasinin evrensel ilkeleriyle açıkça çelişti. 

Türkiye'nin uluslararası arenadaki gerçek itibarının, yolları kapatmakla, duvarları boyamakla ya da itiraz eden sesleri susturmakla değil; hukukun üstünlüğü, kurumların ciddiyeti ve dış politikanın tutarlılığıyla ölçülebileceği gerçeği başkent sokaklarında bir kez daha test edildi.

İtibar vitrini: Brandalanan fakirlik ve ekonomik enkaz

Zirve öncesinde Ankara sokaklarında yürütülen lojistik ve görsel hazırlıklar, muhalefetin sert eleştirilerine hedef olan bir diğer önemli kırılma noktasıydı. 

Yabancı devlet başkanlarının ve diplomatik heyetlerin geçiş güzergâhında bulunan gecekonduların ve yoksul mahallelerin panellerle, dev brandalarla kapatılması, iktidarın derinleşen ekonomik krizi örtbas etme çabası olarak yorumlandı. 

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın da ifade ettiği gibi, "Gerçekleri brandalarla........

© Yeni Mesaj