menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Geleceği yalnız enerji değil, su da belirleyecek: Türkiye suyun neresinde?

10 0
25.10.2026
Türkiye, yüksek katma değer üreten sektörlerde dünyada söz sahibi olmalıdır.

Bunun yolu yalnızca bugünün ihtiyaçlarını karşılamaktan değil, geleceğin ihtiyaçlarını bugünden görerek bilimsel bilgiye, teknolojiye ve üretime yatırım yapmaktan geçiyor.

Dünya yapay zekâyı, elektrikli otomobilleri ve enerji teknolojilerini konuşuyor. Ancak geleceğin ekonomik rekabetini şekillendirecek bir başka stratejik alan daha var: Su.

Artık mesele yalnızca su kaynaklarına sahip olmak değil; suyu arıtabilmek, koruyabilmek, yeniden kullanabilmek ve bütün bunları sağlayan teknolojileri üretebilmek.

22 Ekim 2026'da Reuters'ın yayımladığı Çin araştırması, bu açıdan üzerinde düşünülmesi gereken önemli veriler ortaya koydu.


Çin suyu ekonomik güce dönüştürüyor


Çin'in 2025 yılında su filtreleme ve arıtma ekipmanı ihracatı 2 milyar doları aştı. Bu rakam, 2020 yılına göre yaklaşık % artış anlamına geliyor.

Çin Doğal Kaynaklar Bakanlığının verilerine göre ülkede 2025 sonunda 167 deniz suyu arıtma projesi bulunuyordu. Bunların toplam kapasitesi günlük yaklaşık 3,08 milyon tondu.

Dahası, Çinli şirketler yalnızca kendi ülkelerinde tesis kurmuyor. Deniz suyu arıtma membranlarını, filtreleme ekipmanlarını ve mühendislik hizmetlerini Orta Doğu, Afrika ve Asya ülkelerine ihraç ediyor.

Çinli bir şirketin 2025 yılında yurt dışına gönderdiği 30 binden fazla deniz suyu arıtma membranının, günlük 300 bin tonun üzerinde arıtma kapasitesine karşılık geldiği bildiriliyor.

Burada asıl dikkat çekici olan, Çin'in deniz suyundan tatlı su elde etmesi değil.

Çin, kendi su ihtiyacından yeni bir teknoloji ve ihracat sektörü oluşturmaya çalışıyor.

Su arıtma tesisleri kurarken aynı zamanda bu tesislerin ihtiyaç duyduğu teknolojileri geliştiren, üreten ve başka ülkelere satan bir ekonomik yapı oluşturuyor.

Peki, üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye bu gelişmelerin neresinde?


Türkiye su zengini bir ülke değil


Türkiye'nin denizlerle çevrili olması, tatlı su kaynakları bakımından zengin olduğu anlamına gelmiyor.

2026 yılında kamuoyuna açıklanan güncel değerlendirmelerde kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı yaklaşık 1.301 metreküp olarak ifade ediliyor.

Bu değer, Türkiye'nin su stresi yaşayan ülkeler arasında bulunduğunu gösteriyor.

Üstelik mesele yalnızca yeni su kaynakları bulmak da değil. Mevcut suyumuzu ne kadar verimli kullandığımız da önemli.

Tarım ve Orman Bakanlığının yayımladığı verilere göre Türkiye'de içme suyu şebekelerindeki ortalama kayıp oranı 2024 yılında 1,6 düzeyindeydi.

Bu oran, 2015 yılında 9 seviyesindeydi. Dolayısıyla yıllar içerisinde bir iyileşme sağlandığı açık.

Ancak mevcut oran, şebeke yönetimi ve kayıpların azaltılması konusunda hâlâ önemli bir çalışma alanı bulunduğunu gösteriyor.

TÜİK'in 2024 yılı istatistiklerinde ise belediyeler tarafından arıtılan atık suyun yalnızca %1,3'ünün yeniden kullanıldığı görülüyor.

Bu iki veri, suyun yalnızca temin edilmesinin değil, korunmasının ve yeniden ekonomiye kazandırılmasının da önemini ortaya koyuyor.


Peki, neden hâlâ 2024 verilerini kullanıyoruz?


Burada özellikle bir hususun altını çizmek gerekiyor.

Bugün Ekim 2026'dayız.........

© Yeni Mesaj